Bolluk istemiş.
Allah vermiş.
Ambarlar dolup taşmış.
Artık malzeme konacak yer yok.
Konu-komşuya dağıtmış.
Ancak boşaltamamış ambarları
Allah daha çok vermiş.
Sonra seslenmiş Mevlaya:
- Yeter. Koyacak yer kalmadı
Nida gelmiş Mevladan:
- Yolda giderken ekmek ye
Yemiş
Bu sefer daha da bereketlenmiş hanesi
Sormuş:
- Hani yolda giderken ekmek yersem daha vermeyecektin?
- Sen ekmekler yere dökülmesin diye altına bez tuttun. Onun için bereket arttı.
Bu Hazreti İbrahimin kıssasının bize çocukluğumuzda anlatılış şekli
Halil İbrahim bereketinin kaynağı
Böyle yetiştirildik.
Böyle inandık.
[*] [*] [*] [*]
Biz, çok sevdiğimiz yemeklerin olduğu sofraya oturduğumuz zaman besmeleyi geç çekerdik.
Öyle yokluk içerisinde, öyle iman ederdik.
Tek amacımız var; Allahın rızası
Tek korkumuz var; Allahın azabı
Bir işi yaparken, karşılığını sadece ondan beklerdik.
Kim, kimden umarsa, karşılığını ondan bekleyecek, bilirdik.
[*] [*] [*] [*]
Atilla Öksüzden dinledik.
Önemli (!) insanların şehit cenazesinde yer kapma yarışını
Önce bir düzeltme yapalım:
Sen kimin için öldün, bunlar neyin derdinde?
Bu, Atilla Öksüzün köşe başlığı
Yazının içinde tekrarlamamış.
Sevindim.
Çünkü Bakara Suresi 154üncü Ayet;
Allah yolunda öldürülenlere de ölü demeyin. Onlar diridir, ama siz anlamazsınız.
Böyle diyor.
Gelelim asıl konumuza;
O gün
Yani mahşer günü
Kim, neyi, niçin, kimden umarak yaptıysa, karşılığını ondan alacak
Öyle diyor Yüce Mevla...
Bir
Şehidimize ölü diyemiyorsak, ki öyle
O, bu durumun farkındadır.
İki
Yanlarındaki gösteriş budalalarına gelince
Onlar da bu durumun farkındalar
Üç
Vatandaşlar samimi... Aile kendi acısını yaşıyor.
Dört
Geri bir tek fotoğraf makinaları, kameralar, gazeteler kalıyor.
İşte o gün kameraların, fotoğraf makinalarının sana vereceği bir şey yok.
Yaptığınız mücadele boşuna
Sonuç yok.
Bu dünyada ayıp
Öbür dünyada kayıp
Atilla gelme diyor ya
Az bile diyor.
Yorma kendini.
Atillayı da yorma.
Yüce Mevla biliyor.
Biz de biliyoruz.
Kaç kişiyi kandırabilirsin ki
Üzücü olan tarafı şu:
İnsanların acısından ne kadar nemalanabilirsin?
Düşün
Ellerini başının arasına alıp öylece düşün.
Yoksa yine başka yerlere çalışır kafan.
Biraz sıkıştır.
Hak vermezsen bize
Acımazsan kendine
Sana diyecek başkaca söz yoktur bizde
Şehit geliyor
Yıldızını parlat, güneşini yak
Açıl ey gökyüzü, şehit geliyor
Cenneti Alayı lutfeyledi Hak
Kat kat yarıl, yol ver, şehit geliyor
Bulutuna söyle yas bağlamasın
Islanmasın koçum, gök ağlamasın
Kuşların ötüşüp can dağlamasın
Goncamı aşkla der, şehit geliyor
Alnına şehadet damgası basmış
Boynuna şefaat mührü asmış
Böyle gelen yiğit has oğlu hasmış
Yollarına gül ser, şehit geliyor
Nur inmiş yüzüne, seyre doyulmaz
Gören hangi yürek o an bayılmaz
Birbiri ardınca ikram, sayılmaz
Lebinde şerbet var, şehit geliyor
Süreyya selamın versin şahana
Firdevs kapıların açsın ol hana
Sığamaz aslanım yedi cihana
Yeryüzü ona dar, şehit geliyor
Sırtında delinmiş kanlı parkası
Çıkarıp giyecek atlas hırkası
Melekler kolunda teşrif fırkası
Huzura bekler Berr, şehit geliyor
Mücella Pakdemir