Zonguldak şehir merkezindeki Yeni Çarşı’da, yani Ankara yönünden kente girişte bulunan Tekel’in eski binası nihayet yıkıldı. Kısa sürede hafriyatı da kalkınca, koca bir meydan çıkacak ortaya... Zonguldak Belediyesi oraya nasıl bir proje yapar, bilmiyoruz.

Ama hala TTK ve Kızılay’ın orada bulunan binalarını boşaltmalarını bekliyoruz.

TTK’nın Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu bir bina var orada…

Hala boşaltılmış değil. Üstelik, TTK’nın İnşaat Emlak Dairesi’nde kim var biliyor musunuz? Zonguldak Kent Konseyi Başkanı Yesari Sezgin…

Biliyorsunuz Yesari Bey, “yıkım”a karşıdır. “Yapılmış, niye yıkılsın?” düşüncesindedir.

Bunu nereden biliyoruz? TTK Memurlar Derneği Lokali’nden…

TTK’nın Sağlık Müdürlüğü’nün bulunduğu binanın hemen yanında Kızılay’ın kullandığı bir bina var. Oranın da boşaltılması lazım…

Türk Kızılayı Şube Başkanı Nihat Aygün, inşaat yapmayı sever.

Siz yeter ki yer gösterin.

Üstelik Kan Merkezi Müdürü de AK Partili Selim Alan…

Meşhur Kancı Selim... O da bu konuda becerikli...

Özel İdare’ye ve diğer kamu kuruluşlarına iş yapan müteahhitler ile mal veren şirketlerin katkısıyla Kızılay’ın binasını kısa sürede dikiverirler.

Peki, neyi bekliyoruz o zaman?

TTK’nın keyfini mi, Yesari Sezgin’in keyfini mi?

Haydi beyler… Açın Zonguldak’ın önünü…

Ölümün yerlisi, yabancısı mı olur?

CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, dün öğleden önce yaptığı yazılı açıklamada, “İthal kömüre dayalı termik santral projeleri doğru değildir. Yerli rezerve bağlı olarak yüksek teknolojili filtreleme teknikleriyle enerji üreterek, hem ülke kaynakları boşa harcanmaz, hem de istihdam ve katma değer sağlanmış olur” dedi.

Yani yerli kömürle çalışacak termik santrallere yeşil ışık yaktı.

Ama dün öğleden sonra CHP Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun’u ziyareti sırasında ise, "Filyos'un cehenneme dönüşmesine izin vermeyeceğiz" dedi. Çaycumalı olan Şerafettin Turpcu, Filyos Vadi Projesi içinde yapılması planlanan ithal kömüre dayalı termik santrale karşı çıktı. Termik santrallerin ithal kömürle çalışanı da, yerli kömürle çalışanı da insan sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor.

Acaba Şerafettin Bey’in elinde farklı veriler mi var? Filyos’a termik santral kurulmasına karşı çıkan Turpcu, Çatalağzı’na kurulması planlanan yerli kömür santraline onay mı veriyor? Turpcu’nun kendini bu kadar zorlamasına gerek yok ki...

Termik santrale ya karşısındır, ya değilsindir...

Ölümün yerlisi, yabancısı mı olur?

Gazetecilik etiği…

Halkın Sesi Gazetesi’nin güçlü kalemi, sevgili büyüğümüz Ahmet Öztürk, CHP Milletvekili Şerafettin Turpcu’nun hastane şantiyesinden sonra şimdilerde CHP’li Çaycuma Belediyesi’nde çalışıyor. Bu konuyu yazıp, çalışmasının “kuyu dibine düşürdüğü tazminatla” ilgisi olup-olmadığını sormuştum.

Ahmet Ağabey, çok güzel açıklamalar yapmış.

Demiş ki:

“Şirketin sahibi Şerafettin Turpcu, ben orada çalışırken, önseçim dahil üç seçime girdi…

Ne lehinde, ne aleyhinde tek kelime yazmadım köşemde, o süreçte ‘ş’ harfiyle başlayan kelimeleri bile yasakladım kendime…

Çaycuma Belediyesi’nde çalışmaya başladım, Bülent Kantarcı ile ilgili tek kelime yazmam şimdi de… Bu benim için etik bir duruştur ve bana sorarsanız, kariyerini ‘sahibinin sesi’ olarak yapan mebzul miktarda insanın ‘gazeteciyim’ diye ortalıkta salındığı yerde onurlu bir duruştur da…”

Ahmet Ağabey özetle şöyle söylüyor:

“Ben para aldığım adamın lehine de, aleyhine de yazmam. Benim duruşum bu.”

Biz cevabı aldık Ahmet Ağabey...

Bir tek “kuyu dibine düşürdüğü tazminatla” ilgili aydınlanamadık.

Onu da sonra anlatırsın