“Bugüne kadar 55 milyar eşleşme sağlayan Tinder, yeni insanlarla tanışmak isteyenler için dünyanın en popüler flört uygulamasıdır. Facebook altyapısını kullanarak üye olunabilen sistemde, kullanıcılar bulundukları konuma yakın olan insanlarla karşılaşırlar. Beğeni-beğenmeme seçeneğinin bulunduğu uygulamada iki kişinin birbirini beğenmesi durumunda eşleşme gerçekleşir ve iki taraf için de sohbet edebilme olanağı doğar.
Kaydırma sistemi ile çalışan Tinder'da birini beğenmek için ekranı sağa, beğenmemek için sola doğru kaydırmak yetiyor. Tinder'a 2015 yılında 'Süper Like' özelliği de eklenmiştir. Uygulama, Türkçe’nin de dahil olduğu 38 farklı dilde, 196 farklı ülkeye hizmet vermektedir. Yapılan açıklamaya göre uygulamayı kullanan insan sayısı 1 milyonu aşmıştır.”
Durduk yerde neden böyle bir bilgi paylaştığımızı merak ediyorsunuz!
Tinder’in Türkçe karşılığı da "Kav"mış!
"Kav" ne demek?
1-Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde...
2-Yılanın deri değiştirirken attığı deri...
Kav, "içki mahzeni" de demekmiş!
Merakınızı gidereceğim...
Zonguldak’ta bilinen biri, "Tinder" adlı flört uygulamasında 10 milyon lira dolandırılmış!
Zonguldak’ta bilinen biri, "Tinder" adlı flört uygulamasında 10 milyon lira dolandırılmış!
Zonguldak’ta bilinen biri, "Tinder" adlı flört uygulamasında 10 milyon lira dolandırılmış!
Üç kez yazdım ki, okuduğunu anlamayanlar bir daha okusun, bir daha okusun, bir daha okusun!
Şimdi bu kişiyi merak ediyorsunuz!
Merakınızı gidereceğim...
Ava giderken avlanan bu kişiyi; şimdi mi yazsak, sabaha mı bıraksak, bilemedim!
Bugünlük bu kadar bilgi vereyim!
Sadece "Tinder" filan da değil ha!
Saadet zinciri işleri de olmuş!
Milletten para toplanmış!
Bu paranın toplamı 10 milyonu bulmuş!
Balon patlamış!
Bir dostum şöyle demişti:
"Bedava peynir, fare kapanında olur! Banka faizinin üstünde bir gelir beklentin varsa, dolandırılmaya hazırsın! Bir galeriden çekle araç alıp, diğer galeriye peşin paraya satarsan, iflah olmazsın.”
Şişede durduğu gibi durmuyor!
Zonguldak Merkez'deki 9 işletme sahibi, Zonguldak Belediyesi'ne başvurarak "içki ruhsatı" talebinde bulundu. Belediye Meclisi'nde görüşülerek, 9 işletmenin 8'ine içki ruhsatı verilmesi "oy çokluğu" ile kabul edildi. Zonguldak Valiliği, İdare Mahkemesi'ne başvurarak, bu ruhsatların iptalini talep etti.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
''Bu, büyütülecek bir konu değil. Olması gereken yerler olabilir, olmaması gereken yerler olabilir. Ona bakarız, karar veririz. Sonucunu bir bekleyelim bakalım. Zonguldak'a ilişkin bütün objeleri tasarufi bir anlamda Zonguldak'ta yaşayanlar, yani halkın isteklerine cevap vermeye çalıştım."
Zonguldak’ta içkili mekanlar çok çalışıyor da, yeni mekanlara mı ihtiyaç var?
Yoksa belediyenin birilerine kıyak geçmeye mi ihtiyacı var?
Ya da ruhsat işlerini kovalayan kişilerin paraya mı ihtiyacı var?
"Kozlu Müzik Festivali"ni "bira festivali" diye yazan gazetecilerin, CHP’li Zonguldak Belediyesi’nin alkol ruhsatlarına dava açılmasını "4"üncü Murat hamlesi" şeklinde yorumlamasını nasıl yorumlayacağız?
Sahi, alkol ruhsatı kaç lira?
Bu işten kaç kişi nemalandı?
Kıssadan Hisse: Çatısını kaybeden, yıldızları kazanır!
Yaşayacak çok yılınız kalmadı ve ayrılırken de yanınıza hiçbir şey alamayacaksınız. Bu nedenle tutumlu olun. Ancak sağlığınızdan ödün vermeden. harcanması gereken parayı harcayın, keyif alınması gerekenin tadını çıkarın ve elinizden geleni bağışlayın.
"Ben gittikten sonra ne olacak?" diye endişelenme, çünkü toz olduğunda seni övüyorlar mı, eleştiriyorlar mı, seni mezarlıkta ziyaret ediyorlar mı, unutuyorlar mı, hissetmeyeceksin.
