Samsun Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Salih Zeki Murzioğlu, Çinli otomotiv firması Chery’nin Samsun’a yapacağı yatırma ilişkin, “Samsun, yılların beklentisini, Türkiye’ye yüksek teknoloji yatırımıyla karşılamış olacak. Şehrimiz sanayi anlamında çıtayı başka bir seviyeye taşıyacak” demiş.
Biz, hala, "özel maden şirketlerinin çıkarttıkları kömürden rödevans alınsın mı, alınmasın mı?" tartışması yapıyoruz!
Biz, hala, "kaçak kömür ocakları bombalansın mı, bombalanmasın mı?" tartışması yapıyoruz!
Biz, hala, "TTK’ya bin 500 işçi alınsın mı, alınmasın mı?" tartışması yapıyoruz!
Biz, hala, "Zonguldaklı bürokratlar görevden alınsın mı, alınmasın mı?" tartışması yapıyoruz!
Biz, hala, "Siyasetçilerimiz pamukla mı evlensin, şekerle mi evlensin?" onu tartışıyoruz!
Biz, hala, "Filyos Vadisi’ne gübre fabrikası kurulsun mu, kurulmasın mı?" onu tartışıyoruz!
Oysa...
Chery, BYG gibi büyük yatırımlarından birini Filyos Vadisi’ne çekebilsek, bugün çok başka şeyler tartışıyor olurduk!
Ama kentimizin vizyonu bu!
Kömüre irsaliye kesmeyelim!
Rödevans ödemeyelim!
Mümkünse kaçak kömür çıkartalım!
Fason şirketler kurup, onları patlatalım, vergi-sigorta ödemeyelim!
Ama en iyisini yiyelim, en iyisini giyelim, en iyisini sevelim!
Tabi ki, yok böyle bir dünya!
Chery ve BYD’nin dışında başka Çinli şirketler de ülkemize yatırım yapacak.
Bizim milletvekillerimiz, birbirleriyle ego yarıştıracaklarına, bu konularda yarışsalar, Zonguldak gelişmez mi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, babasının hatrına "milletvekili" yaptığı AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, Çinli otomotiv şirketlerinden birinin bölgemize gelmesi için bir adım attı mı?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, salı günleri TBMM’de yaptığı grup toplantısı öncesi karşılayıp fotoğraf çektirmek yerine, “Efendim, babamın hatrına beni milletvekili yaptınız! Bir de Çinli şirketlerden birini Zonguldak’a yollasanız!” dese, ne olur?
Muammer Avcı’nın gündemi başka!
Neyse...
Chery’den, BYD’den konu nasıl Muammer Avcı’ya geldi, değil mi?
Bu ufuksuz-vizyonsuz siyasetçiler yüzünden basın olarak yazdığımız, enerji tükettiğimiz konulara bakar mısınız?
Biz, bir sonraki dönem yeniden aday olabilmek için çaba sarf eden değil, Zonguldak’a büyük bir yatırım getirmek için çaba sarf eden milletvekili istiyoruz.
Biz, "kendini değil, kentini düşünen" milletvekili istiyoruz.
Sayın Cumhurbaşkanım...
Sayın Recep Tayyip Erdoğan...
Biz, Zonguldak’a...
Biz, Filyos Vadisi’ne...
Bir otomotiv fabrikası istiyoruz.
Bu topraklarda doğan çocukların, bu topraklarda doymasını istiyoruz.
Demiryolu var, denizyolu var, havayolu var, karayolu var...
Biz, bölgemize Çinli otomotiv şirketlerinden birini istiyoruz.
Muammer Avcı’yı alın!
Bize otomotiv fabrikası verin.
Biz, "siyasetçi" değil, "yatırımcı" istiyoruz.
"Kendimiz" için değil, "kentimiz" için istiyoruz.

Liyakat öldü: Başımız sağolsun!

Ajanslara düşen haber şöyleydi:
“Zonguldak'ın Çaycuma ilçesinde meydana gelen olayda, 97 yaşındaki Ahmet Gedik, buzlu yolda dengesini kaybetmesi sonucu düşerek ağır yaralandı. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden Gedik'in düşme anları bir güvenlik kamerasına yansıdı.”
Görüntülerde, 97 yaşındaki Ahmet Gedik’in bastonuyla gayet sağlıklı bir şekilde yürüdüğü ancak yolun ve kaldırımların karla kaplı olduğu görülüyor. Ve sonra Ahmet Gedik, yerdeki kardan ve buzdan dengesini kaybediyor. Kaldırıldığı hastanede hayatını kaybediyor!
Peki...
Çaycuma’da bu işin sorumluluğu kimde?
Temizlik şirketinde "kamyon şoförü" olarak işe başlayan bir isim!
Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın danışmanlığını üstleniyor!
Sonra, Çaycuma Belediyesi Temizlik İşleri Müdür Vekili Cenk Kaplancan!
Sonra, Çaycuma Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdür Vekili Cenk Kaplancan!
Cenk Kaplancan yükseliyor!
Ahmet Gedik ölüyor.
İstatistikçi Cenk Kaplancan hem temizlik hem iklim değişikliğine bakıyor!
Belediyede çevre mühendisi olduğu halde!
Liyakat ararsanız, 97 yaşındaki Ahmet Gedik ile birlikte toprağa verildi.
Başımız sağolsun...

Seni gidi topal!

İçinden çay geçen ilçemizden yine çok güzel haberler geliyor!
İlçeye yerleşen bir müteahhit, resmen harem kurmuş!
İçinden çay geçen ilçeye ayrı ofis!
İçinde çay geçen ilçede ayrı ofis!
Ona demişler ki:
"İçinden çay geçen ilçede usturuplu olacaksın!"
O da gitmiş, Diyanet'in resmi imamını kendisine emlakçı yapmış!
Sadece dairesini sattırmıyor!
Dilediğine imam nikahı kıyıp, işi günaha girmeden bitiriyor!
İçinden çay geçen ilçede gazoz içiyor!
İçinde çay geçen ilçede başka şeyler içiyor!
Ufku geniş bu müteahhit, engin sulara açılmak istiyor!
Ama Diyanet'in kadrolu imamı, çapkın müteahhiddin dileğinin gerçekleşmesine engel oluyor!
Bizim çapkın müteahhit, Ankara havalarıyla tanınan Oğuz Yılmaz’ın meşhur "Topal" şarkısını söylüyor!
“Geliyorum Ankara'nın elinden
Kaşıkları çekilmedin belinden
Seni gidi topal
Seni hayin topal
Seni gidi topal, bu gece de burda kal
Yandan çarklı geliyor da kaçın
Kapıları, bacaları kapatın
Seni gidi topal
Seni hayin topal
Seni gidi topal, bu gece de burda kal”