Zonguldak siyasetinde yine tanıdık bir senaryo sahnede.
Başrolde bu kez Atınç Kayınova var.
Konu mu?
Bitmek bilmeyen Fevkani Köprü tartışması.
Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili Kayınova, Fevkani Köprü’nün yıkımı sürecinde 'hurda yolsuzluğu' iddialarını yeniden gündeme taşıdı.
“Sayın Tahsin Erdem konuyu titizlikle izliyor. Devlet kaplumbağa gibidir, er ya da geç tavşanı yakalar” diyor.
Sormak gerekiyor: Gerçekten mesele adalet arayışı mı, yoksa gündem değiştirmek mi?
Kentte üst geçit ile ilgili tartışmalar adeta kıyamete dönmüş durumda. Vatandaş tepkili. Sosyal medya kaynıyor.
Sahada homurdanma var.
Projeye yönelik eleştiriler çığ gibi büyümüşken, bir anda Fevkani Köprü dosyasının yeniden ısıtılması tesadüf mü?
Düne kadar suskun kalanların bugün bir anda 'hurda hassasiyeti' göstermesi ne manidar!
Bir de Allah aşkına Tahsin Erdem’in önceliği gerçekten bu mu?
Zonguldak Belediyesi’nde asıl konuşulan ne?
Belediyeye yapılan 'yandaş, karındaş' işçi alımları!
Kent kamuoyu bunları konuşurken, Fevkani Köprü üzerinden yeniden siyasi polemik üretmek ne anlama geliyor?
Tahsin Erdem’in bugün oturup Fevkani Köprü hurdasıyla uğraşacak hali mi var?
Şehrin ekonomik, sosyal ve altyapısal sorunları ortadayken, geçmişin enkazı üzerinden siyaset üretmek kime, ne kazandırır?
Evet, devlet hep 18 yaşındadır.
Ancak devletin harekete geçmesi için siyasi demeç değil, somut belge ve resmi süreç gerekir.
O belgeler de Zonguldak Belediyesi'nde mevcut olsaydı,
Ömer Selim Alan çoktan içerdeydi!
Zaten Zonguldak Belediyesi'ne İçişleri Bakanlığı müfettişleri geldi, denetimler yaptılar.
Ama denetimden hurda yolsuzluğu çıkmadı.
Fevkani’den size ekmek çıkmaz,
Fevkani Köprü yıkıldı. Tartışması yapıldı. Siyasi rantı devşirildi. Dosyası defalarca açıldı. Artık Zonguldaklı önüne bakmak istiyor.
Gündemi değiştirme çabaları, asıl konuşulması gerekenleri unutturmaz. Üst geçit tartışması da, belediyedeki işe alım iddiaları da, kamu vicdanındaki soru işaretleri de durduğu yerde duruyor.
Yemedik...!
Bu acı, istatistikler arasında kaybolmasın!
Bugün Gelik’te iki ocağa ateş düştü.
İki annenin yüreği yandı.
İki ailenin hayatı karardı.
Ama birkaç gün sonra gündem değişir.
Başka bir tartışma başlar.
Bu acı, istatistiklerin arasında kaybolur.
Zonguldak’ta madenci ölümü sıradanlaşamaz.
“Olur böyle şeyler” denilemez.
Üç beş cümlelik taziye mesajıyla geçiştirilemez.
Sadece ocağın sahibi değil, denetimi yapmayan, eksik yapan, görmezden gelen kim varsa sorumludur.
Madenci alın teri dökerken,
yerin metrelerce altında ekmeğinin peşindeyken,
yukarıda birileri sadece seyredemez.
Yeter!
Göçükte hayatını kaybeden Ziya Kiret ve Veysel Oruçoğlu’na Allah'tan rahmet diliyoruz.