Bir yarıştı...
Oldu-bitti...
Geçti-gitti...
Şimdi gelene bakmak lazım...
Gidenden sadece ders almak gerek.
İbret almak gerek.
Doğrusunu-yanlışını zaman gösterecek.
Tarih yazacak.
Çünkü; bizim hayır zannettiklerimizde şer vardır.
Şer zannettiklerimizde de hayır vardır.
Bu konuda çok söylenecek söz var.
Bizim yok.
O kadar söyleyen var ki...
Bize gerek yok.
Yazacak isek...
Yeni bir şey yazmak gerek.
Farklı...
Bilinmeyen...
Bilinmesi gereken...
Dağarcığımız bu konuda dar.
O zaman dinlemek düşer bize...
Dinliyoruz...
İzliyoruz.
Sonucu birlikte yaşayacağız.
Bizim kaderimiz...
Ülkenin kaderi...
Gelen günlerde ortaya çıkacak.
Allah bize, ülkemize, ümmete...
Hatta tüm insanlığa kurtuluşu nasip eylesin.
[*] [*] [*] [*]
Biz ne yapalım?
Bir hatırlatma...
Osmanlı'dan günümüze gelen bir nasihat...
Tüm yöneticilere hatırlatalım istedik.
Kimse güç zehirlenmesine kapılmasın.
İktidarı...
Muhalefeti...
Devlet kademeleri...
Bir yerde yönetici iseniz...
Hiçbir zaman geçerliliğini kaybetmeyen bir öğüt...
Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye nasihati...
Yazmak bizden...
İsteyene ibret almak...
Öğüt almak...
Nasiplenmek sizden...
[*] [*] [*] [*]
Ey Oğul!..
Beysin, bundan sonra öfke bize; uysallık sana. Güceniklik bize; gönül alma sana. Suçlamak bize; katlanmak sana. Acizlik, yanılgı bize; hoş görmek sana. Geçimsizlikler, çatışmalar, uyumsuzluklar, anlaşmazlıklar bize; adalet sana. Kem göz, şom ağız, haksız yorum bize; bağışlama sana.
Ey Oğul!..
Bundan sonra bölmek bize; bütünlemek sana. Üşengeçlik bize; uyarmak, gayretlendirmek, şekillendirmek sana.
Ey Oğul!..
İnsanlar vardır şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma ki, dünya sandığın kadar büyük değildir. Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür.
Bu yolda nazarımızı sonsuzluğa dikip; büyük yürümek ve büyük ölmek gerek. Bu yolda hırs, diken; benlik ve kibir, engeldir oğul. Sakın ha kendine takılmayasın ve kendinde boğulmayasın.
Teklik sadece Allah'a mahsustur, tek başına karara durup hoyrat dünyanın dayanılmaz ağırlığını kaldırmayasın. İşlerini ehil kişilerle, ehil kişilere danışarak tutasın. Danışırsan yol alırsın, danışmazsan yolda takılıp kalırsın oğul.
Oğul!
Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin; ama bunları nerede, nasıl kullanacağını bilemezsen, sabah rüzgarında savrulup gidersin.
Bir dem gelir bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun. Bir dem gelir yerdeki karıncaya mağlup olursun.
Güç hayvanda bile mevcut. Akıl sadece anahtar. Anahtara takılmayasın. Aslolan anahtarın açacağı kapılardır. Kapıların ardında hazineler, kapıların ardında sır vardır. Sırlar ki, ebedi muştuları koynunda barındırır; sonsuza kavuşturur. Aklını kullanıp dünyadayken Cennet'in kapılarını aralayasın oğul.
Öfken ve benliğin bir olup aklını yener!
Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın. Azminden dönmeyesin. Çıktığın yolu, taşıyacağın yükü iyi bil. Her işin gereğini
Yiğit olan kördür, kötülüğü görmez. Sağırdır, kem sözü işitmez. Dilsizdir, her ağzına geleni demez. Bildiğini de her yerde ayaklar altına sermez. Yunus gibidir o; yüreği muhabbete, gönül ibresi hakikate ayarlıdır. O bir defa söz verdi mi, onu namusu bilir. (...)
Sevildiğin yere sıkça gidip gelme, muhabbetin kalkar, itibarın kalmaz. Düşmanını çoğaltma, haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki; atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!
Üç kişiye acı: Cahillerin içindeki alime... Zengin iken fakir düşene... Hatırlı iken itibarını kaybedene...
Şunu da unutma! İnsanı yaşat ki, devlet yaşasın.
Yolun uzun, işin çetin, yükün ağır. Allah-u Teala (cc) yardımcın olsun.