Şu sıralar tırpan başladı.
Uygurları katleden Çinlilerin yaptığı tırpan motorları, bizim fındık içlerindeki otları paramparça ediyor. Benzini doldurduğun zaman yürüme hızıyla ince kalın demeden otları doğruyor.
Eskiden öylemiydi?
Fındık toplamaya başlamadan haftalar önce tırpana başlanırdı.
Uzun bir sopanın ucuna Komünist Rusya'nın orağının biraz büyüğü takılır, öyle tırpan yapılırdı.
Akşama kadar salla babam salla.
Taşa gelir, köke gelir kırılır.
Körelir.
Eyelenir.
Devam edilirdi.
Sonra otlar bir araya toplanır kurutulup yakılırdı.
Yine de yangın çıkmazdı.
[*] [*] [*]
Demek ki..
Ege'de... Akdeniz'de...
Ormanlar kendi kendine yanmıyor.
Yanan ormanların altından çıkanlara iyi bakmak lazım.
[*] [*] [*]
Tırpan sallayan erler pehlivan olurdu.
Afganistan'ı tek başına Ruslar'dan kurtaran Rambo gibi çizgi çizgi kasları, üçgen vücutları olurdu.
Vücut hatları, giydikleri eski kıyafetlerden belli olmazdı.
Yolda sallana sallana yürürken düşecek zannederdik.
Biz onların vücutlarını, kol kaslarını bile er meydanında görebilirdik.
Bir de dereye çimmeye gittiğimizde.
Hep uzun kollu entari giyerlerdi.
[*] [*] [*]
İşte onlar da bizim kahramanlarımızdı.
Afganistan'ı Ruslar'dan kurtaramasalar da...
Rusların orağıyla fındık içlerini temizler, evlerine ekmek götürürlerdi.
[*] [*] [*]
O zamanın devi Ruslar dağıldı.
Şimdinin devi Çinliler.
Onların tırpanı hakim köylere.
Sadece tarım aleti değişmedi.
Başka değişenler de var.
Bir... Köylerde pehlivanlar yetişirdi. Şimdilerde ihtiyarlar var.
İki... Topraklar alabildiğine verimliydi. Her kara parçası tarım için kullanılırdı. Şimdilerde her taraf gübre ile verimli. Her taraf bomboş. Tarlalar orman oldu.
Üç... Herkes çok çalışkandı. Yer içer çalışırlardı. Şimdi herkes yiyip içip gezmek istiyor.
Dört... Sıkışan komşusuna, dostuna koşardı. Söz senetti. Sözünü tutamayan ölüyordu kahrından. Şimdilerde sıkışan bankaya koşuyor. Kefil buluyor. Ödemesini yapamıyor. Ocağına incir ağacı dikiliyor. Tarım, böyle böyle gelişiyor.
[*] [*] [*]
Özetle.
Fındık tırpanları yapılıyor.
Sonra toplanacak.
Para ederse satılacak.
Borç ödenecek.
Para etmezse.
Yine satılacak, boğaza verilecek.
[*] [*] [*]
Köyler boş.
Gençler gurbete gitti.
Tarlalar boş.
Gübreler mahvetti.
Ahırlar boş.
İnekler terk etti.
Kümesler boş.
Grip telef etti.
[*] [*] [*]
Şimdi ne olacak?
Ovalardaki fındıklar sökülecek.
Yerine başka meyve-sebzeler dikilecek.
Beş yıl ürün beklenecek.
Halbuki çok güzel çıkış yolu vardı.
Fındığın büyük çoğunluğunu biz üretiyoruz.
Ama fındık için gerekli olan aleti Çin'den alıyoruz.
Biz de Çin'e satalım.
Aganigi-naganigi.
Her Çinli'ye bir avuç fındık iyi gelir.
[*] [*] [*]
Fındık değer bulur.
Gençler gurbettten geri gelir.
Hayvancılık.
Tarım gelişir.
Kadın ve çiftçi
Genç bir kadın, yakışıklı bir çiftçi, beraber yürüyordu.
Çiftçinin sırtında bir küp, sol elinde bir horoz, sağ elinde kocaman saplı bir kazma vardı ve önünde de bir keçi yürüyordu.
Bir hayli yürüdükten sonra yolları tenha bir geçite gelince genç kadın durdu:
- Ben, seninle bu tenha yoldan gitmem.
- Niçin?
- Beni öpmeye, sevmeye kalkarsın da.
Delikanlı gülerek:
- Sırtımda ve ellerimde bu kadar yük varken nasıl yapabilirim?
- Nasıl olacak! Kazmayı yere saplarsın, keçiyi sapına bağlayıp küpün içine horozu koyunca elleriniz serbest kalır...