İki dişi dana, bir tosun, bir inek…

Küçükbaşlar da var.

İki koyun, bir kuzu…

Birkaç tane de tavuk…

60 metrekare sera…

Anamın uğraş alanları…

- Anacığım bu kadar yoz mala bakma…

Dinlemiyor.

“Yoz” dediğimiz…
Verimsiz olanlar.

Ufak danalar...

Büyük inekler kadar yem-saman yerler.

Ancak gelişmezler.

Belli zaman sonra, satsan…

Yedikleri samanın parasını ödeyemezler.

Zararına kendilerine hizmet ettirirler.

Yorulduğun yanına kar kalır.

Eğer iş zararına dönmeden satışı gerçekleştirebilirsen…

Anam iyi bir hayvansever…

Kolay kolay vazgeçmiyor ahırdakilerden.

Verim alamasa da…

Zarar etse…

Ne zaman ki, başka ihtiyaç duyar…

Ya da hayvanın kapıda beslenecek durumu kalmaz…

O zamana kadar devam eder bakmaya…

Tabi biz öyle bakmıyoruz.

Matematik ne diyor?

“Bakma” diyor.
Anlatıyorum.

Olaya duygusal bakıyor.

Ahırdakileri göndermek istemiyor.

Uzun çabalar sonuç verdi.

Geçtiğimiz hafta telefon etti.

- Biz eniştenlere gidiyoruz.

- Hayırdır.

- Danaları verip bir inek alacağız. Anlaşabilirsek.

- Anlaşmaya bakın. Üçüne-beşine bakmayın. Zarar etmezsiniz.

Gittiler.

Anlaşmışlar.

Bir-iki gün sonra yine görüştük.

Hal-hatırdan sonra…

- İnek nasıl? Memnun musunuz?

- Keşke seni daha önce dinleseydik.

- Olsun. Üzülme, zararın neresinden dönersen kardır.

- Ahıra gittim. İki inek. Altını temizledim. Sütünü aldım. İşim hemen bitti.

- Bak daha az çalışmışsın. Hem de süt almışsın.

- Boşuna çile çekmişim.

- Üç dana bir inek etmez.

Anamın büyükbaş çilesi bitti.

Daha az hayvan bakacak.

Daha çok verim alacak.

Hatta ileride inekten bir de buzağı alacak.

Küçükbaşlara gelince…

Onları da kurban kesecek.

[*] [*] [*] [*]

Derneklerimiz ve sendikalarımız var.

Hepsi “yoz”…

Siyasete bakalım.

Muhalefet bile çıkıp iki kelime edemiyor.

Bu işi daha yukarılara taşıyabiliriz.

Şöyle etrafımıza bakalım.

Bolu, Düzce, Bartın, Karabük…

Kaçar milletvekili var sizce?

Bizden az?

Üniversitelere bakın.

Kaçar öğrencileri var?

Bizden fazla.

Sanayilerine bakın.

Gelişmeye bakın.

Hibelere, desteklere bakın.

Hepsinin durumu bizden iyi…

[*] [*] [*] [*]

Sonuç;

Kalabalık olmak önemli değil.

Önemli olan verimli olmak…

Sekiz piyonun olacağına, bir vezirin olsun.

Beş milletvekilin olacağına, bir bakanın olsun.

Bu örnekler çoğaltılabilir.

Onu da karıştırdın…

Bektaşi’nin besili bir ineği ve uyuz bir eşeği varmış.

İneğin sütünü satar, eşeğe bakarmış.

Bu durum canına tak etmiş.

- Ey ulu Allah’ım, beni bu eşekten kurtar.

Ertesi sabah ahıra girdiğinde ne görsün.

İnek ölmüş, eşek ayakta…

Çağırmış komşularını.

- Bu yerde yatan nedir?

- İnek…

- Şu ayakta duran nedir?

- Eşek…

- Ey ulu Allah’ım senden kırk yılda bir şey istedim. Onu da karıştırdın.