AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, referandum gecesi, "Beklediğimizin bayağı üzerinde oy aldık" demiş.
Hüseyin Özbakır ne kadar oy bekliyordu?
Gerçekten merak ediyorum. Yeni bir pot kırmadan bir açıklama yaparsa sevinirim.
Bir de, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun, "1 Kasım'daki oyumuzu koruduk" dedi.
Kendini kurtarmak isterken, MHP'yi çöpe attı!
Böyle İl Başkanı olur mu?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, daha sonuçlar kesinleşmeden MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'yi arayıp teşekkür ediyor.
Sen Zonguldak'ta MHP'yi yok sayıyorsun!
Yazık ettiler Zonguldak'a...
AK Parti'nin başında Köksal Toptan varken, böyle mi oluyordu bu işler?
Köksal Toptan, seçimlerde 18'lik delikanlı gibi çalışırdı.
Bütçesini yapar, ekibini kurar, partinin programına harfiyen uyardı.
Muhabirler, Köksal Toptan'ı takip etmek için yarışırlardı.
Onunla çalışmaktan büyük keyif alırlardı.
Hüseyin Özbakır ise, alıyor yanına Zeki Tosun'u...
"Haydi Trabzon'a maça gidelim! Haydi kuru fasulye yiyelim? Haydi Yusuf Hoca'ya gidelim! Haydi Kamuran'a gidelim! Haydi Erdoğan'a gidelim!"
Sonra hayde hayde!"
Yanında Danışmanı Levent Çebi olmayınca, yolda kendisinden para isteyen kadına para veremedi, Hüseyin Özbakır! Cebinden not kağıdı çıktı, para yerine!
Allah'tan İl Başkanı Zeki Tosun eline beş lira tutuşturdu da, kurtardı milletvekilini!
16 bin lira maaş alan milletvekilinin cebinde 5 lira olmaz mı, Allah aşkına!
Susasan, su alamayacaksın!
Tuvalete gitsen, cebinde para yok!
Sayın Köksal Toptan da bir hukukçuydu.
Ama iyi bir politikacı, iyi bir devlet adamıydı.
Bu işleri bilirdi.
Bilmese, o kadar uzun süre siyasetin içinde, hem de en üst düzeyde olabilir miydi?
Özlüyoruz sizi Köksal Abi...
Bilirkişi, değirmeni ve suyu anlattı!
Nitelikli dolandırıcılık ve zimmet içerikli bir dosyanın bilirkişi raporunu inceliyorum.
Sonuç bölümü çok ilginç... Sizinle paylaşmak istedim...
"Şube Müdürü şüpheli S.E., şüpheli Y.H.'nin kontrolüne girmek suretiyle getirdiği her kişiyi araştırmadan, soruşturmadan akrabaları birbirleri ile kefil yaparak zincirleme örgütsel düzen, kurmanın sonucu olduğu görüşündeyiz. Bu bankacılık kurallarına uyulmadığı, özen gösterilmediği anlaşılmıştır.
Bu nedenle yapılan eylemlerin bilerek, tasarlayarak yapıldığı, bankayı riske sokarak kötü örneklerle tahsil kabiliyeti olmayan kredilerin verildiği, ekspertiz raporlarının kriminal incelemelerle de belli olduğu üzere sahte ve gerçek dışı belgelerle kredilerin teminatsız veya tahsil kabiliyeti olmayacak durumların yaratıldığıdır.
Bilhassa Y.H.'nin diğer şüphelileri aldatıcı, yanıltıcı bilgilerle sahte bilgi ve belgelerle onları da riske sokmak suretiyle yaptığı eyleme iştirak ettiği, onları da sorumlu hala getirdiği,
Bütün bu nedenlerle yukarıda ayrıntılı olarak 31.12.2008 itibariyle toplam 3 milyon 404 bin 423,98 TL'den sorumlu oldukları tutarlardan dolayı banka riskinin doğduğu, bunlardan sorumlu oldukları gibi, eylemlerinden dolayı da dolandırıcılık eylemi yanında yapılan fiilin bankacılık işlemlerinde kolayca belirlenecek nitelikte olması nedeniyle de zimmet eylemini oluşturduğunu, takdiri sayın mahkemeye ait olmak üzere arz ederiz."
Mahkeme heyeti, bu bilirkişi üzerinden bir karar verecek.
2008 yılından 3,4 milyon lira paradan söz ediyoruz.
Suçlama, çok net bir şekilde zimmet.
Hani, "Bu değirmenin sunu nereden geliyor?" diye merak ediyordunuz ya!
Bilirkişi, bize değirmeni ve suyu anlatmış olabilir mi?
Neyse, bu davayı yakından takip ediyoruz.
Yalnız bu davadan kuru fasulye ile kedi-köpek mamasıyla kurtulmak mümkün görünmüyor.
Öyle hac organizasyonu filan da yeterli gelmeyebilir!
Yaklaşık 10 ayrı zimmet suçu var.
Üst sınırdan uygulanırsa, insan ömrü yetmez!
Alt sınırdan uygulansa, terazi tartmaz!