Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref &[#]8216;arka sokak&[#]8217; (Nizam Caddesi) için açıklama yapmış.
Özetle şöyle:
"Cadde düzenlemesini önceki Başkan Secaattin Gonca yapmış. Çay ocakları da dışarıya masa çıkarmış. Sadece erkekler oturuyor. Sadece erkeklerin oturduğu yere bayanlar giremez."
Yani, "Erkek erkeğe olmaz"
Ne yapmak lazım?
Öncelikle Zonguldak´ın oturup çay içeceği fazla yeri yok.
Aslında hiç yok ama&[#]8230;
Az da olsa bu ihtiyacı karşılayanlara haksızlık etmeyelim.
Böyle bir yer lazım.
Öncelikle sahilimiz olsun.
Yok.
Mevcudu geliştirelim.
Olmaz.
Başka yer bulalım.
Alın size &[#]8216;arka sokak&[#]8217;.
Düzenlemesi tamam.
Erkekler için biçilmiş kaftan.
Bayanlara gelince.
Neden ´arka sokak´ta otursunlar.
Çay içmek için mi?
Kesinlikle olmaz.
Peki nasıl olacak?
Önce onların ilgisini çeken bir sokak olacak.
Sonra bayanlar gelecek.
Mesela; Mevcut çay ocaklarından biri bayanlara tahsis edilerek başlanabilir.
İlk adım bu olsun.
Ancak eksik çok.
Başkan&[#]8217;a katılıyorum.
"Erkek erkeğe olmaz"
Ancak elin oğlu yapınca oluyor.
Denemeden konuşmak olmaz.
Unutmayalım.
İnsan isterse olur. Bir yerden başlamak lazım.
Bir şeyler yapalım.
Oturalım. Konuşalım.
Erkek erkeğe değil.
Kararları hep birlikte verelim.
Bayanlar da olsun.
Hatta çocuklar ve gençler de.
Cumartesi günü rahmetli dayımla konuştum
Adı: Hüseyin
Ama kimse öyle bilmez.
Fi tarihinde kahve çalıştırıyorum. Kırk yılda bir gelen postacıyı gördüm.
- Hüseyin Bozkurt´u arıyorum.
- Öyle biri yok.
Meğer bizim "Kara Paşa"ymış.
Dayım.
Sonra öğrendim.
Babam da "Gülbey" değil "Hidayet"miş.
İrkildim.
"Karabey"i, "Yurtbey"i sormadım.
Kırk yıllık Cemal Abi´nin Cemil olduğunu nasıl da öğrenmemişim.
Ya arkadaşım Alaattin´in aslında "Ali" olduğuna inanamadım.
Konu nereye aktı yine.
Kara Paşa bu.
Çapkındır.
Yazım bile hovarda oldu.
[*] [*] [*]
Fahrettin Atan.
Adı geçerse bu köşeyi okur.
Sordu:
- Kara Paşa ne yapıyor?
- Tüh! Dün akşam onun ´kırkı´ vardı. Nasıl da unuttum gitmeyi?
- Ula gerçek mi diyon?
- He.
- Ne zaman öldü?
- Niye sordun?
- O benim arkadaşımdı. Sapa sağlamdı. Daha gençti.
- Sen onu unuttuğun gün öldü. Madem arkadaşın bana niye soruyorsun. Aç telefonu sor.
- Seni Kara Paşa´ya söyleyecem.
- Söyle.
[*] [*] [*]
Gerçekten söyledi. Dayım çok kızdı. Haber göndermiş:
´Ona inat ölmeyeceğim´
Aradan zaman geçti.
Bir toplantıda karşılaştık.
Tanıdıklarımla tanıştırdım:
- Anamın kardeşi.
Yine kızdı. Eee. Dayılık yapmadan ´dayı´ denilmez.
[*] [*] [*]
Cumartesi günü eşi Ayşe Yengem´le karşılaştık.
- Rahmetli Dayım nasıl?
- Çocuk... Deli deli olma.
Demeye kalmadı Kara Paşa geldi. Hoş sohbet ettik.
- Yemelik fındık verecek.
Zonguldak´a ziyaretime gelecek üç senedir.
Kıssadan hisse:
İnsanlar, unutulunca ölür.
Namaz saati&[#]8230;
Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca :
- Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya...
Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşi´nin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş :
- Yahu bu ne uzun namaz böyle?
- Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim!
Bektaşi :
- Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza...
Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış :
- Erenler, senin namaz da uzun sürdü!
- Önümüzdeki haftanın namazını kıldım!
Hoca şaşırmış :
- Yahu olur mu böyle şey?
Bektaşi gülmüş :
- Allah senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin.