Zonguldak'ın en çok haber üreten gazetesi, Pusula...

En çok haber yayınlayan internet sitesi, Pusula...

En güçlü arşive sahip yayın organı, yine Pusula...

Google'ye girip Zonguldak'la ilgili ne ararsanız, yolun sonu Pusula'ya çıkıyor.

Böyle olunca, Zonguldak'ın en etkin yayın organlarından biri kendiliğinden Pusula oluyor.

Bu başarı kendiliğinden gelmedi.

Kuruluşumuzdan bu yana emek veren onlarca insanın alın teri, emeği, fikri var bu başarıda.

Şöyle bir çırpıda bakacak olursak; yıllarca Genel Yayın Yönetmenliğimizi yapan Atilla Öksüz ile İlknur Yılmaz İpekçi'yi unutmak mümkün mü?

Ve daha niceleri...

Pusula, bir çabanın ürünüdür.

Pusula, bir gazeteci kuruluşudur.

İmtiyaz sahibi gazetecidir.

Arkasında bir sermaye grubu yoktur.

Bir sermaye grubunun çıkarlarını korumak için kurulmamıştır.

Pusula, Zonguldak'ın çıkarlarını korumak için kurulmuş bir yayın organıdır.

Pusula, hep aynı kişilerin hedefi oldu.

Şahsıma yönelik saldırılar, sanki tek merkezden, tek elden gibi oldu.

Ama sonuç hiç değişmedi.

Bu can, bu tende olduğu sürece mücadelemiz sürecek.

Bize bu kutlu yolculukta maddi-manevi destek veren, yanımızda olan, dualarını eksik etmeyen herkese teşekkür ediyorum.

Ve elbette bizimle birlikte yürüyen yol arkadaşlarıma...

Ve elbette geçmişte bizimle birlikte yürüyen dostlarımıza...

Nice 14 yıllara...

Zonguldak deneme tahtası...

Madenci Anıtı'nın arka kısmında kalan Bülent Ecevit Caddesi'ne doğru yol, ortadan ikiyi bölünmüştü.

Hani şu, "İlkokulu bitirdim, ortadan ayırdılar beni" esprisinde olduğu gibi...

Şimdi yeniden açılmış.

Bizim uygulamalarımız altı ay-bir sene sürmüyor.

Zonguldak deneme tahtası, Zonguldaklı de denek insanı oldu!

Nasıl olsa sesi çıkmıyor.

Sahibi de yok.

Bir öyle deneyelim...

Olmadı böyle deneyelim.

Lütfen bizim sabrımızı sınamayın.

Kıssadan Hisse: Görev şuuru...

Osmanlıların ilk Şeyhülislamı Molla Fenari (1350-1431), Şeyhülislam olmadan önce Bursa Kadısıydı.

Onun kadılığı sırasında bir adam pazardan bir at satın aldı.

Fakat alışverişin hemen arkasından atın hasta olduğunu fark etti.

Geri vermesi gerekiyordu, ama satın aldığı adam, "zorluk çıkartır, atın hastalığını kabul etmez" diye önce kadıya gidip resmi kanaldan işi sağlama bağlamak istedi.

Mahkemeye gittiğinde, kadıyı (Molla Fenari) yerinde bulamadı.

İşini ertesi güne bıraktı.

Fakat at, o gece öldü.

Adam, ertesi gün olanları kadıya anlattı, mağdur olduğunu, ne yapması gerektiğini sordu.

Molla Fenari, "Senin zararını ben ödeyeceğim" dedi.

Adam hayretle kadıya baktı, "Niçin siz ödeyeceksiniz, konuyla hiçbir ilginiz ve suçunuz yok ki..." dedi.

Molla Fenari, "Evet, öyle görünüyor, ama aslında benim de suçum büyük. Eğer sen dün makamıma geldiğinde ben yerimde olsaydım, olaya müdahale eder, atı geri verdirir, paranı iade ettirirdim. At da sahibinin elinde ölmüş olurdu. Bu imkan şimdi yok olmuştur. Senin zararına, benim makamımda bulunmamam sebep olduğu için zararını ben ödeyeceğim" dedi ve ödedi.