Hayatta bazı insanlar doğuştan şanslıdır.


Her şey yeri geldiğinde şans olabildiği gibi zamanla şanssızlık da olabilir.


Bunları nasıl kullandığınıza bağlıdır.


Ölçülü ve yerinde kullanıldığında her şeyin daha güzel olduğu görülür.


Teorikte hepimiz böyle düşünebiliriz.


Pratikte bunları uygulamanın zorluğu vardır.


Tercihler sizi bir uçurumun kenarına getirebilir.


İşte o uçurumun kenarına gitmeyecek yolları bulmak lazım.


İki gündür Zonguldak´ın "en iyileri", "en kötüleri" yazarken yaptığımız aslında bir iç çekmeden başka bir şey değil.


Zonguldak insanın kendi memnuniyetsizliğinin dışa vurumu.


Gittiğimiz her yerde karşımıza çıkan acı bir tablo bu durum.


Zonguldaklılar kadar kendi memleketini aşağılayan bir başka toplum var mıdır acaba?


Toplum bilimcilerinin bu kaostik durumu incelemeleri lazım.


Zonguldaklılar bireysel olarak ne kadar karakterli insanlar.


Bire bir de kendimize laf söyletmeyiz.


Biz haklıyızdır, bizim dediğimiz olmalı.


Kıskancızdır ama kabul etmeyiz ve bizden başkasının bir adım öne çıkmasını istemeyiz.


Herkes karakterli, kent karaktersiz!


Olur mu böyle bir şey?


Sosyolojik açıdan büyük bir problem.


Peki neden?


Zonguldaklılar bireysel de bu kadar güzel, dürüst, çalışkan, adil, adam gibi adamken Zonguldak bütününe baktığımızda neden kafalar geri.


Kendimize laf söyletmezken, yaşadığımız Zonguldak´ı nasıl aşağılık bir duruma sokup çıkartıyoruz.


"Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" demezler mi adına.


Perhizi yapan kim, turşuyu kuran kim?


"Zonguldak´tan cacık olmaz" mı gerçekten?


Bu nasıl bir iştir.


Bu yüzden iyi ve güzel düşünceli insanlar, art niyetle yaklaştığını düşündüğü insanların her yaptığının yanına kar kaldığını gördükçe benim gibi ironi yapıyor.


Ayaklar baş, başlar ayak oluyor!


Bu kent mütevazi değil, alçak gönüllü olmayı bilmiyor.


İnsanları nasılsa kent öyledir.


Şu aşamada yapacak bir şey yok.


İnsanların özü sözü bir olsa kent tam tersi olamaz!


Hani bir de Allah korkusu olmalı insanlarda.



Ümit Bey´in yanıtı


İki önceki yazımda "Ümit Velioğlu nerede hata yapıyor" diye sormuştum.


Tabi böyle bir durumda önyargılar muhatap tarafından bir kez daha galip gelir.


Yani yazının ardından bir kasıt aranması adettendir.


Velioğlu Madencilik adına Yüksek Mimar Ümit Velioğlu bahse konu yazıyla ilgili açıklama gönderdi.


Böylece Ümit Bey´in çok detaycı olduğunu da öğrenmiş olduk.


İşte Ümit Bey´in cevap hakkı;


"Sn Atilla ÖKSÜZ;


26/8/2009 tarihli Pusula Gazetesi&[#]8217;ndeki başyazınızda hakkımda yazmış olduğunuz yazıya ilişkin düzeltme ve açıklama yapma gereği hasıl olmuştur.


Yazınızda "Zonguldak bu günlerde Ümit Velioğlu´nun ticarette ortaya koyduğu tablonun yankılarıyla çalkalanıyor. ÇATES´e verilecek kömür için herkese pay taksimatı yapılırken Velioğlu´nun üretim kapasitesinin çok üzerinde talepte bulunması üzerine iş yarıda kalmıştı" demişsiniz.


Söz konusu ihale 4734 sayılı Kamu ihale kanununa göre Açık usulde uluslararası bir ihaledir. 26 Mayıs 2009 tarihinde Ankara EÜAŞ Genel Müdürlüğünde yapılan bu ihaleye Zonguldak´tan 6 firma katılmış ve Kısmi teklifinde verilebildiği ihalede bir firma işin tamamını en düşük teklifi vererek kazanmıştır.


Tam anlamıyla yasal çerçevede şaibeden uzak şeffaf bir ihale olmuş ve sonucunda ihaleyi alan firma ÇATES´e kömürünü vermeye başlamıştır ve halen de devam etmektedir.


Yazınızda bahsettiğiniz gibi "Herkese pay taksimatı, Rest çekme" gibi hadiseler olmadığı halde yazınızla sanki şaibeli bir durum varmış gibi kamuoyunda yanlış algılama hasıl olmuştur. Kişilerin hedef gösterilmesine ve olmayan işlerin varmış gibi algılanmasına yol açabilecek nitelikteki yazınızın daha sonrada hukuksal ve yargısal sonuçlar doğurması kaçınılmazdır.


Yine yazınızda " Ticarette rekabet caizdir. Ancak her zaman sevap yazılacak diye bir kural yoktur." demişsiniz. Hiçbir ihalede kimse zararına fiyat vermez.


Hem ihaleyi alanın hem de ihale kurumunun kazanmasından neden rahatsızlık duyuluyor ve de bundan şahsıma ne gibi bir günah yazılacak?


Yazınızın son satırında da "Bu açılımlar onun ticari ve siyasi beklentilerine yanıt vermek için yeterli değil" derken benim beklentilerimi ya da hedeflerimi nereden biliyorsunuz? Bu konularda ve benimle ilgili başka konularda bilgilenmeden hakkımda yazı yazmamanız gerektiğini düşünüyorum. Talebiniz halinde de her zaman sizi bilgilendirmeye hazırım.


Ben, ailem ve şirketim adına, gücümüz nispetinde Zonguldak´ta her zaman elimizi taşın altına koyduk. Sosyal sorumluluk projelerinde ve şehircilik alanında her zaman çalışmalar yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Yaptığımız bütün çalışmalar kamuoyunun ve sizlerin malumudur. Bunları hiçbir karşılık beklemeden yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Yaşadığımız kente katkı sağlarken beklediğimiz tek karşılık "Allah rızası"dır.


Eğer bir gün yürüdüğümüz doğru yoldan saptığımızı görürseniz lütfen bizi en ağır bir şekilde eleştirin. Ama yanlış anlaşılmalara mahal veren ve hedef göstermek şeklinde maksadını aşan yorumlar da yapmamanız gerektiğini düşünüyorum.


Bu vesile ile şahsınıza ve Pusula ailesine çalışma hayatınızda başarılar diler.


Saygılar sunarım."