AK Parti Zonguldak İl Başkanı Muammer Avcı'nın milletvekilleriyle arasının iyi olmadığını parti içinde herkes biliyor.
Başkan Muammer Avcı, milletvekilleriyle ilgili düşüncelerini yüksek sesle her ortamda dile getiriyor!
Partinin ilçe etkinliklerine, Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan ile giden İl Başkanı Muammer Avcı'nın stratejisi çözülebilmiş değil!
Ancak gelişmeler, Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan'ı "milletvekili adayı" yapabilir.
Muammer Avcı "milletvekili" olmak istiyor.
Ömer Selim Alan aday olursa, Muammer Avcı aday olamaz!
Anlaşmak zorundalar!
Bakalım nasıl anlaşacaklar?
Tüylerim diken diken oldu
Zonguldak'ta kaç kişi otomobil fabrikası görmüş olabilir?
Aklıma, Ereğli TSO Başkanı Arslan Keleş geldi.
Kendisi, Fiat'ın; Zonguldak, Bartın, Karabük ve Kastamonu bayisi...
"Kaç otomobil fabrikası gezdin?" diye sordum.
Bursa'daki Fiat fabrikası dışında, İtalya ve Almanya'da otomobil fabrikalarını gezmiş.
"Peki, TOGG'un fabrikası nasıl?" diye sordum.
"Ali Rıza, müthiş bir fabrikadayız. Gördüğüm en iyi, en modern otomobil fabrikasındayız. Muhteşem bir ürün çıkarttık. Bu gururu ülkece yaşamalıyız" dedi.
Arslan Keleş, Fiat'ın otomobillerini satıyor.
"TOGG satar mı?" diye sordum.
"Talebe yetişemez. Muhteşem bir araç. Türkiye, çok büyük bir iş başardı" dedi.
Dinlerken, tüylerim diken diken oldu.
Gururlanmamak elde değil.
TOGG'un "yerliliğini-milliliğini" tartışanlar var!
Bu yazıyı, cep telefonumdan yazıyorum. Markası IPhone...
Amerikan malı...
Ama üzerinde Çin'de üretildiği yazıyor!
Artık "yerlilik-millilik" patentle ölçülüyor.
TOGG bizim...
Yerlilik oranı, yıllar itibariyle artacaktır.
Peugeot, Renault, Citroën parçaları, 6 ayrı ülkede üretiliyor. "Milli değil" diyen Fransız var mı?
Mercedes, Ford, Audi, Volkswagen, BMW,
9 ülkede üretiliyor. "Yerli değil" diyen Alman var mı?
Türkiye, savunma sanayideki gücünü, otomobil sektöründe de gösteriyor.
Türkiye, "Devrim"den sonra yeni bir devrime hazırlanıyor.
Başaracağız...
Biz inanıyoruz.
Günün Fıkrası: Nerede lan senin şapkan?
İki kafadar kurt, ormanda gezerken, canları sıkılmış ve "Ne yapsak?" diye düşünmeye başlamışlar:
- Hadi gidip tavşanı dövelim, rahatlarız.
- İyi ama nasıl döveceğiz, sebepsiz yere tavşanı?
- "Şapkan var mı?" diye sorarız, şapkası olmadığı için de "Niye yok senin şapkan?" der döveriz.
Gitmişler tavşanın yanına, sormuşlar:
- Tavşan, senin şapkan var mı?
- Yok abi...
"Niye yok kardeşim senin şapkan" diyerek bir güzel pataklamışlar tavşanı...
Aradan bir hafta geçmiş. Bizim kurtlar, yine aylak aylak gezerken, canları sıkılmış:
- Hadi gidip şu tavşanı tekrar dövelim.
- Eee, bu sefer nasıl döveceğiz?
- "Sigaran var mı?" diye sorarız, sigarası olmadığı için de "Niye yok kardeşim senin sigaran?" der döveriz.
- Peki, hadi sigarası varsa ne yapacağız?
- O zaman da "sigaran filtreli mi, filtresiz mi?" diye sorarız. Filtreliyse "Neden filtresiz değil?" diye döveriz. Filtresizse de "Neden filtreli değil?" diye döveriz.
Bu fikir hoşlarına gitmiş ve tavşanın yanına doğru yola koyulmuşlar.
Bu sırada da bizim tavşan, iki adım ötedeki çalılıkların altında tesadüfen bunların konuşmalarına şahit olmuş. Hemen gidip biri filtreli, biri filtresiz iki tane sigara bulup koymuş ceplerine...
Kurtlar gelmişler tavşanın yanına ve sormuşlar:
- Tavşan, senin sigaran var mı?
Tavşan, hemen cevaplamış:
- Var abi...
Şaşkınlık içindeki kurtlar, hemen ikinci soruyu sormuşlar:
- Filtreli mi, filtresiz mi?
Tavşan, iki cebindeki sigaraları teker teker çıkartıp yanıtlamış:
- Filtreli de var abi, filtresiz de...
Kurtlar, hiç bozuntuya vermeden birbirlerine bakıp: - Nerede lan senin şapkannn?