Bizde söz vardır:
-Ağılda oğlak doğsa, dağda (ovada) otu biter
Dağ veya ova...
Bölgeye göre değişir.
Önemli olan ihtiva ettiği anlam.
Bunun dini boyutu, rızıkla ilgili.
"Her insan rızkı ile doğar"
"Geçim korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Biz, onların da, sizin de rızkınızı veririz. Onları öldürmek, gerçekten büyük bir suçtur." (İsra, 17/31)
[*] [*] [*] [*]
İnsanlar var aç.
İnsanlar zor durumda.
Yardıma muhtaç.
Sorun nerede?
Başkasının rızkına göz dikende.
Nasıl?
Çalıyor.
Çırpıyor.
Gücü yetip başkasını harcıyor.
Baskı kuruyor.
Torpil yapıyor.
Başkalarının önüne geçiyor.
İşte o zaman ortaya büyük haksızlık çıkıyor.
Adaletsizlik oluyor.
Kul acele ediyor.
Beddua ediyor.
Allah kabul ediyor.
Zulme sure veriyor.
Yüce Mevla acele etmiyor.
İlahi adalet er-geç tecelli ediyor.
Biz kuluz.
Zamanımız dar.
Bir an önce misafir olduğumuz dünyada rahata ermek istiyoruz.
İntikam istiyoruz.
Şükrü bilmiyoruz.
Sabrı zoraki çekiyoruz.
Adalet terazisi şaştığı zaman.
Kulun iman dengesi de bozuluyor.
Böyle olunca; ortaya büyük sorun çıkıyor.
Kendi rızkı yetmedi.
Başkasının rızkını çalıyor.
Nasıl yapıyor?
İhaleye fesat karıştırıyor.
Hak etmediği makama torpil yapıp oturuyor.
Liyakatsiz, ehliyetsiz insanlara ortak ve destek oluyor.
Dünyaya sadece kendi penceresinden bakıyor.
O kurtulursa, dünya kurtuluyor.
Vaziyeti kurtaramazsa şehir batıyor.
Huzursuz oluyor.
Uykuları kaçıyor.
[*] [*] [*] [*]
Kim bunlar?
Haktan korkmaz.
Kuldan utanmaz.
Ar perdesi yırtılmış.
Yüzü kızarmaz.
Makam-mevki sahibi.
İmkan sahibi.
Geniş çevre sahibi.
Hesap cüzdanı sahibi.
Hepsi böyle mi?
Açı doyurana.
Yoksulu koruyup kollayana.
İbadetini riyasız yapana.
Hakkı bilip terazisi şaşmayana.
Dünyaya hak-hukuk adalet penceresinden bakana...
Kısacası, insan siluetine bürünene değil, insan olana.
Sözümüz yok.
Onlar da olmasa.
Namazı riyasız kılmasa.
Allah yoluna varmasa.
Halimiz nice ola...
Mübarek Cuma günü hürmetine.
Rabbim cümlemizi ıslah eylesin.
Hidayet versin.
Amin.
Buyurun cenaze namazına..
Deyimin birkaç öyküsü vardır.
Bunlardan biri şöyle:
Sultan Dördüncü Murat, çok sık tebdil-i kıyafet ile denetimlere çıkarmış.
Sert uygulamalarıyla ün yapmıştır.
Onun döneminde özellikle tütün-alkol kullananlara çok sert şekilde ceza uygulanmıştır.
Bir keresinde tebdil-i kıyafetle zamanın nüktedanı Bekri Mustafa'nın da içinde olduğu bir kayığa biner.
Beraber tütün içerler, eğlenirler.
Biraz zaman geçtikten sonra Bekri Mustafa sorar:
- Siz kimlerdensiniz?
- Oğuz neslindenim.
- Hangi kolundansınız?
- Kayı boyundanım.
- Hangi sülaledensiniz?
- Osmanoğullarından!
Bekri Mustafa durumdan işkillenir. Son iki soru daha sorar:
- Adınız?
- Murat!
- Sultanı da var mıdır?
- Evet, sultanı da vardır