Önceki gece Kilimli ilçesinin Çamlık Mahallesi'nde ruhsatsız bir maden ocağında üç işçi grizu patlaması nedeniyle yaşamını yitirdi.

Devlet, yıllardır kaçak maden işçiliğinin önüne geçemedi.

Ne zaman sert tedbirler alsa, kaçakçılık daha gizli bir şekilde yapılmaya çalışıldı, daha çok can kaybı yaşandı.

Bunun yanında resmi maden işletmeciliği de, giderek ağırlaşan koşullar nedeniyle teşvik edilemedi. Resmi işletmecilik yaparken, kaçak işletmeciliğe dönenler, "Ancak para kazanıyoruz" demeye başladılar.

Bu işe mutlaka bir çözüm bulunmalı.

Güneydoğu'da sınır kaçakçılığı nasıl önlenemiyorsa, Zonguldak'ta da kaçak kömür işletmeciliği önlenemiyor.

Adam evinin bahçesini kazıyor, yine çıkartıyor bu kömürü...

Çünkü paraya ihtiyacı var.

O para; evinin altında, bahçesinde duruyor.

Kazıp çıkartıyor, satıyor.

Zonguldak'ta, kömür madeni olduğu ve para ettiği sürece bu kaçakçılığın önüne geçilemez.

Binlerce genç can verdi bu madenlerde...

Ve binlerce genç, madenlerde can vermek için sıra bekliyor her yerde...

TTK, üretim işçisi alacağını açıkladı. Yaş 30 mu olsun, 35 mi, 50 mi?

Hükümet ve sendika kanadından yaşın 30 olması gündeme gelince, kıyamet koptu!

İnsanlar ölmek için yaşıyor bu kentte...

Çünkü başka iş yok... Filyos Projesi hayata geçmedi... Yeni fabrikalar açılmadı...

İnsanların hala tek umudu, TTK...

Milli Piyango alsa, Sayısal Loto oynasa, belki şansı daha fazla...

Ama onlar, TTK'ya girebilmek için kura çekiyorlar.

Zonguldak insanı, bu madenlerde can vermek için can atıyor.

Zonguldak insanını köylerinden silah zoruyla toplayıp madende çalıştıran zihniyet, şimdi "gidin köyünüzde tarım-hayvancılık yapın" diyor.

Ama Zonguldak insanı, artık o bereketli, o hayat veren topraktan koptu.

Öyle bir alıştı ki, ölümün koynunda yaşamaya, çalışmaya...

Bugün "TTK'ya yer altına 10 bin işçi alacağız" deyin, 50 bin kişi sıraya girer.

Kim, bile bile ölümün koynuna girer, Zonguldak insanından başka?

Söylesenize bana!

Az kullanılmış il başkanı...

Eskiden otomobil satışı için verilen ilanlarda, "doktordan", "bayandan", "az kullanılmış", "sigara içilmemiş" gibi ifadeler kullanılırdı.

Son dönemde ise "kullanışlı" il başkanları, "az kullanılmış" il başkanları türedi.

Bir de kendini partiye değil, devlete kullandıranlar var.

Bunlar da kendi aralarında ayrışıyorlar.

Kendini "partiye" kullandıran il başkanları, kentini düşünüyor!

Kendini "devlet"e kullandıran il başkanları, kendini düşünüyor!

Çocukları düşünüyormuş gibi görünüp, Samsunlardan yemek şirketi getirmeye çalışan il başkanları da oldu bu şehirde!

Ama bu tür il başkanlarının da ömrü kısa oluyor!

Siz bu ülkede havanın sürekli bulutlu, sürekli yağmurlu, sürekli güneşli, sürekli karlı olduğunu gördünüz mü?

Dört mevsim yaşanır bu ülkede!

Ve bazen bir günde dört mevsim yaşanır bu şehirde!

Bak, bulutlar dağıldı, yağmur geldi yine!

Son kar gelir! Yağar ince ince! Yağacağı yerlere!

Sonra bahar gelir! Çiçekler açar yine!

Sonra yaz... Mevsimin en güzeli...

Bu işler böyle!