Hem doğum günüm, hem de Babalar Günü olunca, çok güzel mesajlar aldım dün
Bunlardan biri şöyleydi:
"Ali Rıza´m;
Sürekli altı oyulan ve sürekli eksilen bir toprağın insanlarıyız biz
Böyle bir toprağın insanları;
Yalnız kalmayı, yalnız ayakta kalmayı ve çaresizliğin yanlışları dört bir yanı sarmışken doğruda kalmayı becerebilmeliler...
Her şey kaybetmeyi gösterirken, kazanmayı becerebilmeliler...
Bana göre; sen bunları bu güne kadar becerdin...
Yeni yaşında da; derin bir nefes al, gülümse ve yeniden devam et kardeşim...
Devam et..."
Aylardır göremediğim, konuşmadığım bir büyüğümün, bir dostun yüreğimin derinliklerini okuyabilmesi çok mutlu etti beni.
"Derin bir nefes al, gülümse ve yeniden devam et kardeşim... Devam et..."
Öyle yapacağız...
Derin bir nefes alıp, gülümseyeceğiz ve yola devam edeceğiz.
Herkes işine baksın...
Bugün çok şey yazmak istiyorum aslında.
Bir o kadar da yazmak istemiyorum.
Ama fiyatı artmasın, hep ucuz kalsın diye susuyorum.
İmar kıyağı geçtiği adamım oğluna kızını yaslayan politikacıyı yeniden ele alsam mesela
Bedavadan gündeme gelecek, ona yanıyorum.
Borcu karşılığında çok ilginç bir teminat gösteren işadamını yazsak, Zonguldak ayağa kalkar, değil mi?
Yazın şu sıcak günlerini daha fazla ısıtmayalım isterseniz.
Herkes işine baksın.
Kıssadan hisse: Mutluluğun peşinden gitmek
500 kişi bir seminerdeydi.
Birden konuşmacı durdu ve bir grup çalışması yapmaya karar verdi.
Herkese bir balon vererek başladı.
Herkes gazlı kalemle balonuna adını yazmalıydı.
Herkes deli gibi mutluluğu arıyor ve nerede olduğunu bilmiyor.
Bizim mutluluğumuz, başkalarının mutluluğunda gizlidir.
Onlara mutluluk verin; sizinki size gelir.
Ve insanların yaşam amacı da budur...
Mutluluğun peşinden gitmek..."