Devrek Belediyesi İnsan Kaynakları Müdürü Tuncay Ulupınar, belediyeden emekli olanların hesabına kıdem tazminatlarını yatırıyor!
Ama aynı parayı iki kez gönderiyor!
"Yanlışlık oldu" diyerek, fazla gönderdiği paranın, kendi hesabına gönderilmesini istiyor!
Tuncay Ulupınar, o kadar ileri gidiyor ki, emekli olmayı düşünmeyen 3 kişiye daha para gönderiyor!
O kişiler, “Biz, emekli olmak istemiyoruz ki...” diyorlar!
Tuncay Ulupınar, “O zaman parayı şu hesaba gönderin” diyor!
Tüm bu paraları kendi hesabına alıyor!
Bu paralarla gayrimenkul yatırımları yapıyor!
Biz, Zonguldak’ta nitelikli ve niteliksiz dolandırıcılarla ilgileniyoruz!
Ama böylesi bir dolandırıcılığı ilk kez görüyoruz!
Tuncay Ulupınar, bu süreçte bankacı eşinden ayrılıyor!
Ama bankacı eşi, yatırımlarına devam ediyor!
Zonguldak’ta belediyecilik tarihinde görülmemiş bir olay!
Ve Tuncay Ulupınar, Devrek Cumhuriyet Savcılığı’na başvurdu!
Etkin pişmanlıktan yararlanmak istediğini söyledi!
6 milyon 200 bin lirayı belediye hesabına yatırdı!
Ancak Tuncay Ulupınar’ın hesabına geçirdiği rakam, hesaba yatırdığından çok fazla!
Üstelik aldığı dairelerin fiyatları uçtu!
Ayrıldığı eşinin üzerindekiler kalsa bile onlara ömür boyu yeter!
Devrek Belediyesi’nde ne para varmış arkadaş!
Çal, çal bitiremediler!
Tüm bu hırsızlık ve yolsuzluklar olurken, "Belediye Başkanı" kim?
Çetin Bozkurt!
Hiçbir şey yokmuş gibi Devrek sokaklarında dişlerini göstere göstere gezebiliyor!
Mülkiye müfettişleri, soruşturmayı tamamladılar!
Savcılığa gidecek suç duyurusu evrağını hazırlıyorlar!
Süreci yakından takip edeceğiz...
Sizlerle paylaşacağız.
Devlet uyuyor mu?
Zonguldak’ta yeni bir rant kapısı açılmış!
Hafriyat döküm işi!
Zonguldak Belediyesi, hafriyat firmalarına Aydınderesi bölgesini göstermiş!
Oraya bir kepçe koymuş!
Hafriyatı döken firmalardan sadece "itme" parası alıyormuş!
Sonra ne olduysa, Zonguldak Belediyesi, Sapça’daki Aydınderesi bölgesine hafriyat dökümünü durdurmuş!
Bu hafriyat bir yere dökülecek!
Nereye dökülecek?
Tamam, şimdi buldum!
Zonguldak Merkez Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’taki bir bahçeyle dökülecek!
Bahçenin sahibi, kamyon başı 2 bin lira alacak!
Kayıt yok, kuyut yok!
Bu bahçenin sahibinin Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem ile "muhasebeci-mükellef" ilişkisinin olması bir yana!
Hafriyat döküm alanı olarak belirlenmeyen bir yere nasıl hafriyat dökülür?
Biz, buradan Zonguldak Belediye Başkanlığı’na, Zonguldak Valiliği’ne, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Zonguldak İl Müdürlüğü’ne ve Zonguldak Defterdarlığı’na çağrı yapıyoruz.
Lütfen, bu rezilliğe bir son verin.
Biri çıkıp, “Gelin buraya hafriyat dökün” deyince, oraya hafriyat dökülür mü?
Kayıt dışı bir para söz konusu...
Çevre durumu söz konusu...
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak Belediyesi’nin iki yakasını bir araya getireceğine dair söz vermişti!
Belediyenin iki yakası bir araya gelmedi!
Böyle giderse, birilerinin iki yakasını bir araya getirecek!
Ama biz, yasa dışı bu uygulamanın peşinde olacağız!
Zonguldak, birilerinin kafasına göre at koşturacağı bir çiftlik değil!
"Hemşehricilik" ayağına kimse, kimseye böyle kıyak geçemez!
Her zaman zirvede...
“Zonguldak’ın Açılış Sayfası” sloganıyla yayın yapan Pusula, ekim ayında da Zonguldak’taki internet siteleri arasında liderliğini açık ara sürdürüyor. İnternet sitelerinin performansını ölçen "Similarweb" adlı sitenin ekim ayı verilerine göre Pusula, en yakın rakibine neredeyse 3 kat fark attı. Pusula, kendisini takip eden 5 sitenin toplamı kadar hite ulaştı. Hele bizim irtifa kaybettiğimizi yazan bir internet sitesine ise, 5 kat fark atmışız!
İşte, Zonguldak’ta yayın yapan internet sitelerinin Ekim ayı performansları:
Pusula: 2.643.000
İmza: 944.179
Yeni Adım: 657.903
Elmas: 537.251
Ö. Halkın Sesi 357.365
Halkın Sesi: 329.398
Z Haber: 316.979
Şafak: 157.301
Önder: 139.797
Sıralamada beklenenin üstünde hiti görünen en az iki sitenin, her ay Google’ye 6 bin lira reklam ücreti ödedikleri ayrıca Facebook’ta sponsorlu paylaşım yaptıkları öğrenildi. Ayrıca yurt dışı kaynakları bot basarak, sitelerinin trafiğini yükselten var!
Pusula, yayın hayatına başladığı günden bu yana Google’ye reklam vermedi, Facebook’ta sponsorlu paylaşım yapmadı. Bot bastırmadı! Çünkü buna ihtiyaç duymadı.
Sadece habercilik yaparak bu başarıyı yakaladı. Ben hayatta olduğum ve Pusula’da yazdığım sürece sonucun değişeceğini sanmıyorum.
Benden sonrası Allah Kerim...
Kıssadan Hisse: Gerçek sevgi...
Bir gün sormuşlar ermişlerden birine:
“Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?”
"Bakın göstereyim" demiş, ermiş. Önce sevgiyi dilden gönüle indirememiş olanları çağırarak, onlara bir sofra hazırlamış.
Hepsi oturmuşlar yerlerine, derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da "derviş kaşıkları" denilen bir metre boyunda kaşıklar... Ermiş, "Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz” diye bir de şart koymuş. "Peki" demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına... En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan...
Bunun üzerine, "Şimdi sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe" demiş ermiş. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa... “Buyurun” deyince, her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, sonra karşısındaki kardeşine uzatarak içirmiş.
Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan... Ermiş, "İşte, kim ki gerçek sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse, o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa, o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz ve şunu da unutmayın, gerçek pazarında; alan değil, veren kazançtadır daima..." demiş.
Günün fıkrası: Kabak...
Nasrettin Hoca, bir gün köyden şehre giderken yorulmuş. "Tarlanının kenarındaki ceviz ağacının gölgesinde dinleneyim" demiş.
Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış ve şöyle düşünmüş, "Ey Allah’ım, gücüne sual olmaz amma, incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var. Bu nasıl iş?" deyip uykuya dalmış.
Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.
Hocanın kafasında ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış, "Yarabbi, sen en iyisini bilirsin. Şimdi o kabak ağaçta olsaydı, benim halim n’olurdu?" demiş.