Zonguldak şöyle uçuyor!
Zonguldak böyle kaçıyor!
Bakıyorsun nüfus artmamış!
Zonguldak insanı iş aramak için büyük kentlere göçmüş!
TTK’ya işçi alınacak diye ikametlerini Zonguldak’a alıyorlar!
İşe giremeyince yeniden doydukları yere dönüyorlar!
Ne kadar ilginç değil mi?
Biz doğdumuz yerde doyamıyoruz!
Bizim doyamadığımız yeri soyanlar doyuyor!
Peki bu kent soyulurken kimler göz yumuyor?
Soyanlar ile doyanlar hemşehri dayanışması yapıyorlar!
Biz Zonguldaklılar için ise bu kent koşu bandına dönüştü!
Koştuğumuzu sanıyoruz ama hep aynı yerde tepinip duruyoruz!
Birileri koşu bandını yerinde oynatıyor!
Bazen geri bile gidiyoruz!
Bu kentte doğanların sözü geçmiyor!
Soyanların ve doyanların sözü geçiyor!
Onlar ileri gidiyor!
Zonguldak geri gidiyor!
Zonguldakspor Futbol Kulübü Türkiye 3. Ligi’nde mücadele ediyor!
Bu durum bile Zonguldak’ın ekonomik sosyal durumunu ortaya koyuyor!
Trabzon, Samsun, Kayseri, Gaziantep, Sivas Süper Ligde!
Bu bir tesadüf olabilir mi?
Ama bizim siyasetçilere bakarsanız hepsi Süper Ligde!
Çetin Bozkurt’tan haber yok!
Devrek’te gazeteci yok mu?
Zonguldak’ta gazeteci yok mu?
Devrek Belediyesi’ndeki yolsuzluk soruşturması kapsamında gözaltına alınan, çıkarıldığı mahkemece ev hapsi ile cezalandırılan CHP’li eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt ne yapıyor?
Bir Allah’ın kulu sorsa!
Cumhuriyet Alanı’nda gevşek gevşek gülüyor, dalga geçiyordu!
Evde nasıl vakit geçiriyor!
Canı isteyip de yapamadığı bir şey var mı?
Misafir kabul edebiliyor mu?
Polisler kapısına günde kaç kez geliyor?
Ayağında kelepçe var mı?
Parasını ödemeden annesinin üzerine yaptığı villanın balkonunda bir fotoğrafı olsa!
Hiç mi aklınıza gelmiyor?
Böyle bir haberi nasıl atlıyorsunuz?
Fare ile sıçan!
Olgun bir fare, genç bir sıçandan, vücut uzunluğuna kıyasla daha büyük kulakları ve daha uzun kuyruğu ile ayırt edilebilir. Genç bir sıçanın ayakları ve başı da fareye kıyasla vücuduna kıyasla belirgin şekilde daha büyüktür. Fareler genellikle açık gri veya kahverengi renktedir, karınlarında daha açık bir gölge vardır!
Bizde de bir sıçan var!
Biz onu arkasında bıraktığı pislikten tanıyoruz!
Bedava peyniri koyduk!
Kapanı kurduk!
Kokuyu aldı!
Yakında sesini duyarız!
Atasözleri
“Düşmanın karınca olsa kendini merdane tut” sözünü duydunuz değil mi?
‘Düşmanın ne kadar güçsüz olursa olsun dikkat et, uyanık ol’ anlamında kullanılır.
Bir de “Kedinin kabahatini önüne koyarlar, öyle döverler” atasözü vardır!
‘Cezalandırılan kimse suçunun ne olduğunu bilmelidir ki o suçu bir daha işlemesin’ anlamında kullanılır!
Bizim atasözlerimizin her birinden kitap yazılır!
Mesela, “Deli dostun olacağına akıllı düşmanın olsun” atasözünün zenginliğine bakar mısınız?
Akılsız kimse iyi niyetli olsa dahi yaptığı işin ne gibi kötü sonuçlar doğuracağını hesap edemez. Dostuna bilmeyerek fenalık edebilir. Akıllı düşmanın yapacağı kötülükse akıl yoluyla sezilir ve gereken tedbir alınabilir.
Günün Fıkrası: Hırsız
İki hırsız çift evlenmişler. Kadın da hırsız, erkek de...
Kadın bir müddet sonra hamile kalmış. İkisi de nasıl sevinmişler nasıl sevinmişler!
Doğum günü gelmiş, bir pürtelaş, mahallelerindeki ebe kadını çağırmışlar. Ebe kadın doğumu yaptırıp gittikten sonra erkek sevinçle karısının yanına gelmiş. Kadın büyük bir mutlulukla "Kara bir çocuğumuz oldu kocacım, hadi gözün aydın!" demiş.
Fakat bir bakmışlar ki, kara çocuk sağ elini sıkı sıkı yumuyor. Annesi merak etmiş, açmaya çalışmış, velet zorluyor. Uğraşmış, güç bela çocuğun sımsıkı kapattığı sağ elini bir de açmış ki!
Ne görse beğenirsiniz?
Kara şoparın sağ elinde, ebe kadının alyansı yok mu?
Velet, kaşla göz arasında kendini doğurtan Ebe kadının alyansını araklamamış mı?
Annenin de babanın da memnuniyetten ağızları kulaklarında... Bu arada bir de bakmışlar, velet bu sefer de sol elini sıkı sıkıya kapatmış!
Bu sefer erkek merak etmiş, merakla oğlunun sıkı sıkıya yumruk yaptığı sol elini açmaya çalışmış! Nihayet güç bela açtığında kahkahayı patlatmış!
"Heyt be! Benim kara çocuğum tam da bubasının oğlu!"
Çocuğunun sol elinde bu sefer, demin, sağ elini açmaya çalışan annesinin yüzüğü yok muymuş!
Baba oğlunu kucaklamış, keyfinden dört köşe çocuğunu öpmeye çalışırken, kadının kahkahası patlamış!
"Fazla keyiflenme!" demiş. "Bu sefer de, sağ elini tekrar kapatmış!"
Parmağındaki alyansının yokluğuna şaşkın baba sevinçten gevrek gevrek gülerek kadını tamamlamış:
"Hanım! Bizim bu kara çocuk büyüdüğünde bütün şehri soyup soğana çevirmezse ben de ne olayım!"