Diyanet İşleri Başkanlığı…
Yıllardır personel alır.
Her zaman değişik sınav yöntemi dener.
Son birkaç yıldır bu işi bir düzene koydu.
Kendi sınavını açıyor.
Sonra…
Alım yapacağı zaman bir mülakat.
Sonra bekle…
Belki atanırsın.
Belki başka bahara.
Bu ayrı konu.
Son zamanda bir sınav yaptı.
Herkes başvurdu.
Sınava girdi.
Ter döktü.
Sıra personel alımına geldi.

İmam Hatip mezunu almayacak.
Çıtayı yükseltti.
Hafız+İmam Hatip Lisesi mezunu.
Az sayıda.
Daha çok…
Ön lisans ve lisans mezunu alacak.
Yıllardır yazarız.
Ortaokuldayken bile fikrimiz aynıydı.
Toplumun önüne çıkacak bir kişi…
Din görevlisi…
Hafızlık kesin…
En az ön lisans mezunu olmalı.
Bize kalsa.
İlahiyat mezunu olmalı.
Yeterli ilahiyat fakültesi var.
Yeterli mezun var.
Üniversite sınavında barajı aşamayan bir kişi cemaate ne verebilir?
Mantık güzel.
Çıta yükseldi.
***
Şunu da not düşelim.
Haksızlık var.

Hafız ve ön lisans veya ilahiyat mezunu alacaksın.
Eyvallah.
Çok da doğru.
Bunların haricindekileri sınava niye alıp umutlarıyla oynuyorsun.
Üstelik zamanlarını alıyorsun.
Paralarını alıyorsun.
Umutlarını kırıyorsun.
Allah’tan korkun.


Aynı nakarat…

Konutta indirim.
Araçta indirim.
Hemen piyasa fiyatları yükseltiyor.
Kime yarıyor.
Parası olan para kazanıyor.
Olmaz.
Devlet bu işe kesinlikle el atmalı.
Atacağını hep söylüyor.
Ama uygulama yok.
***
Tıpkı market olayındaki gibi.
Fiyatlar kontrol altına alınacak.
Alınmıyor.
Asgari ücrete zam geliyor.
Gelmeden başkalarının cebine giriyor.
Kısacası…
Vatandaş asgari ücreti hesapta görüyor.
Ama market rafında göremiyor.
Mutfak dolabında göremiyor.
Gardropta göremiyor.
Kırtasiyede göremiyor.
Çocukların beslenme çantasında göremiyor.
Biz de hükümeti zam yaparken görüyoruz.
Sonrasında göremiyoruz.
Hadi bir de sizi görelim.
Daha ‘biz de adalet var’ diyemedik.
‘Vatandaşın hakkını sonuna kadar savunan bir sistem var’ diyemedik.
Paraların rakamı değil…
Mutfağımıza yansıyan güce lazım.