Bir kabus mu bu?
Tatilden dönüyorum.
Evde sular akmıyor, işyerinde sular akmıyor.
Dahası, koca kentte sular akmıyor.
&[#]8220;İnsan kalitesi&[#]8221;nden yakınanlara, &[#]8220;yönetici kalitesi&[#]8221;ni hatırlatmakta yarar var.
Düşünsenize&[#]8230;
Zonguldak&[#]8217;ı yönetenleri alıp beş yıldızlı bir oteli ya da tatil köyünü yönettirsek, ne olurdu?
Hadi birlikte düşünelim&[#]8230;
Bence büyük bir rezillik olurdu. Otel kısa sürede batardı.
Ama sular kesilse, &[#]8220;Tamir ediyoruz canım&[#]8221; diye geçiştirilmek istenirdi.
Ama turistler ayağa kalkardı. Yönetici kalitesi düşük olunca, çalışan kalitesi de düşük olurdu. Yemekler berbat, otel pislikten geçilmezdi.
Güvenlikçiler hart-hurt, cart-curt davranırdı.
Hem otelin, hem ülkenin kariyeri yerle bir olurdu.
Alafranga tuvaletler, alaturka olurdu.
Turist tuvalette yapacak yer arardı!
Çevre düzeni&[#]8230; Ne düzeni, ne çevresi&[#]8230;
Şehrin içinden pok akan bir kenti yönetenlerin yönettiği otelin içinden pok akmaz mıydı? Elektrikler sık sık kesilir, odalarda sıcaktan insanlar ölebilirdi.
Yöneticiler otele çocuklarını yerleştirdikleri için iş verimi hepten düşerdi.
Mavi bayraklı plaj en kısa sürede rezil olurdu. Çünkü sahiline çöp döken, termik santral atığını denize boşaltan bir kentin yöneticisi, otelde arıtma tesisi kurar mı?
Poku salardı denize&[#]8230;
Otele aracıyla gelenlerden hemen park ücreti almaya, beceremeyince de, otelin otoparkını özelleştirmeye çalışırlardı.
Otele çalışan olarak akrabalarını tıkıştırdıkları için temizliği de yaptıramazlar, özel sektöre ihale ederlerdi. E hadi ihlale etmişken, yemeği de ihale ederlerdi. Sonra bu yükten kurtulmak için oteli de özelleştirirlerdi&[#]8230;
Sizce de öyle değil mi?
Kıssadan Hisse: Eşeğin gölgesi
Atina´da önemli bir tartışma yapılırken, kürsüye Demostenes çıkar, ancak dinleyiciler sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Demostenes, "Bir hikâye anlatıp ineceğim" der ve anlatmaya başlar:
"Uzun zaman önceydi, bir delikanlı Atina´dan Megara´ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adamın da Megara´da işi vardı, beraber yola düştüler. Konuşa konuşa giderlerken, öğle sıcağı bastırdı, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için bir su başına çöktüler. Ama ortalıkta hiç gölgelik yoktu ve eşeğin sahibi yemeğini alıp eşeğinin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna içerledi, ´Sen çekil gölgeden, ben oturacağım´ dedi. Beriki itiraz etti: ´Ben oturacağım, çünkü eşek benim.´ Delikanlı, &[#]8216;Ama ben eşeği kiraladım´ deyince, eşeğin sahibinden, ´Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil´ cevabını aldı ve aralarında kavga çıktı."
Hikâyenin tam burasında Demostenes kürsüden iner yürümeye başlar. Dinleyiciler, "Sonunda ne oldu, sonunu anlat" diye bağrışmaya başlayınca, ünlü filozof, kürsüye döner:
"Sizin için çok önemli bir konuda bir şeyler anlatmaya çalıştım, dinlemediniz. Şimdi ise eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz. Ne fikrimi söyleyeceğim, ne de eşeğin gölgesine ne olduğunu..."
Kürsüden iner, yürür gider.
Günün Fıkrası: Onların da temsil hakkı var
Seçim öncesi listeleri düzenleniyordu.
Genel Başkan, bir öneride bulundu:
&[#]8220;Aday listesine Ali Bey´i mutlaka alın.&[#]8221;
Hemen itirazlar yükseldi:
&[#]8220;Ama efendim, o aptalın biridir.&[#]8221;
&[#]8220;Memleketimizde hatırı sayılır oranda aptal var. Onların da temsil edilmek hakkıdır.&[#]8221;
Günün Sözü:
İnsan bir çay poşetine benzer: Sıcak suyun içine atana kadar gerçek rengini bilemezsiniz.
C.Bruno