Babalar vardır.
Bıraktıkları miraslarla anılırlar.
Mal mülk, sermaye, arabalar, fabrikalar.
Evlatlar kimi zaman böyle miraslar için bir birine girer.
Kastamonu Pınarbaşı Sorgun Şenlikleri&[#]8217;ndeyiz.
İstanbul´dan, Zonguldak´tan yüzlerce kişi şenliklere gelmiş.
Ahşap evlerinden çıkarak, uzak dağ yamaçlarından sabahın erken saatlerinden itibaren yürüyerek gelmiş pek çoğu.
Kadınlar yöresel kıyafetler içinde.
Erkekler kasketlerini çekmiş.
Genç kızlar yöresel kıyafetler içinde.
Davullar vuruyor.
Zurnalar vuruyor.
Köçekler dönüyor.
Akrabalık bağlarım yıllardır koparılmış ve hikayelerimin yüzüme vurulduğu zaman oluyor böyle buluşmalar.
Öz anamı-babamı çok soran çok oluyor.
Ben hiç tanımıyorum kimseyi.
Ne bir akrabayı ne diğerlerini.
Çocukluğumda gördüğüm yaşlı yüzleri tanısam hatırlasam da ismen çıkartamıyorum.
Çocukluk arkadaşları bile birbirimizi hatırlamakta zorlanıyoruz.
Yıllardır birbirini görmeyen kişiler buluşuyor.
Sürekli birileri gelip soruyor.
"Sen Yaşar´ın oğlu musun" diye.
"Sen Emriye´nin oğlu musun" diye.
Arada "Beni hatırladın mı diye" soranlar oluyor.
Meraklı bakışların kulaktan kulağa fısıldaştığına tanık oluyorum.
Çocukluğumdan başlayan ve 30 yıldır kulaktan kulağa dolaşan garibanlığımdan mıdır bilmem.
Ama nedense bu buluşmalar özel bir tarafım olduğunu bana fazla hissettiriyor.
Hayatta ilk kez karşılaştığım bir çok kişinin buğulanan gözleri bazen derin bir iç çekmesine dönse de yerini tabessüme bırakıyor.
Kadın erkek karşımdakilerin gözyaşları ve "Görüştük ya çok şükür" sözleri tüylerimi diken diken ediyor.
Bu yüzden her ne kadar parçalanmış bir ailenin evladı olsam da anadan babadan kalan sevgi saygı sermayesinden çok büyük miras sahibi olduğumu daha iyi anladım.
Babalığın ne kadar önemli olduğunda bu gezide bir kez daha anladım.
Bu buluşma, selamlaşma yerlerinde tanıştığımız insanların babamla ilgili sözlerinden, gözyaşlarından hüzünlü bir gurur duyuyorum.
Babamın iyilikleri, temiz kalpliliği ve adamlığı üzerine ne büyük sözler duydum.
Ne izler bırakmış meğer babam
Bu güzel ve onurlandırıcı sözlerin sahibi babam.
Ben sadece mirasçıyım.
Bütün çocuklar gibi, bütün evlatlar gibi.
Evlatlar babalarını çok geç anlıyor.
Bende bunlardan biriyim.
Bıraktığı manevi mirastan dolayı babama bir kez daha rahmet diliyorum.
Allah mekanını cennet etsin.
Ayağı yine kırıyordum!
Geceyi Kazım Topçu, Recep Topçu´nun evinde geçirdik.
Bir ara elektrik yoktu.
Telefon çekmiyor.
Telefon görüşme yoğunluğundan ötürü kulaklarım ağrıyordu.
Kulaklar da iki gün dinlenmiş oldu.
Eski lüks lambasının ışığında sohbet ettik.
Köy sohbetleri bambaşka.
İlgi alakayı anlatmak yetersiz.
Yaşamak lazım.
Gündüz çok yorulduk.
Gece domuz bekleyemedik.
Bir yıl içinde bir kez ayağım bir kez de elim alçıda kaldı.
Üçüncüden kılpayı yırttım.
Gece boyunca şiş ve ağrılı bir ayağa rağmen keyifli bir geceydi.
Siyasetten, Zonguldak´tan, tantana ve gerilimden uzak iki gün iyi geldi.