İyi insanmış.
Eşiyle mutluymuş.
Çocuklarına çok emek vermiş.
Akrabalarıyla bağı güçlüymüş.
Eşi, çocukları, akrabaları sevinsin.

[*] [*] [*] [*]
Beş vakte beş vakit daha katarmış.
Ramazan ile yetinmezmiş.
Pazartesi, Perşembe...
Her ayın başı, ortası, sonu...
Recep, Şaban, Muharrem...
Oruç tutarmış.
Sadakasını verir, zekatını ödermiş.
Allah kabul etsin.

[*] [*] [*] [*]
Emrindekilere iyi davranırmış.
Konu-komşuyla iyi geçinirmiş.
Eş-dosttan selamı sabahı eksik etmezmiş.
Güler yüzlüymüş.
Eşi dostu sevinsin.
Yüzüne güldükleri tebessümle yetinsin.

[*] [*] [*] [*]
Kim bu?
Yöneticimiz.
Hatta...
Yöneticilerimiz.
Bunlardan çok var.
İyi insan.
İyi eş.
İyi baba.
İyi komşu.
İyi arkadaş.
Vesaire..
İyi olduklarınız sevinsin.
Bize...
Yani topluma...
Sizin iyiliğinizden önce...
Adaletiniz lazım.
Millet yetki vermiş.
Devlet görev vermiş.
Özetle demişler ki...
Hizmet edin.
Adalet ile hizmet edin.

[*] [*] [*] [*]
Siz ne yapıyorsunuz?
Ayarladınız işinizi.
Oturdunuz koltuğunuza.
Hiç kıpırdamıyorsunuz.
Neden?
Kıpırdarsanız.
Sorun çıkar.
Hizmet ederseniz.
Sorun çıkar.
Proje yaparsanız.
Sorun çıkar.
Sabah işe...
Akşam eve...
Gelene gülücük.
Gidene öpücük.
Oh!
Ne ala memleket.
Herkes reise bağlı.

[*] [*] [*] [*]
Vatandaş hizmet istiyor.
Yok.
Yol istiyor.
Yok.
Su istiyor.
Yok.
İş istiyor.
Hak versin.
Neyse...
Yapılanlara bakıyoruz.
Hak yok.
Hukuk yok.
Adalet yok.
Sizin iyiliğiniz, size kalsın.
Bize sizin adaletiniz lazım.
Düzün ortasına kilit parke döşeyin.
Beton yol yapın.
Çamur çorak...
Bayır bacak...
Olduğu gibi kalsın.
Bu adaletsizliktir.
Hukuksuzdur.
Kul hakkıdır.
Kamu hakkıdır.
Hak ile hakkın karşısına nasıl çıkacaksınız?
Hesabını nasıl vereceksiniz?
Bu sizin sorununuz.
Bize şimdi adalet lazım...
Adaletiniz lazım.