Zonguldak'ta yakında hizmete girecek 400 yataklı yeni hastanenin taşınma işlemi henüz başlamadı.
Bu hafta başında planlanan taşınma işinin neden başlamadığı merak ediliyor.
Ancak hastaneden çatlak sesler çıkıyor!
Hastanedeki yönetici ya da çalışanlar, yeni hastanenin içinde büyük sıkıntılar olduğunu ve taşınınca, bu sıkıntıların çalışmalara zarar vereceği görüşünde.
Örneğin, hastanenin en alt katının su almaya devam ettiği, oradaki makinalar, kazanlar ve boruların sudan hasar gördüğü yönünde iddialar geliyor.
Boruların paslandığı ve su damlattığı konuşuluyor.
Bu yüzden duvarların ıslandığı ve yüksek oranda nem ve rutubet meydana geldiği konuşuluyor.
Gerçi, hastanenin bu bölümlerini gezdiğinizde bunları gözünüzle de görebilirsiniz.
Diğer taraftan, hastanenin iç dizaynını Sağlık Bakanlığı'ndan gelen ekipler belirlemiş.
Yeni hastanedeki düzeni; buradaki yöneticiler ya da çalışanlar kendi çalışabilecekleri gibi düzenleselerdi, daha iyi olmaz mıydı?
Hastane hizmet vermeye başlayınca, personelin yeni ortama kısa sürede ayak uydurması ve hizmetin aksamaması için içerideki koordinasyon çok önemli.
Hastanede, bu hafta başından beri hasta kabul ve poliklinik sistemlerinin hazırlıkları yapıldı.
24 Ekim 2022 Pazartesi günü taşınma işi başlayacakmış!
Umarım, hastane yöneticileri ve iktidarın yöneticileri, bu taşınma işini çuvallamadan halledebilirler.
"Hayırlısı" diyelim...
Karalama kampanyası...
Bartın'ın Amasra ilçesindeki Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Amasra Müessese Müdürlüğü'nde yaşanan grizu patlamasının yankıları sürüyor.
Metan gazının yüksek çıkmasına rağmen ocağın çalışmaya devam ettirildiği yönündeki iddia basında tartışılıyor.
Her akşam muhalif kanallarda, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil ve TTK Genel Müdürü Kazım Eroğlu ağır şekilde eleştiriliyor.
Eğer bu ocakta ihmal varsa, kurumun ihmali varsa, kurum görmezden geldiyse, en ağır şekilde cezalandırılmalı.
İşçiler de sendikaya gidip bu durumdan şikayetçi olduysa ve sendika bununla ilgilenmediyse, onlar da en ağır şekilde cezalandırılmalı.
İşçinin sorununu sendika bilir, bunu da kuruma bildirir.
Eğer kurum bunu dikkate almadıysa, burada kurum suçludur.
Savcılar, ocakta inceleme yapıyor, soruşturma devam ediyor.
Ocaktan sağ kurtulan işçilerin ifadeleri alındı.
Oradaki yöneticilerin de ifadeleri alındı. Ancak bu ocak kazalarının raporları çok geç çıkıyor.
Rapor tamamlanınca "kimin ihmali" olduğu ortaya çıkar, ancak o zamana kadar yöneticiler eleştirilerden kaçamaz.
Hakan Yeşil "makamında köçek oynatan Genel Başkan" olarak eleştiriliyor.
Kazım Eroğlu ise "yargılanırken Genel Müdürlüğe atandı" diye eleştiriliyor.
Kazım Eroğlu'nun bu kadar sessiz kalması kabul edilebilir bir şey değil.
Yerden yere vuruluyor, hiç sesi çıkmıyor.
Acaba konuşma yasağı mı var?
Önümüzdeki günlerde bunu net şekilde anlarız.