Gazeteci, yazar, iletişimci, öğretim görevlisi Ali Saydam, Bülent Ecevit Üniversitesi Sezai Karakoç Kültür Merkezinde İletişim ve Marka konulu etkinliğini Türk Hava Yollarının reklam filmiyle bitirdi.
Oradaki duygusallığın insanları nasıl etkilediğini anlattı Ali Saydam Hoca.Ali Saydam Hocayı dinlerken ve THYnin o reklam filmini izlerken duygulandım.
O an aklımdan Çaycuma Saltukovadaki havaalanı geçti.
Biz de böyle bir reklam filmi çekip, Türk Hava Yollarının dikkatini buraya çekebilseydik
Hani o çocuk Çok istesek geler bence diyor ya!
Birçok istemediğimiz için mi gelmiyor Türk Hava Yolları? sorusu kurcalıyor beynimi
THY´nin o çok başarılı reklam filminde, Iğdırın bir köyünde 4 çocuğun THY uçağını görmesiyle başlayan hikaye anlatılıyor. O sevimli çocuklardan birisi iki parmağının arasına aldığını hayal ettiği uçakla ilgili olarak arkadaşına İstanbula mı gidir sence? diye soruyor yöresinin şivesiyle. Ve sıcaklık orada başlıyor
Dört çocuk arasında geçen kısa konuşmalar şöyle devam ediyor;
-İstanbula mı gidir sence?
-Başka nere gidecek?
-Buraya gelecek hali yoktu ya?
-Çok istersek geler bence
Şimdi bu repliği bizim yöremize uyarlasak:
-İstanbula mı gidiya?
-Başka nerey gidecek?
-Buray gelecek hali yok ya!
-Çok istesek gelü bence
Reklamın sonunda THY, "Türkiye´de uçmadığımız tek bir yer kalsa, dünyada en çok noktaya uçmuşuz ne fayda!.." diyor ya!
Zonguldaka uçmadıktan sonra, dünyada en çok noktaya uçsan ne fayda?
Kaçırdım diyenler bu etkinliği Pusula TVnin www.pusula67.com.tradresinden mutlaka izlesinler.
İnsanlık adına tüm bildiklerini unut!
Dün insanlık adına tüm bildiklerimi unutacak bir olay yaşadım!
Kapı açıldı, arkadaşımız misafirimizin geldiğini söylerken, arkadan biri pat diye içeri girdi.
Adamı tanımıyorum, Ben nitelikli dolandırıcı dedi.
Allahım, yazdığım adam bu mu? dedim.
Zaten Ali Saydam Hocanın ilişki-iletişim seminerinden yeni çıkmışım!
Orada bir örnek de vardı.
Bir gazinocunun, Emel Sayını bir Paşaya götürdüğü haber olmuş.
Evren Paşa da çıkmış, O Paşa ben değilim demiş.
Bu açıklamanın yanlış olduğu anlatılmıştı.
Şimdi biri sizin karşınıza çıkıyor, Nitelikli dolandırıcı diye yazdığın adam benim diyor.
İletişim profesyonellerini yeni araştırmalara sevk edecek bir olay
Üstelik bir büyüğüm, Onu tanıdığında insanlık adına bildiklerini unutursun demişti.
Karşınızda öyle bir karakter var ki, neredeyse yazdıklarınıza pişman olacak, büyük haksızlık yaptığınıza inanacaksınız.
Benim yazdığım adam bu olamaz!
Kesinlikle olamaz!
Bu adam Zonguldakta harcanıyor!
Ya da Zonguldak bu adamın kıymetini bilmiyor!
Haydi başkan!
Dün bir belediye başkanından söz etmiştim.
Kadınlara iş teklif eden, iş tekliflerine güzel yanıtlar veren!
Köşe yazımız saat 22.00da yayına girdi.
10 dakika geçmeden üç telefon aldım.
Aaaaa ona da mı aynı şeyi söylemiş? diye
Kimine, Gel sosyal tesisleri sana vereyim demiş!
Kimine, Gel seni başkan yardımcım yapayım demiş!
Kimine, Halkla ilişkiler uzmanım ol, benim ilişkimi sen kur demiş!
Kimine, Gel seninle ilişki kuralım. Sen benim halkla ilişkiler personelim ol demiş!
Ama aynı şeyleri farklı kadınlara söylemiş.
Bizim yazımızdan sonra, kadınlar kendi aralarında ne konuştular bilmiyorum, ama beni arayıp Aaaa ona da mı aynı şeyi söylemiş? dediler.
Herkes işini garantiye almak için belediye personeli olmak isterken, başkan taşeron ya da şirket personeli olmayı öneriyormuş!
Beni arayan kadınlara, Siz bilirsiniz. Ama bu adam sizi kanser eder dedim.
Ağzından yel alsın dediler.
Örnek verdim, şok geçirdiler. Rahmetli de güzel kadındı.
Okumuştu, çalışkandı! Öldü gitti
Acaba diyorum, bu kadının heykeli de ilçenin bir yerine dikilse iyi olmaz mı?
Haydi başkan! Sen dikersin!
Hoca!
İlçemizin müteahhidi, gece hayatı yüzünden ciddi ekonomik krize girmiş.
Yaklaşık 10 yıldır ortak iş yaparak ayakta kalmaya çalışıyor.
Ama yine hovardalık diz boyu!
Her iş yaptığı ortak bundan yaka silkiyor.
Son ortağını da çarpmış!
Adam o kadar yalancı ki!
İstanbuldayken, Zonguldaktayım, Ereğlideyken de,Bartındayım diyebiliyor.
Aracındaki, araç takip sistemini unutuyor!
Yenge mi?
O da şirketi ayakta tutmaya çalışıyor!