Çocuklarımıza söz geçiremiyoruz.
Doğru...
Çünkü onları "özgür yetiştirelim" dedik.
Çünkü onları "kendilerine öz güvenleri olsun" diyerek büyüttük.
Çünkü oyuncakların en alasını almaya çalıştık.
Karpuz kabuğundan araba yapmayı öğretmedik.
Pilli arabaları tercih ettik.
Kendi yaptığımız çöp bebekler, pamuk bebekler yerine, ağlayan-konuşan bebekleri tercih ettik.
Çünkü komşu çocuğu ile oynarken kavga ettiklerinde, "çocuktur, birazdan barışır" demek yerine, komşu çocuğu azarladık, belki de kovduk.
Çünkü onlara kimsenin kızmasına izin vermedik.
Hatta öğretmenine kafa tuttuk.
Çünkü çocuğumuz öğretmenini şikayet edince, "o senin öğretmenin" diyemedik. "Ben onunla yarın konuşurum" dedik. "Benim çocuğuma neden kızıyorsun?" diye bir de çıkıştık.
Çünkü çocuklarımıza babalarını, baba olarak tanıtmadık.
Onları evimizin reisleri olarak gösteremedik.
Çünkü çocuğumuza sadece kendi yavrumuz gibi davranıp otoritenin ne olduğunu öğretmedik.
Çünkü onlara "öğretmenin parasını ben ödüyorum" diyerek, öğretmenini küçük görmesine vesile olduk.
Çünkü kendi çocuklarımızı çok akıllı olarak gördük.
Pof pofladık.
Çünkü çocuklarımıza hiç mesuliyet vermedik.
2 yaşında çorabını giymeyi öğrenmedi. Ama "cep telefonlarını, TV kumandasını iyi kullanıyor" diye övündük.
Okula giderken çantasını taşıdık.
Sınıfa kadar gidip paltosunu biz çıkarıp astık.
Ya da elimize alıp hiç başka işimiz yok gibi...
Okul dışında bekledik.
Çünkü beslenme çantasını dua ile evden ekmek, peynir, zeytin ya da börek-poğaça yapıp koymak yerine, pastanelerden aldığımız yiyeceklerle doldurduk.
Su yerine içinde nelerin katkı maddesi olduğunu bilmediğimiz meyve sularını verdik.
Çünkü "arkadaşlarının yanında mahcup olmasın" diye harçlık vermeyi unutmadık.
Çünkü bulunduğumuz bölgelerde çocukların oyun sahası, spor sahası olması gereken yerlere AVM'ler yapıldı.
Memnun kaldık.
Hafta sonları ailece gidip o havasız, gürültülü yerlerde gezdik, sonrada karnımızı doyurup çıktık.
Evlerimizin en güzel mekanlar olduğunu öğretmedik.
Çünkü çocuklarımızla aynı odada oturmayı, derslerini takip etmeyi bıraktık.
Onlara ayrı odalar tahsis ettik.
Biz TV'lerde dizi, magazin veya onun gibi programlar izledik.
Onu da kendi haline bıraktık.
Çünkü bebekliğinden itibaren "beni rahatsız etmesin" diye çizgi filmleri açıp önlerine oturttuk.
"Ne öğreniyorlar?" diye hiç merak etmedik.
Çünkü marketlere gittiğimizde, "benim çocuğum neler seçiyor?" dedik, onlara her şeyin alınmaması gerektiğini öğretmedik.
Çünkü çocuklarımıza edebi öğretmedik. Komşu teyzenin pazar poşetini taşımasını, yardım etmesi gerektiğini öğretmedik. "Benim çocuğum kimsenin hizmetçisi değil" cümlelerini kullandık.
Çünkü komşu amcalara "selam ver, hatır sor, gerekirse koş ekmeklerini al" demedik.
Çünkü "otobüs, metro gibi yerlerde büyüklere yer verilir" demedik. Kulaklıklarını takıp müzik veya başka şeyler dinlemesine göz yumduk.
"Parasını veriyorum, tabii oturacak" dedik.
Çünkü onlar arkadaşımız oldu.
Biz anne-baba olamadık.
Komşuluk ilişkilerini öğretmedik.
Çünkü onlara "bebeğim, aşkım" gibi çocuklara söylenmemesi gereken hitaplarda bulunduk.
Niye kızıyoruz ki, onları biz yetiştirdik.
[*] [*] [*] [*]
Bu yazı bir alıntı...
Sosyal medyadan.
Yazarını bilmiyorum.
Bilseydim...
Adını yazardım.
Derdimize tercüman olmuş.
Tespit var.
Dile getirmiş.
Bize paylaşmak düştü.
Kalın sağlıcakla...