Taşkömürünün 1829’da bulunmasıyla tekrar önem kazanan Zonguldak havzası 1882 yılından sonra yabancı sermayenin ilgi merkezi oldu!
Taşkömürü havzasındaki üretim ocakları İngiliz, Fransız, Alman, Belçika, Rus, Yunan ve yerli şirketlerce çalıştırılırdı.
Yöredeki şirketlerinin haklarını korumak, kömür üretimini artırmak bahanesiyle Fransız askerler 08.03.1919’da Zonguldak’ı, 08.06.1919’da da Kdz. Ereğli’yi işgal etti!
Zengin kömür yataklarına sahip Zonguldak’ı Fransızlar, Kırım Savaşı sırasında tanıdılar. XIX. yüzyılın
sonlarında Mimar Yanko’nun Zonguldak’ta liman imtiyazı alması ile Fransız sermayesi Zonguldak’a girdi.
İmtiyazın alınmasından sonra Fransızlar Zonguldak’ı müstemleke haline getirmeye çalıştılar. Zonguldak’ta
kendileri için modern bir mahalle kurdular. Kente konsolos atadılar. Kilise ve okullar açtılar. Sinema, tiyatro, tenis kortları gibi sosyal yaşam alanları oluşturdular. Yerli halk ise yoksulluk içerisinde madenlerde çalıştı.
Koğuşlarda ya da derme çatma barakalarda yaşadı. Zonguldak’a Batılıların giyimleri, yiyecekleri, eğlence hayatları ve ev eşyaları Anadolu’nun diğer şehirlerine göre toplumsal hayata daha önce yansıdı. Ayrıca kültürel etkileşim Zonguldak’ta kültür seviyesi yüksek bir zümreyi ortaya çıkardı. I. Dünya Savaşı sırasında Fransızlar
Zonguldak’tan çıkarıldılar. Osmanlı Devleti savaştan yenik ayrılınca tekrar kente gelen Fransızlar şehri işgal ettiler. İşgalin ilk aylarında tepki ile karşılaşmadılar.
Müdafa-i Hukuk Cemiyetlerinin oluşturduğu milis güçleriyle Fransızlar 18.06.1920’de Ereğli’den, 21.06.1920’de de Zonguldak’tan çekilmek zorunda kaldılar!
Fransızların bölgeden ayrılmasından sonra Zonguldak kabuk değiştirmeye başladı!
Daha çok üretim, daha çok işçi ihtiyacı doğurdu!
Zonguldak köylüsü zorla madenlerde çalıştırıldı, üretime zorlandı!
Bu arada kente dışarıdan gelenler, siyasette ve ticarette egemen oldular!
Fransızların gidişi Zonguldak halkı için çok şeyi değiştirmedi!
Fransızların zorla madene sokup çalıştırdığı Zonguldaklılar, daha sonra jandarma tarafından ‘mükellefiyet’ adı altında madende çalışmaya zorlandı!
Zonguldaklı için değişen tek şey ‘patron’du!
Fransız değil de Türk’tü!
Zonguldak Fransız işgalinden kurtuldu!
Ama bana sorarsanız işgal hala sürüyor!
Şehirde hazine işgali sürüyor!
Kömür kaçakçılığı sürüyor!
Zorlu çalışma koşulları sürüyor!
Zonguldak’ta işgal sürüyor!
Müdafa-i Hukuk Cemiyeti kurup çalışmaya mı başlasak?
Yoksa işgalin kendiliğinden sona ermesini mi beklesek?
Bilemedim!
AKParti’den CHP’ye savruldu!
AK Parti Zonguldak Milletvekili adaylarından bir ismin aracılar vasıtası ile CHP Genel Merkezi’ne gittiği, Zonguldak üçüncü sıradan aday olmak isteğini dile getirdiği ve üzerine düşeni yapmaya söz verdiği iddia edildi!
AK Parti’den bir daha aday olamayacağını düşünen bu kişinin rotayı CHP’ye kırması sürpriz karşılanmadı!
Şahsı tanıyanlar, “Seçilebileceğine inansa Zafer Partisi’ne, hatta İşçi Partisi’ne bile gider” şeklinde yorum yaptılar!
Bunlar akraba mı, akbaba mı?
Zonguldak’ta enteresan işler oluyor!
Saygın bilinen, sağlam parası olan bir iş insanı, ekonomik açıdan zora düşen kayınbiraderinin bankalara olan borçlarını ödeyip mallarına el koymuş!
Kayınbiraderine 100 bin lira maaş bağlamış! İşyerine girmesini yasaklamış!
İnsan zora düşen kayınbiraderinin malına çöker mi?
Sağlam paran var!
Satın alırsın!
İşin başına kayınbiraderini koyarsın!
Kazancından verdiğin parayı alırsın!
Allah kimseye böyle akraba vermesin!
Bunlar akraba mı, akbaba mı belli değil!
Tecrübe tarak gibidir
Friedrich Nietzsche, “Kendi yolundan giden biri, hiç kimseyle karşılaşmaz: Kendi yolunda yürümenin yapısında vardır bu” demiş!
Ben Zonguldak yolunda giderken neden hep erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınların çocukları ile karşılaşıyorum?
Hafta sonuna güzel, anlamlı atasözleri ile girelim:
"Tecrübe tarak gibidir; ama hayat insana kel olduğu zaman verir.”
(Belçika Atasözü)
"Kardeş mecburi arkadaştır, arkadaş seçilmiş kardeştir."
(Çin Atasözü)
Güzel bir şiirle noktalayalım yazıyı:
“Fil çoğalsın, Ebabilden umut kesilmez.
Firavun azsa da, Nil'den umut kesilmez.
Zalimler ölmüyor diye yese kapılma.
Sabret hele, Azrailden umut kesilmez.
(Abdurrahim Karakoç)