Zonguldak’ta, Sağlık Bakanlığı’nın hekim atamalarını açıklama yarışı başladı!
Bakın "hekim getirme" değil, "açıklama" yarışı!
Son aylarda Sağlık Bakanlığı’nın hekim atamalarını ilk açıklayan isim, AK Parti Zonguldak Milletvekili Avukat Saffet Bozkurt oluyor!
Sonra aynı listeyi, AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı açıklıyor!
Ama Devrek’e tek bir hekim bile atanmamış!
Saffet Bozkurt’un açıkladığı listede de Devrek’e hekim yok!
Muammer Avcı’nın açıkladığı listede de Devrek’e hekim yok!
AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, listeyi açıklamadığı için Devrek’e hiç hekim yok!
"Liste açıklama yarışı" yerine, "hekim getirme yarışı" yapsak, sorun çözülecek!
Liste getirme konusunda kendisiyle yarışan tek milletvekilimiz var!
Avukat Saffet Bozkurt...
Sağlık Bakanlığı’nda yatıyor!
Yatıyor, Ereğli ve Alaplı’ya hekim!
Kalkıyor, Ereğli ve Alaplı’ya hekim!
“Saffet Bey, siz sadece Ereğli ve Alaplı’nın milletvekili misiniz?” diyeceğim...
“Evet” diyeceği için bu soruyu sormuyorum.
Peki, AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Muammer Avcı ve Ahmet Çolakoğlu, Devrek’e hekim getirmek için hiç girişimde bulundular mı?
Yanıt verirlerse, yayınlarım.
Ama ben, bu olayda başka bir kişiyi daha sorumlu tutuyorum.
O da Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Avni Çelik!
Avni Çelik, Devrek’te bir sağlık merkezinin ortağı!
Hastane ne kadar kötü olursa, onun işi artıyor!
Hastanede serum taktıramayan, sağlık merkezine koşuyor!
Devrek Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Avni Çelik’e soralım...
Devrek Devlet Hastanesi’nin hekim ihtiyacını, milletvekillerine, Bakanlığa ilettiniz mi?
Sağlık Bakanlığı’nda "arkanız" olduğu için kendinizi güçlü sanıyorsunuz!
O halde Sağlık Bakanlığı’ndaki "arkanız"dan hekim talebinde bulundunuz mu?
Beyler...
Devrek, bu ilin en özel ilçelerinden biri...
Bizim de memleketimiz...
Doktor ihtiyacı had safhada...
Bu yönde şikayetler alıyoruz.
İlk atamada Devrek’in doktor ihtiyacından hiç olmazsa bir bölümü karşılanmazsa, papaz oluruz!
Başhekimden başlarız!
Milletvekiline kadar gideriz!
AK Partililere sesleniyorum...
Devrek halkına "oy" dediniz verdi!
Genel seçimde verdi!
Yerel seçimde verdi!
Daha ne istiyorsunuz?
Değiştirin şu başhekimi!
Devreklinin dilinden, Devreklinin halinden anlayan birini getirin.
"Kendini değil, kentini düşünen" birini getirin.
Sözü şöyle bağlayalım...
Sevgili Saffet Bozkurt...
Önümüzdeki atamada Devrek için sizden özel ilgi ve alaka bekliyoruz.
Eğer Devrek yine sıfır çekerse, vallahi bozuşuruz!
Sevgili Ahmet Çolakoğlu...
Sen, bizim eniştemizsin...
Eğer Devrek önümüzdeki atamada da sıfır çekerse, billahi bozuşuruz!
Muammer Avcı ile zaten bozuşuğuz!
Eğer Devrek için bir çaba göstermezse, yine bozuşuruz!
Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, hem belediyeyi soyan hırsızlarla uğraşıyor...
Hem de yıllardır yapılmayan hizmetin peşinde koşuyor.
Devrek’i yeniden imar etmeye çalışıyor.
Adamı bir de doktor peşinde koşturmayın.
Eğer Devrek’in doktor ihtiyacını karşılamayacaksanız, Özcan Ulupınar, önümüzdeki dönem milletvekili adayı olur, haberiniz olsun!
Sonra siz hasta olursunuz, size doktor ararız!
Zonguldak İl Sağlık Müdürü Ertuğrul Güner...
Sizin de bilginiz olsun!
Devrek’in hekimlere ihtiyacı var.
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Tosun’a selam söyleyin!
Onun da hekime ihtiyacı var!
Kendinle birlikte derneği öldürme!
Zonguldak’taki sivil toplum kuruluşu başkanları, o koltukta ölmek istiyorlar!
Yani başkan olarak ölünce, cennete gideceklerine inanıyor olabilirler mi?
Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkanı Mustafa Emen, kongrede bir daha aday olmayacağına dair söz verdi!
Kongre takvimi belli oldu!
Yeniden aday olacağını söyledi!
Derneğe yapılan üyelik başvurularını kabul etmiyor!
Karaelmas Gazeteciler Derneği’nin Osman Sav’a ait internet sitesinin bürosu olarak kullanılması için başkanlığa devam etmek istiyor!
Mustafa Emen, gazetecilikten emekli değil!
TTK’dan emekli!
Ama koltukta ölmek için ilerleyen yaşına rağmen derneğin önünü açmıyor!
Gençlerin taleplerine karşı çıkıyor!
Mustafa Emen, bunu kendi iradesiyle yapmıyor!
Diyelim ki, Mustafa Emen kongreyi kazandı, başkan oldu!
Ne olacak?
Karaelmas Gazeteciler Derneği, İmza Gazetesi’nin bürosu olarak kullanılmaya devam edecek!
"Osman Sav büro kirası vermesin" diye Zonguldaklı gazeteciler; üç ayını Giresun’da fındık toplayarak, 3 ayını hastanede tedavi olarak geçiren birinin başkanlığı altında kalmak zorunda mı?
Mustafa Emen, başkanlığı bırak, derneğin önünü aç!
Sağlığın ile ilgilen!
Fındık topla!
Topladığın fındıkları ye!
Yarın geç olabilir!
Başkan olarak ölmene gerek yok!
Ölsen bile biz, senin için “Karaelmas Gazeteciler Derneği Başkanlarından Mustafa Emen” diye yazarız!
Kendinle birlikte Karaelmas Gazeteciler Derneği’ni öldürme!
İnsanlara kendini güldürme!
Yarın gazeteciler oraya gelir, eylem yapar, rezil olursun!
Kendi hakkını savunamayan kişi, gazeteci olabilir mi?
Üyelik hakkı engellenebilir mi?
Rahmetli Yusuf Günaydın’ın yaptığını Mustafa Emen yapıyor!
Bunların hepsi aynı!
Koltuğa oturan bir daha kalkmıyor!
Denizde kum, deryada para!
Belediyeyi soyan ekipten birinin eşinin üzerinde villa çıkmış!
Bu kadına, villayı nasıl aldığı sorulmalı!
Kredi mi çekmiş?
Babasından miras mı kalmış?
Yoksa numaradan ayrıldığı eşinden gelen para ile mi almış?
Değirmenin suyunu merak ediyoruz!
Bir kadın, 10 milyon liralık villayı nasıl alır?
Bırakın kadını kardeşim...
Maaşlı biri, 10 milyon liralık villayı nasıl alır?
Sadece villa da değil!
Yazlık var, kışlık var, Ankara’da daire var, İstanbul’da daire var!
Balıkesir’de yazlık var!
Filyos’ta daire var, içinden çay geçen ilçede daire var!
Bu nasıl bir değirmen ki...
Su, hep bu değirmene akıyor!
Banka gibi kadın!
Denizde kum, deryada para!
Demek ki, herkes gelip parayı buna yatırıyor!
O da parayı kaldırıp kaldırıp emlak sektörüne yatırıyor!
Kaldırıyor, bir daha yatırıyor!
Başka bir izahı var mı bunun?
Kıssadan Hisse: İnci ...
İstiridyenin biri, diğer istiridyeye dert yanıyordu:
"Arkadaş, içimde çok büyük bir sıkıntı var. Yoğun bir sancı çekiyorum. Hiç keyfim yok, devamlı eza ve cefa içindeyim. İçimde, kocaman ve ağır bir şey var."
Diğer istiridye, arkadaşına kendinden memnun cevap verdi:
"Arkadaş, benim öyle bir derdim yok. İçim rahat, boş, hiçbir sancı hissetmiyorum. Rahatça hareket ediyorum. Sıhhat içindeyim."
İstiridyelerin konuşmalarına kulak misafiri olan, oradan geçen bir yengeç, "hiçbir sıkıntım yok" diyen istiridyeye dedi ki:
"Sen 'hiçbir sıkıntım yok, rahatım' diyorsun. Ancak biliyor musun, arkadaşına sıkıntı veren, ona sancı çektiren o kocaman şey, çok değerli ve sınırsız bir güzelliğe sahip bir inci..."
Hisse: Hayat akarken, bazen çekilen acılar ve sıkıntılar, güzelliklerin doğması için gereklidir. Her anne için ona acılar ve sıkıntılar veren bebeği çok değerli, büyük ve güzel bir inci değil midir?