Artık hayattan keyif almanın zamanı geldi ve bu kadar emek vererek kazandığınız eşyaları, tadını çıkarmak için kullanmalısınız.
Çocuklarınız için fazla endişelenmeyin. Çünkü onların kendi kaderleri olacak ve kendi yollarını bulacaklar.
Torunlarınıza özel ilgi gösterin... Onları sevin, şımartın ve fırsatınız varken onların tadını çıkarın.
Hayat beşikten mezara kadar çalışmaktan çok daha fazlası olmalı.
Kimseyle tartışmadan ve kin duymadan, hayatın bir başka gününün tadını çıkarmak için her gün kalkın.
Çocuklarınızdan çok fazla şey beklemeyin.
Çocuklar ebeveynleri için endişe duysalar bile her zaman işleri, sorumlulukları ve hayatlarıyla meşgul olacaklardır.
Anne ve babasını hiç umursamayan birçok çocuk, daha hayattayken malları için kavga edecek, bir an önce ayrılıp kendilerine miras kalabilmeyi dileyecektir.
Zaten 65 yaşında veya daha yaşlıysanız, çok çalışarak sağlığınızı zenginliğe takas etmeyin, çünkü kendi erken mezarınızı kazıyorsunuz.
Bin hektar pirinç ekiminden günde sadece yarım bardak tüketebiliyorsunuz ve bin villadan geceleri dinlenmek için sadece 8 metrekare alana ihtiyacınız var. Yani, yiyeceğiniz ve ihtiyaçlarınız için biraz paranız varsa, ihtiyacınız olan tek şey budur.
Mutlu yaşamaya çalışın çünkü tek bir hayatınız var.
Kendinizi şöhret, para veya sosyal statüye göre başkalarıyla karşılaştırmayın veya çocuklarınızın başarısıyla övünmeyin. Bunun yerine çocuklarınıza mutluluk, sağlık, neşe ve yaşam kalitesi elde etmeleri için meydan okuyun.
Değiştiremeyeceğiniz şeyleri kabul edin çünkü çok fazla endişelenirseniz sağlığınıza zarar verebilirsiniz.
Her gün keyif aldığınız ve neşelendiğiniz şeyleri yaparak refahınızı yaratın ve mutluluğunuzu bulun.
Mutluluğun olmadığı bir gün, boşa harcanmış bir gündür.
İyi bir ruh hali ile hastalık iyileşir ve neşeli bir ruhla daha da hızlı iyileşir veya asla gelmeyecektir.
İyi karakter, yeterli egzersiz, sağlıklı beslenme ve makul vitamin ve mineral tüketimi ile sağlıklı ve keyifli bir yaşam süreceksiniz.
Ama her şeyden önce, ailenizde ve arkadaşlarınızda her şeydeki iyiliği takdir etmeyi öğrenin, çünkü bunlar sizi genç hissettirecek, hayatınızın güzel anlarını ve ilginç bölümlerini yeniden yaşamanızı sağlayacaktır.
"Çatısını kaybeden, yıldızları kazanır" derler ve bu doğru.
Zaman ve fırsatlar nehir suyu gibidir; ona iki kez dokunamazsınız çünkü o çoktan geçmiştir ve bir daha asla geçmeyecektir.
Hayatınızın her dakikasını en iyi şekilde değerlendirin ve dünya hakkında bilgi edinme ve hayattaki güzel şeylerin tadını çıkarma fırsatlarını geri çevirmeyin, çünkü başka bir fırsat çıkmayabilir.
Görünüşe odaklanmayın çünkü zamanla değişir.
Mükemmel insanı aramayın çünkü öyle biri yok.
İsterseniz sizi insan olarak takdir eden birini arayın, bulamazsanız yalnızlığın tadını çıkarın ki bu, kötü arkadaşlıktan çok daha iyidir.
Onun hakkında ne düşünürseniz düşünün, Tanrı'ya inanın ve çok kısa olan hayattan keyif almaya çalışın, ailenizin ve arkadaşlarınızın tadını çıkarın, çünkü er ya da geç bu dünyayı terk edeceksiniz ve kimse size teşekkür etmeyecek.
Sağlık ve esenlik her zaman yanınızda olsun. (Lin Yutang)
Günün Fıkrası: Ya açılmazsa...
Pilotun biri, büyük bir mağazaya girerek tezgahtara sorar:
— Sizde paraşüt bulunur mu?
Tezgahtar cevap verir:
— Bulunur efendim, hem de en iyisinden...
— İyi açılır mı bari?
— Açılır efendim...
— Ya açılmazsa!
— Sorun değil, o zaman getirir değiştirirsiniz efendim!