Zeki ve çalışkandı&[#]8230;

Medresenin gözde öğrencilerindendi.

Çok sevdiği hocasının cehennemde yandığını gördü.

&[#]8220;Sıradan bir rüya&[#]8221; diye aldırış etmedi.
Sonra tekrardan aynı rüyayı gördü.

İrkildi&[#]8230;

Kimseye diyemedi.

Derken, rüya aldı başını gidiyor.

Ne zaman uykuya dalsa, aynı rüya&[#]8230;

Kimseye söyleyemiyor&[#]8230;

İçten içe düşünüyordu.

Dalgın birisi olmaya başladı.

Neşesi gitti.

Derslerde geriye düştü.

Artık içinde bulunduğu sıkıntılı hal, dışarıdan da belli oluyordu.

Herkes gibi hocası da öğrencisinin durumunu fark etti.

- Hayırdır... Nedir bu dalgınlığın?

Geçiştirdi&[#]8230;

- Yorgunluktan&[#]8230;

- Bu öyle bir şey değil&[#]8230;

İki mırın-kırın etti.

Ne yapsa, hocasını inandıramadı.

- Hocam, ne zamandır sizi rüyamda görüyorum.

- Hayırdır inşallah&[#]8230;

- Cehennemde yanıyorsunuz.

- Ben aynı rüyayı kırk yıldır görüyorum.

Cehennemlik olduğunu görüyordu.

Yine de aynı hayatına devam ediyordu.

İbadetlerini yapıyor&[#]8230;

İlim tahsil ediyor&[#]8230;

Bildiklerini öğrencilerine aktarma gayreti içerisindeydi.

Öğrencisine anlattı.

- Bizim görevimiz, doğru bildiğimiz yolda yürümektir.

Görevlerimizi eksiksiz yerine getirmeye çalışmaktır.

Gerisi Allah&[#]8217;ın bileceği iş&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Bu hikâyenin üzerine yeni bir şeyler yazmaya gerek yok&[#]8230;

Bize düşen, görevlerimizi eksiksiz yerine getirmeye çalışmak&[#]8230;

Gerisi Allah&[#]8217;ın takdiri&[#]8230;

Bu böyle biline&[#]8230;

Gerisi kocaman bir yalan.

Hem dünyada, hem ahirette&[#]8230;

Başkalarına yer bulmaya çalışmayalım.

Önce biz neredeyiz?

Ona bakalım&[#]8230;

Yaprak dökümü&[#]8230;

Ormanlar rengarenk&[#]8230;

Turuncu, sarı, yeşil&[#]8230;

Sonbahar renkleri&[#]8230;

Havalar soğumaya başladı.

Yapraklar önce sarardı&[#]8230;

Şimdilerde ağır ağır dökülüyor.

Bakarsın bir rüzgar&[#]8230;

Ilık ılık eser&[#]8230;

Alır götürür yaprakları&[#]8230;

Dünün yemyeşil renkleri, düşer ayağımızın altına&[#]8230;

Gölgesine sığındıklarımız gazel olur.

Zamanı gelen dökülür.

Gelmeyen zamanını bekler.

Gerçek olan şudur;

Herkesin, her şeyin zamanı var.

Düşmemişse dalından&[#]8230;

Gazel olmasına zaman vardır.

Kimse aldanmasın.

Mevsimler sadece ağaçlara değil&[#]8230;

İnsanlara da iz bırakır.

Çiçek açarsın.

Meyve verirsin.

Bu arada taşlanırsın.

Ardından yaşlanırsın.

Kök salarsan, yeniden filizlenirsin.

Öyle ya da böyle bir gün kuruyup gidersin.

İşte o zamandır yaprak dökümü&[#]8230;

Önemli olan hazır olmaktır.

Bu gün bir değişiklik yapalım.

Ne zamandır ihmal ettik.

Cumartesi tadında bir şiir olsun.

Kalın sağlıcakla&[#]8230;

[*] [*] [*] [*]

Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar&[#]8230;

Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar.

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeye başlayınca rüzgar&[#]8230;

Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar.

O çocuklar...

O yapraklar&[#]8230;

O şarabi eşkıyalar&[#]8230;

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?
Can Yücel