Pusula Gazetesi'nin kuruluş tarihi ile Osmanlı İmparatorluğu döneminde Dilaver Paşa Nizamnamesi'nin ilan ediliş tarihinin 8 Mayıs olması (8 Mayıs 1867) nasıl bir tesadüf?
Zonguldak insanına akla gelebilecek her türlü eziyetin yapıldığı, silah zoruyla madenlere sokulduğu, eşlerinin rehin alındığı "Mükellefiyet" dönemlerinin başlangıç tarihinde yayın hayatına "merhaba" diyen Pusula, adeta bu şehrin "isyan bayrağı" oldu.
Zonguldak insanına yönelik 8 Mayıs 1867'de başlayan ve adına "Mükellefiyet" denen zulüm bitti mi?
18 Ocak 1940 tarihinde 3780 sayılı Milli Koruma Kanunu'nu çıktı.
Bu tarihten sonra Zonguldak havzasında, Dilaver Paşa Nizamnamesi'ne göre daha baskıcı yöntemler başladı.
28 Şubat 1940 yılında yayınlanan bir kararname ile Zonguldak kömür havzasında "İş Mükellefiyeti Müdüriyeti" kuruldu.
Görevli memurlar, muhtarlar aracığıyla köylerden işçi topladı.
Maden ocaklarında çalışmak istemeyen kaçakları bulmak için de "Tahkimat Komutanlığı" kuruldu.
Uygulama, 1947 yılına kadar sürdü.
Adına "2'nci Mükellefiyet" denilen bu zulüm döneminde de, ocaklarda çalışmak istemediği için kaçanların eşleri gözaltına alındı, türlü işkenceler yapıldı.
1867'de başlayan, 1940'da tekrarlanan bu zulüm, günümüzde farklı şekillerde sürdürülüyor.
Biz ise, ezilen Zonguldak halkının isyan bayrağını taşımaya devam ediyoruz.
Dövülmemize, sövülmemize, vurulmamıza rağmen...
Gündemleri; Pusula ve Ali Rıza Tığ...
Zonguldak'ta bazı gazeteciler, "Pusula ve Ali Rıza Tığ" gündemiyle yaşıyorlar.
Mesela, alın birini, son bir ayda kaç yazı yazmış, yazılarının kaçında Pusula'ya veya Ali Rıza Tığ'a atıf yapılmış, bakın.
Ben, bu arkadaşlara bir yere kadar hak veriyorum.
Gündeme gelebilmek için uyguladıkları bu yöntem doğru.
Ama bu yöntem, sizi bir yere kadar getirir.
Zirveye taşımaz.
Ama siz, Pusula ya da Ali Rıza Tığ'ın yazdıklarının tersini yazarak bir yere gelemezsiniz. Başka gündem yaratmalısınız.
Ben öyle yaptım.
Kapınızın önünü süpürün
Öyle isimsiz, cisimsiz laf sokan, ahlak bekçisi olan bazı kişiler var.
Bunları dinleseniz, dünyanın en namuslu, en ahlaklı adamları sanırsınız.
Ama lütfen, herkes kendi kapısının önünü süpürsün.
Çocuğuyla yatağını ayıramamış kişilerin bize racon kesmesine tahammül edemiyorum.
Kıssadan Hisse: Zalim...
Hz. Ömer, bir beldeyi ziyarete gider, kendisine bal ve süt ikram edilir.
Hz. Ömer sorar:
"Bu beldedeki insanlar bunlardan yiyebiliyor mu?"
"Hayır" yanıtını alır ve derki:
"Alın bunları önümden... Bir yönetici, yönettiği halkın en fakirinin yediğini yemedikçe, giydiğini giymedikçe zalimdir."