Birileri, yazdığımız yazılara alınıp köşesinden eleştirmiş...
Beni "tombul serçe" olarak ifade etmiş!
Ne demiştim ben?
"Gazete, çok iyi olduğunuz için mi bölündü?"
Yazdığım "köşe"yi "köle" olarak tabir etmiş!
Çalıştığım gazetede; "sosyal demokrat, solcu, emekçiden yana" diye övünen gazetelerin personellerinden daha "özgür" çalışıyorum.
Köşe yazılarımı, en "özgür" biçimde, dışarıda haber peşinde koştururken yazıyorum.
Tamamen kendi ifadelerim...
Köşe yazımı, saat 22.00'de internet sitemizde çıkana kadar Pusula Gazetesi ve İnternet SItesi İmtiyaz Sahibi Ali Rıza Tığ bile görmez.
Köşede yanlış bir şey varsa, sadece uyarır.
Her patronun yaptığı gibi!
Senin gazetendeki köşe yazarlarının yazısını sen yazdırıyorsun herhalde ki, bizi de öyle zannettin.
Efendim, ben "korozyon" ve "dilatasyon" kelimesini hiç duymamışım, anlamını bilmeden yazmışım.
Sanırım kendisinin de bebekken "anne-baba" yerine söylediği ilk kelime "korozyon" olmuş!
"Her şeyi biliyorum" diye hiç övünmedim ki...
Bilmediğim bir şey varsa, onun anlamını araştırıp haberimi ve köşe yazımı öyle yazarım.
Bilmeden bir şey yazmam.
Beni lafıyla dövecekmiş!
Ben de seni haberlerimle döverim.
Zaten başın dönüyor...
Dikkat et, düşersin!
Kendin söylüyorsun...
Herkes, herşeyde aynı görüşte olmak zorunda mı?
Ancak kentin sol kesimi, Fevkani Köprü için çok geç harekete geçti!
Bu gerçeği görmezden gelmeyin.