'Cümbüşevi' dedi.
Ardından çalıştaylar.
Diyanetin hizmetiçi eğitimleri.
Geldiğimiz nokta şu.
58 ilde çalışma yapıldı.
Eksiklikler tespit edildi.
Giderilmeye başlandı.
Sadece cemevlerinin ihtiyaçları değil.
Alevi vatandaşların yaşadığı köylere bugüne kadar verilemeyen hizmetler...
Veya daha açık ifade edelim.
Gasp edilen haklar teslim edilmeye başlandı.
Bu da bir gelişme.
Hükümet sıkıştığından mıdır?
Yoksa uyandığından mıdır?
Orasını bilemem.
Bilinen bir gerçek var.
Hak edilen hizmetlerin en azından ilk defa sözü verildi.
Hatta ufak tefek ihtiyaçlar giderildi bile...

Çıkmaz sokak...
Cemevleri tanınmadı.
Resmi statü verilmedi.
Dolayısıyla...
Mahalle muhtarı.
Belediye başkanı.
Kim hangi binayı gösterip "burası cemevi" derse...
Orası cemevi...
Elektrik faturalarında düzenleme yapılacak.
Cumhurbaşkanının verdiği talimat bu binalarda uygulanacak.
Tam burada sorunlar başlıyor.
[*][*][*]
İkincilik olan yerler.
Bir muhtar gelmiş.
Bina yapmış.
Orası cemevi olmuş.
Muhalifi gelmiş.
Seçilmiş.
O bina yapmış,
Orası cemevi olmuş.
Kısacası...
Aynı her sokakta, her mahallede cami misali...
Bir mahallede iki ve fazlası cemevi diye nitelendirilen binalar ortaya çıktı.
Soru şu...
Şimdi bu hizmetler hangi binayı verilecek?
Burası çıkmaz sokak...

Klima kimin fikri?
Cumhurbaşkanı talimat verdi.
Yol, su, elektrik.
Anladık.
Ses sistemi, mobilya.
Sandalye, masa.
Mefruşat, nalburiye, ısınma sistemi...
Hepsini anladık.
Salon tipi klimalar kimin fikri?
Bu olaya kim imza attı?
Acaba sordu mu?
Dağın başındaki binalarda bu klimaları çalıştıracak elektrik sistemi var mı?
Varsa senede kaç gün ihtiyaç olacak...
Bunun yerine o köydeki çocuklara kütüphane yapsaydınız.
İnternet bağlayıp tablet verseydiniz!
Ama bunu kim düşünsün ki...
Onlar istedi.
Biz verdik.
Allah gönlünüze göre versin ki sizde göresiniz.

Mezarlık binalarını unutmayın!
Yol lazımsa...
Ölüye de lazım, diriye de...
Sundurma lazımsa...
Masa sandalye lazımsa...
Hepsine lazım.
Madem hizmet edeceksiniz.
Bu işleri muhtarların eline bırakmayın.
Adil olun.