Çok derine inmeye gerek yok.
Yalan&[#]8230;
Bir kere varsa&[#]8230;
Yine olur&[#]8230;
Sahtekarlık&[#]8230;
Bir kere yapan, yine yapar...
Çalan&[#]8230;
Ufak çalan, fırsatı bulunca büyük çalar.
Çok çalar.
Yeter ki, ortam olsun.
Örnekleri çoğaltabiliriz.
[*] [*] [*] [*]
Dadaş, Teyo Pehlivan'ı görür.
- Yeni bir pehlivan türemiş. &[#]8220;Teyo kim ki, ben onu bir parmağımla yıkarım&[#]8221; demiş. Biz de &[#]8220;Teyo'ya nasıl böyle dersin? Haydi Cuma namazından sora millet bahçesindeki çayırlığa&[#]8221; dedik.
Teyo ne desin?
- İyi demişsiniz.
Gün gelir çayırlığa çıkılır.
Hasankala'nın bütün Teyo tiryakileri ordadır.
Bir şamata, bir gürültü içinde güreş başlar. Başlaması ile birlikte, genç, Teyo'yu bohçalayarak altına alır.
Herkes söz birliği halinde&[#]8230;
- Olmadı, ısınmadan da yıkma-yıkılma mı olur? Isınsınlar, yeniden tutsunlar.
Bu itiraz üzerine ikinci defa tutuşulur.
Yine Teyo Pehlivan'ın sırtı yerdedir.
Ama seyircilere bu sonucu kabul ettirmek ne mümkün&[#]8230;
- Canım, çim ıslak, Teyo'nun ayağı kaydı, bu sayılmaz, yeniden tutsunlar, göreceksiniz.
Böylece üçüncü tutuşma olur.
Genç, bu sefer göstere göstere Teyo'yu altına alır.
Sırtını yere yapıştırdıktan sonra da göbeğinin üstüne çıkar oturur.
- Tamam mı Pehlivan?
Teyo:
- İlk sefer de tamamdı, ama bu kavatlar inanmıyorlar.
[*] [*] [*] [*]
Delilleri ile yazılıyor.
Adam kendine çalışıyor.
Milletin makamını, aile makamı yapmış.
Ailesine çalışıyor.
Örnekleri var.
İlginç olanı, kabul eden yok.
Sesini çıkaran yok.
Teyo misali&[#]8230;
Her devrin hırsızı&[#]8230;
Hatta son devrin hırsızı&[#]8230;
Ama etrafındakileri kabul etmiyor.
Niye?
Onlarda bir ümit bekliyorlar.
Kadının kavuğu&[#]8230;
Sivrihisar Kadısı, arada bir içermiş.
Bir gün Nasreddin Hoca, öğrencileriyle kırlarda dolaşırken, dere kıyısında sızmış yatmakta olan Kadı'yı görmüş.
Cübbesi bir yanda, kavuğu-sarığı bir yanda... Hoca, cübbeyi sırtına, kavuğu başına giyip, sarığı da sarıp evine gitmiş.
Ertesi gün, Kadı kendine geldiğinde, adamlarına buyruk vermiş:
- Cübbemle sarığımı kimde görürseniz, kendisini yakalayıp yanıma getirin!
Az bir zaman sonra, mahkeme binasının önünde, Kadı Efendinin cübbesi ve sarığı ile dolaşan Nasreddin Hoca'yı gören mahkeme kollukçusu, Hoca'yı yakaladığı gibi sürükleyerek duruşma salonuna çıkarmış.
Halk da &[#]8220;Ne oluyor?&[#]8221; diye peşlerine düşmüş.
Kadı kükremiş;
- Bre Hoca, o sırtındaki cübbeyle kavuğu nereden buldun?
- Dün öğrencilerimle birlikte dolaşmaya çıkmıştık. Derenin kenarında sızmış, körkütük sarhoş, temiz giyimli, efendi görünüşlü bir adam gördük. Cübbesi bir yanda, kavuğu bir yandaydı... &[#]8220;Hırsızlar çalmasın&[#]8221; diye düşünerek, cübbesi ile kavuğunu alıp giydim. Kadı Efendi, sahibini tanıyorsan, söyle de verelim.
Kadı, kendini toparlamaya çalışarak, yumuşak bir sesle:
- Nerden tanıyayım, sen güle güle giymene bak&[#]8230;
[*] [*] [*] [*]
Belgeler, bilgiler akıyor.
Önce inkar ediyorlar.
Sonra kabul ediyorlar.
Vesaire&[#]8230;
Ya da önce yapıyorlar.
Sonra açıklıyorlar.
Yazınca, kızıyorlar.
Sonuç; fiili yapanlar kendilerine kızmıyorlar.
Yazana kızıyorlar.
Bu tüm basın için geçerli.
Sadece yalancılara diyecek yeni sözümüz yok.