Yaşadığımız sürece arayacağız çocukluğumuzun bayram günlerini.
Gece heyecanlarını.
Sabah uyanmalarını.
Yeni elbiseleri.
Taze koşuşturmaları.
Yorgun düştüğümüz oyunları.
Çok arayacağız.
Yaş geçiyor.
Buruk duygular git gide tazeliyor kendini.
Yalnızlaştıkça eski bayramlar çok daha fazla aranıyor.
Yine de güzel umutlar, karşılaşmalarla uyanıyor insan.
Bayramlar galiba çocuklar ve yaşlılar için daha çok.
Biz şimdi orta demindeyiz bu tadın.
Bunca koşuşturma, bunca tantana arasında bizler için bayram bir soluklanma dönemi oluyor.
Akraba bayramlaşmaları.
Ana baba buluşmaları.
Dost karşılaşmaları insanları buluşturuyor.
İyi değerlendirmek lazım.
Protokol ve parti bayramlaşmaları çoğu zaman bu tat ve kavuşmalardan uzak.
Adet yerini bulsun.
Protokol bayramlaşmalarında halk neden yok?
Devletin yöneticileri, Belediye Başkanları, STK´ların temsilcileri bir bayramlaşma furyasının içinde gidip geliyor.
[*] [*] [*]
Onların ilginç karelerini yakalayıp karşılaşmalarını analiz etmeye çalışırız.
Galiba bu bayramlaşmalarında da şeklini biraz değiştirmek gerekiyor.
Biraz daha renklendirmek ve paylaşmaya değer katmak gerekiyor.
Zonguldak kent merkezi bayramlaşma havasından tamamen uzak.
İnsanlar böyle zamanlarda özel hazırlıklar bekliyor.
Birçok şehir bu hazırlıkları yapıyor.
Zonguldak Belediyesi ve ilçe belediyeleri bu konuda oldukça zayıf.
Halkın sosyal paylaşım alanlarının canlandırılması gerekirken maalesef tek bir hareket yok.
Görsel şölenler yok.
Bayram eğlenceleri yok.
Organizasyonlar yok.
Git gide tembelleştirilen bedenlerimiz ve duygularımız daha fazla aç.
Bu eksilik sadece dini bayramlarda değil.
Milli bayramlarda da fazlasıyla göze çarpıyor.
Eyyy Atilla bayram bayram bir şeyi de eleştirme diye hayıflanabilirsiniz.
Böyle durumlar ancak bayramlarda aklımıza geliyor.
Ne yapalım?
O da benim kusurum.
Büyüklerimin, küçüklerimin bayramını yürekten kutluyorum.
Tüm okurlarımızın bayramını kutluyorum.
Meslektaşlarımızın bayramını kutluyorum.
Yalnız ve güzel insanların bayramını kutluyorum.
Anaların, babaların bayramını kutluyorum.
Sağlık diliyorum.
Bayram tadında bayram diliyorum.
- Allah´ım, ne olirsen ekinim gurumadan yağmurunu yağdırma! Hiç olmazsa birgün müsade et Allahım ne olirsen ... diye dualar edip durmuş.
Ekini neredeyse kurudu kuruyacak. Akşam üzeri, son yarım saatte, bir yağmur bir boran ki sormayın gitsin.
Tüm ekini çürümüş Erzurumlunun.
O hırsla eve gelmiş, bir de bakmış ki; eşeği de yıldırım çarpmış. Bu olay Erzurumlunun içine oturmuş ama bir şey de yapamamış.
Zaman geçmiş, Ramazan ayı gelmiş. İlk gün niyetlenmiş Erzurumlu. İftara tam yarım saat kala bir sigara çıkartıp yakmış. İlk nefesini şöyle bir güzelce çekmiş ve gökyüzüne bakarak üflemiş.
- Nasıl? İllet oliysen şimdi değil mi? demiş ve eklemiş:
- Ölen eşeği de gurbana saymazsam şerefsizim...
- Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile, dedi..
- Tabii, hatırlıyorum, dedi adam...
Çıktı, gitti. Öğleye doğru kapı çalındı..
Çiçekçi çocuk, harika bir kırmızı gül buketi bıraktı...
Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa köşedeki pastanenin çırağıydı gelen...
Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.
Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı..
Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı..
- Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise.. Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...
Adam:
- Hadi beeeeee..........