Sürüydü&[#]8230;
Keçiler, oğlaklar, erkeçler, tekeler.
Koyunlar, kuzular, toklular, koçlar.
İnekler, düveler, tosunlar, öküzler.
Arkalarında köpekler.
Otlak mesafesi, yer, zaman ve mekana göre ayrıştırılırlardı.
Yakın ve ormanlık yerlerde birlikte otlarlardı.
Yoksa&[#]8230;
Keçiler uzak otlaklara, dağlara, bayırlara.
Koyunlar düz otlaklara, tarlalara, ovalara.
Büyükbaşlar en yakın yerlere, bahçelere.
Her hayvanın otlak yeri farklı.
Damak tadı farklı.
Verimi farklı.
Ürünü başka.
[*] [*] [*]
Sadece hayvana göre de değil.
Mevsime göre de değişkenlikleri var.
Mesela:
Keçiler.
Baharda yakın otlaklarda taze fidan yaprağı.
Yazda, gölgede mis tafnal, meşe yaprağı.
Sonbaharda orman altındaki gür otları.
Kışta ise önüne asılan kuru yapraklı dalları.
Olmadı&[#]8230;
Karın altından boynunu uzatabilen yeşil yapraklı her şeyi yerler.
[*] [*] [*]
Biz insanlar için de böyle.
Hep değişik tatları ararız.
Buluruz.
İmkan varsa tadarız.
[*] [*] [*]
Mesele şu:
İnsanların ya da hayvanların yedikleri her şey&[#]8230;
Soludukları hava.
İçtikleri su karakterlerine, vücut yapılarına tesir eder.
Aynı keçinin sütü, her mevsim ayrı leziz olur.
Olaya böyle bakıyorum.
Hemen gündeme göre yorumluyorum.
Bir ömür olduğu yerde sayanlara bakıyorum.
Nasıl da ısrarla aynı yalanları söyleyebiliyorlar?
Şaşıyorum.
[*] [*] [*]
Neyse&[#]8230;
Bunlar değişmez.
Ta ki biz gelişmedikçe.
Ağzımızın tadını bozmayalım.
Alın size bir fıkra.
Azıcık da gülümseyin.
[*] [*] [*]
Akıl hastanesinde bir gün delilerden biri koşarak doktorun yanına gelmiş:
"Doktor bey çabuk bizim koğuşa gelin", demiş.
Doktor gitmiş, delilerden bir tanesi kendini ayaklarından tavana asmış öylece duruyor.
Doktor, "Ne bu?" diye sormuş.
Doktoru çağırmaya giden deli cevaplamış:
"Doktor bey bu zır deli kendisini ampul sanıyor."
Doktor kızmış:
"Olur mu öyle şey! Hemen indirin onu aşağıya."
Yine aynı deli:
"Doktor Bey o zaman da biz ışıksız kalırız."