Cuma akşamından bu zamana…
Saldırdılar.
Öldürdüler.
Yakalandılar.
Durduruldular.
Şimdilerle gözaltındalar.
Emniyet…
Savcılık…
Mahkeme…
Cezaevi…
Kestirmeden direk Allah’ın huzuruna varanlar var.
Bizim de uğurladıklarımız var.
Kabir; ya cennet bahçelerinden bir bahçe, ya da cehennem çukurlarından bir çukurdur.
Biz şehitlerimizi cennete uğurladık.
Darbecilere gelince…
Eminim sizin dilekleriniz bizimkilerden keskindir.
Sonuç;
Çok yazılar yazıldı.
Çok programlar yapıldı.
Bizim dağarcığımızda olanlardan fazlası söylendi.
İlim adamları, siyasetçiler, gerçek askerler, aydın insanlar vs…
Bizim söyleyecek yeni bir sözümüz yok.
Tek duamız; Allah şehitlerimize rahmet eylesin.
Yakınlarına sabır versin.
Milletimizin başı sağ olsun.


[*] [*] [*] [*]

Her şey o zaman başladı.
İlk günah yaratıldı.
Hz. Adem ile Hz. Havva cennetten kovuldu.
Yeryüzündeki çocukları…
En bilinenleri…
Kabil ile Habil…
Kabil çiftçi, Habil çoban…
Birer adak sunuyorlar.
Yüce Mevla’ya...
Mevla, Habil’in kurbanını kabul ediyor.
Kabil kıskanıyor.
Ve o da kardeşini öldürüyor.
Yeryüzündeki ilk cinayet…
Sonrası da geldi.
O gün, bugündür cinayet bitmiyor.
İhanet bitmiyor.
Ancak ihanet ile de…
Cinayet ile de olmuyor.
Zorlamayla olmuyor.
Daha önce kısmen başaranlar oldu.
Sonuç hüsran oldu.
Üç günlük dünya için kırmayalım birbirimizi…
Dışarıda yeterince düşmanımız var.
İçeride ellerimizle beslediğimiz hainlerimiz var.
Bize düşün bir olmaktır.
İri olmaktır.
Diri olmaktır.
Bırakalım ufak tefek kırgınlıkları…
Sarılalım birbirimize.
Düşmanlarımız çatlasın.

Ne için ağlıyorsun?

Hadis âlimlerinden, Ali bin Fudayl vardı,
Allah’tan korkusundan, her günahtan kaçardı.
Bir gün ağlıyordu, babası sordu ona:
- Ne için ağlıyorsun, ey yavrum, söyle bana?
Dedi ki:

- Babacığım, kıyamet gününde biz,
Bir arada olmazsak, nice olur hâlimiz?
Şimdi olduğu gibi, olmazsak bir arada,
Bunu düşünüyorum, ağlıyorum burada.

Babası cevabında, dedi ki evladına:
- Abdullah bin Mübarek, şöyle demişti bana: “Dünyadan kesilirse, bir kişi Allah için, hali ne de güzeldir, böyle olan kişinin.”
Fudayl bin Iyad der ki: “Evladım Ali’yi ben, gördüm kendi kendine, şu sözleri söylerken: ‘Ey nefsim cehennemden, kurtuluş ne zamandır? Şayet kurtulamazsan, hâlin ne de yamandır.’
Fudayl bin Iyad der ki: ‘Bir keçimiz var idi,
Bu keçi, başkasının, arpasından yemişti.
O günden itibaren, o keçinin sütünden,
Kimse süt içmemişti, ailemiz içinden.’
Ali bin Fudayl bir gün, bir yerde otururken,
Bir ayet-i kerime, işitmişti birinden:
“Alemlerin Rabbine, hesap vermek üzere,
İnsanlar o gün kalkıp, toplanırlar bir yere.”
Bayılıp düştü hemen, ayetin dehşetinden,
Gelemedi kendine, fazla teessüründen.
Bu zatlar hürmetine, ya Rabbi, bizi affet,
Böyle “yakın imanı”, bizlere de ihsan et!