Tanımadım.
Nasip olmadı.
Haberlerinden biliyordum.
Kaza haberini okudum.
En son acı haberini yayına vermek bana nasip oldu.
Seçim kazanmıştı.
Belediye Başkanlığı´nda ikinci dönemiydi.
Bazılarının bir dönemi bile alnının akıyla bitiremediğini hatırladım.
Onun ikinci kez seçilmesinin arkasındaki nedeni tahmin ettim.
Seviliyormuş.
Üzüldüm.
´İyi insandı´ diye düşündüm.
Başına gelen kaza. Kazanın oluş şekli.
Geldiği mevsim. Görevde olması.
Vesaire.
Demek ki onu Allah daha çok sevdi.
Öyle yorumladım.
Allah sevdiği kulunu yanına tez alırmış.
Cenazesine katılabildim.
Yüreklerdeki üzüntüyü, gözlerde gördüm.
Yüzlerde gördüm.
Konuşulanları duydum.
Arkada ´hoş bir seda´ bırakmak böyle bir şey.
´Daha önce yoktu´ denen hizmetlerini gördüm yollarda.
Ve onu yeni tanıdım.
Sevdiklerinin kaybettiği gün tanıdım.
Daha doğrusu kaybettiğimiz gün tanıdım.
O, görevini layıkıyla yapmış.
Sevmiş, sevilmiş.
Amel defteri kapanmasın diye ´hoş seda´dan fazlasını bıraktı ardından.
Hizmetlerini bıraktı. İz bıraktı.
Yürümek isteyenlere.
Bize düşen şu:
Hizmet sevdasını anlamak.
Sevmek, sevilmek, izinden yürümek.
Sektörlerimiz, kulvarımız, dünya görüşümüz önemli değil.
Önemli olan iyi bir insan olarak yaşamak.
Öylece Hak&8217;ka yürüme savaşı vermek.
Ve en önemlisi:
Onun açık bıraktığı amel defterine her gün bir dua yazdırmak.
Onu her daim, her fırsatta ahirette yalınız bırakmamak. Dualarla teşekkür etmek.
Yanında olmak lazım.
İyiler her daim böyle kazanır, böyle yaşar.
Allah bu vatana, millete hizmet sevdasında olanlara, bu yolda çalışana, çaba gösterene, ter dökene, kan verene...
Her iki cihanda ´can´ versin.
Aziz eylesin.