Star TV’de “Behzat Ç./Bir Ankara Polisiyesi” adlı bir dizi fardı.

Hatta filmi bile çekilmişti.

Biz de bu filmi çekiyoruz şimdi.

Ama adı başka:

“Levent Ç./Bir Ankara Polisiyesi…”

Filmde; aşk, ihtiras, avanta, lavanta, parfüm, burs, kurs, her şey var.

Siyaset, iş ve medya dünyasından figürler de rol olacak bu filmde.

Başrollerinde dizide olduğu gibi yine bir polis var.

Tosun Paşa, Hayalet, Akbaba, Psikopat Ercüment Çözer, Seri Katil Barbaros, Hayat Kadını Gönül var, Abi var.

Bakalım, kim, hangi karakterle çıkacak karşımıza?

Film başlıyor!

Yakında Pusula’da!


Aklınızı başınıza alın...


Trabzon Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Ahmet Bayrak’ın, AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır’ı savunmak adına şahsıma yönelik yaptığı eleştirilere ilk yanıt, aynı derneğin önceki Başkanı Adil Bahadır’dan geldi.

Adil Ağabey; iş, siyaset, spor dünyasının renkli isimlerinden biridir.

Yıllarca Zonguldak Belediye Meclis üyeliği, Zonguldakspor Kulübü’nde yöneticilik ve Trabzonlular Dernek Başkanlığı yapmıştır. Ricasını emir sayar, sevgi-saygı çerçevesinde gereğini yaparız. Biz de gönül rahatlığıyla kendisini ararız. 25 senedir bu böyle…

Ahmet Bayrak’ın açıklamalarından sonra dün görüştük.

“Ali Rıza’m. Senin gönlümüzdeki yerin ayrı. Öyle ayrısı-gayrısı olur mu? Hangi çağda yaşıyoruz biz” dedi.
Olayın yanlışlığını vurguladı.
Adil Ağabey’in sözleri, Hüseyin Özbakır’ı eleştirilerden kurtarmak için bize saldırma yolunu seçen Ahmet Bayrak’a cevap olmuştur sanırım.

Sadece ona mı?

Onu bu konuda kuranlara…

Ankara’dan akıl sokanlara da…

Tabi en çok da bütün bu işlere çanak tutan Hüseyin Özbakır’a…

Buradan bir kez daha, kamuoyu önünde Hüseyin Özbakır’a sesleniyorum.

Daha doğrusu, onu bu konuda kuran danışmanına…

“Bu saatten sonra Zonguldak’ta yerli-yabancı ayrımcılığı yapamazsınız. Bu işin altında kalırsınız. Aklınızı başınıza alın.”

Zonguldak’ta bizim öyle güzel dostluklarımız var ki, yarın burada olmayacak, bugün ki kişisel çıkarları için kimse bizi birbirimize düşüremez.

Buna asla müsaade etmeyiz.

Hele, kaybettiği tazminatı ödememek için ortalığı birbirine katanlara destek olan hangi sivil toplum örgütü, hangi siyasetçi, hangi bürokrat olursa olsun sonuna kadar savaşırız.

Bu “kurusıkı”cılara pabuç bırakacağımızı mı sanıyorsanız, yanılıyorsunuz.

Ahmet Bayrak, senin bu “kardeş”liğin temeline dinamit koyan açıklamanı asla unutmayacağım.

Ve sana da sık sık hatırlatacağım.

Hodri meydan…


Koltuk hastalığı…

Kuruluşundan bu yana üyesi olduğumuz, maddi-manevi desteklediğimiz, meslek kuruluşumuz Karaelmas Gazeteciler Derneği, Başkan Osman Sav yüzünden dibe vurdu. Artık kimsenin uğramadığı, ciddiye almadığı bir sivil toplum örgütü halini aldı.

Çünkü Osman Sav’ın artık çok önemli işleri var. Birçok kişi ve kuruluşa danışmanlık yaptığı için artık derneğe zaman ayırmadı.

Derneği, Hakan Albayrak’ın iletişim ofisine dönüştürdü. Şimdi kendine ofis açmış, ziyaretçi kabul ediyor! Hayırlı, uğurlu olsun!

Hiçbir zaman yönetimlerinde görev almayı düşünmediğim bu dernekten istifa ettim.

İstifamın ardından Pusula Yayın Grubu’ndan çok sayıda arkadaşım da istifasını verdi.

Ender Yüksel de yönetim kurulundan istifa etmiş.

Osman da hala tık yok!

Bu kadar gazeteci istifa edeceğine, Osman istifa etseydi de, hiç olmazsa dernek kurtulsaydı. Olmaz mıydı? Kendini feda edeceğine, derneği feda ettin! Değdi mi? Ne geçti eline?

Bu “koltuk” işi nasıl bir hastalıksa! Oturan kalkamıyor arkadaş! Bizim bilmediğimiz bir şey mi var?