Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK), Zonguldak'ın ve bölge insanının "kırmızı çizgisi"dir.
Zonguldaklının anavatanıdır, "Zonguldak" denince akla gelen ilk isimdir.
Stratejik önemi bulunan taşkömürünün 1848 yılında bulunması ve Ereğli Kömür İşletmesi (EKİ) ile başlayan bu hikaye, çok özel bir hikayedir.
Zonguldak'ın hikayesi başladı, bölge insanının hikayesi başladı.
"TTK var" diye insanlar göç etmedi, "TTK var" diye insanlar Zonguldak'a göç etti.
Türkiye'nin hiçbir ilinde, boğazından taşkömürünün, TTK'nın lokması geçmeyen insan yoktur.
Çok bedeller verildi bu yolda, hala veriliyor, 5 bin maden şehidimiz var.
Çocuklar "baba", kadınlar "eş", analar-babalar "evlat" acısı çektiler.
Yüz binler, Zonguldak'tan Ankara'ya "yağmur-soğuk" demeden kilometrelerce yürüdü...
Bunca bedelin ödülü, kurumun kapanmasını istemek mi?
TTK kapanırsa, mutlu mu olacaksınız?
Uğruna filmler yapılmış, belgeseller çekilmiş, şiirler yazılmış, gözyaşları sel olmuş...
Bu işin şakası yok...
Zonguldaklı ya da Zonguldak'ta yaşayan herkesin taşkömürünü ve TTK'yı koruması gerekiyor.

En kebap meslek...
Caddede dolaşırken bir tanıdığım dedi ki:
"İşiniz kebap..."
Bunun üzerine Google'a baktım, "En kebap meslek hangisi?" diye...
Anketler var; bankacı, otoparkçı, futbolcu, kahya, çağrı merkezi, kebapçılık, oturduğun yerden para kazanmak, politika, esnaf, gemici, başbakanlık, dilencilik, cambaz, tornacılık, milletvekili...
Baktım da içinde "gazetecilik" yok.
Bana göre en kebap meslek "gazetecilik"tir.
Çünkü ben bu işi severek yapıyorum.

Ne güzel öğretmenlerimiz var
"24 Kasım Öğretmenler Günü"nü kutladık.
Herkesin bir öğretmen hatırası vardır.
Hayatımızda, anne ve babamızdan sonra gelen en önemli insanlardır onlar...
Öğretmenler Günü'nde bende telefonları olan öğretmenlerimi tek tek aradım, günlerini kutladım.
Biri aradığımda dersteydi ve benim konuşmamı öğrencilerine dinletti.
Aynı öğretmenin eski öğrencileri ve yeni öğrencileri buluşmuş oldu.
Onlara okul hayatının ve öğretmenlerin önemine değinen sözler söyledim, bu beni çok mutlu etti.
Bir an ilkokul yıllarımdaki sınıfa, sıralara döndüm.
Ben, ilkokulu birden fazla öğretmenle bitirdim, hepsi de beni çok sevdi.
Söylemesi ayıp, çalışkan bir öğrenciydim, uslu ve saygılıydım.
Bende iz bırakan birkaç öğretmenim var. Bunlardan ikisini dün aradım.
Gülşen Surat ve Şendoğan Şenuzun, ikisiyle de hala görüşüyorum.
İkisi de Atatürkçü, bilim ve sanatı şiar edinen, vizyon sahibi öğretmenler...
İkisini de çok seviyorum.
Tekrar buradan söylüyorum...
İyi ki varsınız.