AK Parti'den, 3 Ocak 2025 Cuma akşamı yapılan paylaşım, basında şöyle haber oldu:
“Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Zonguldak’ta siyasi partilerin İl Başkanlarının bir araya geldiği toplantının detaylarını paylaştı. Zonguldak için aynı masaya oturan İl Başkanları; sorunları konuştu, çözüm önerileri aradı. AK Parti tarafından atılan adımda, Zonguldak’ın geleceği için toplantıların rutin hale getirilmesinin hedeflendiği açıklandı. Siyasi partilerin bir arada olacağı ikinci toplantı, CHP İl Başkanı Devrim Dural’ın ev sahipliğinde yapılacak.”
AK Parti Zonguldak İl Başkanlığı Kongresi’ne tek aday olarak giren ve salondan daha güçlü bir "İl Başkanı" olarak çıkan Mustafa Çağlayan, Zonguldak siyasetine damga vuracak bir hareket yaptı.
AK Parti içinde birlik-bütünlüğü sağlayan Mustafa Çağlayan, şimdi de Zonguldak siyasetinde birlik-beraberliği sağlamak için çok önemli bir adım attı.
Bu toplantının ikincisi, CHP İl Başkanı Devrim Dural’ın başkanlığında olacak.
Zonguldak İl Başkanlarının genel siyaset üzerinden birbirlerini eleştirmek yerine, kol kola girerek kentin sorunları için çaba gösteriyor olması çok önemli...
İnşallah, bu birliktelik, genel siyasete kurban gitmez!
İnşallah, bu birliktelik, kişisel çıkarlara kurban gitmez!

Yetiş ya Muhammed, yetiş ya Ali...

İçinden çay geçen ilçeyi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne çevirmişler!
İlçe; Zonguldak, Bartın ve Karabük’ün kumar merkezi olmuş!
İlçenin ileri gelenleri, dere kenarındaki restoranda kumar oynuyor!
İlçe dışından gelenler, caminin kenarındaki terasta kumar oynuyor!
Acayip bir sistem kurulmuş!
Bartın ve Karabük’ten hafta sonu, içinden çay geçen ilçeye gelip, çelik-çomak oynuyorlar!
Ne tabela var, ne kumarhane havası!
Çek örtüyü, bas parayı!
İlçenin göbeğinde!
Kaymakamlığın 150 metre ötesinde!
Caminin 50 metre yanında!
Kumar oynarken, paran mı bitti?
Erbank devrede!
Para makinesi!
Kaç lira lazımsa, Erbank sayıyor eline!
Tabi ki faiziyle!
Belediye başkanı, bu mekanı kapatacağını söylemiş ama unutmuş!
Kolluk gücü, burayı görmezden gelmiş!
Gerçi, görmezden gelen kolluk, ilçeden gönderilmiş!
Acaba bu mekanı, şimdi hangi kolluk gücü koruyup kolluyor?
O kan, bu kan mı, merak ettim!
Yalan mı Yaşar!
Karakolda doğru söyler, kumar oynarken şaşar!
İnsanlar bağırıyor!
Yetiş ya Muhammed!
Yetiş ya Ali!
Ali yetişti!
Sıra Muhammed de!
Dere kenarındakine dokunmak zor!
Orada kodamanlar oynuyor!
Kamera tertibatı filan var!
Kolluk gelirken, kumar masası, içki masasına dönüyor!
Orayı önden değil, arkadan basmak lazım!
Önler iyi ama arkalar ı-ıhhh!

Sağlıkta çelik-çomak oyunu!

Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Avni Çelik!
AK Parti Devrek İlçe Kadın Kolları Başkanı Diş Hekimi Nergiz Çelik!
Kızları Dr. Yasemen Çelik ile oğulları Dr. Enes Çelik!
Baba, oğul ve kız, Devrek Devlet Hastanesi’nde!
Anne, partide!
Bir çocuk daha var!
O da doktor!
Merve Çelik!
Devrek Devlet Hastanesi’nde staj yapmış ya da çalışmış, gitmiş!
O da gelsin!
Aile bütünlüğü sağlansın!
Devrek’te çelik-çomak oynansın!
Bitmedi...
Devrek’te bir tıp merkezi var!
Başhekim Avni Çelik, oranın da ortağı!
Eşi AK Parti Devrek İlçe Kadın Kolları Başkanı Nergiz Çelik de orada diş hekimi olarak çalışmış!
Yetmedi...
Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Avni Çelik, Çaycuma Devlet Hastanesi’nin de başhekimi!
Aslında Başhekim Avni Çelik’i, "Zonguldak İl Sağlık Müdürü" yapalım!
Tüm hastaneleri de ona bağlayalım!
Eşini ve çocuklarını, birer hastaneye başhekim yapalım!
Ailece rahat etsinler!
Sağlığı bu aileye bırakırsak, hiç olmazsa Devrek’te siyaseti bu aileden kurtarabiliriz!
AK Parti Devrek İlçe Kadın Kolları Başkanı Nergiz Çelik’in hırsı, AK Parti Devrek İlçe Başkanı İsmail Cinbir’i yaktı!

Ayıp değil mi doktor?

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Beden Eği̇ti̇mi̇ ve Spor Yüksekokulu’nda görev yapan Dr. Hüseyin Hakan Kudak’ın adı, bir olaya karıştı!
Polis, ifadesini aldı!
Mağdur öğretmen, şikayetini çekmezse, yargılanacak!
"Doktor" sıfatı taşıyan bir öğretim görevlisinin yapacağı iş değil!
Öğrencilerinize bu durumu nasıl açıklayacaksınız?
Görüntülerinizi izledim...
Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi adına utandım.
Bence, siz de yaptığınızdan utanın!
Ve gereğini yapın!

Kıssadan Hisse: Kibrit çöpü...

Kibrit kutusundaki kibritler, toplumun içinde yaşayan insanlar gibidir. Hepsi birbirinin aynısı gibi görünseler de her biri farklıdır. İnsanın yaşamı gibi her bir kibrit, önce yanar ve sonunda kül olup sönüverir ama etkileri farklı farklı olur. Kimi kibrit çöpü, bir amaca hizmet etmek için yanar, kimi amaçsız tüketir ömrünü... Kimi yanarak zarar verir çevresine…
– Bazıları öyle incedir ki, "her an kırılacak, yanmaz" diye düşünürsünüz ama en iyi de onlar yanar.
–  Bazıları öyle kalındır ki, "yanınca hiç sönmeyecek" diye düşünürsünüz ama alev bile almadan ucundaki kimyasal madde bir anda yanıp sönüverir.
– Kimileri düzgün değildir ama yine de eksiksiz görevini yerine getirir. 
– İlk yanan kibrit çöpleri hep en üstekilerdir.
– Binlerce kibrit çöpü bir ağaçtan çıkar da, bir kibrit çöpü yeter koca bir ormanı yakmaya…
– Islanmış bir kutuda yanabilecek kuru bir kibrit kalmamıştır artık… İnsan, içinde yaşadığı toplumdan ayrı düşünülemez, ister istemez etkilenir. 
– Bazı kibrit çöpleri, kutuda aykırı bir şekilde diğer yöne bakar ve kutu açıldığında ilk önce onlar fark edilir ve ilk önce onlar yanar. 
– Bazı kibrit çöpleri, birbirine yapışıktır. Biri yanınca, diğeri de yanar.
– Bazı kibrit çöpleri de kendisiyle birlikte kutuyu da yakan kibrit çöpleridir. İçinde bulundukları toplumu da beraberinde yakarlar.
– Bazı kibrit çöplerinin ucunda yanıcı kimyasal maddesi yoktur. Çöp olmaktan öteye geçemez. Kutu içinde amaçsızca, işe yaramadan öylece durur. Toplumun içerisinde amaçsız ve işe yaramadan yaşar giderler. 
Hayat akarken, kibrit çöpü karar vermez nasıl ve neden yanacağına... İnsan bulunduğu toplumda kendi yolunu çizebilir, kader izin verdiği ölçüde…