&[#]8220;Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur&[#]8221; sözünü bilir misiniz?
Hep aynı şeyleri tekrarlıyor, yerinde sayıyor, ne kadar çalışsa da verimli olmuyor. Medrese eğitiminde, öğretimin ilk gramer kademesine verilen ad &[#]8220;bina&[#]8221;dır. Bu derste başarılı olunması ile bazı üst aşamalara geçilirdi. Ancak o üst aşamalarda öğrenci öyle bir hata yapar ki, yeniden bina okumaya mecbur edilirdi. Bu durumdan yola çıkarak deyimleşmiştir. Yaptığı işte yol alamayanlar için kullanılır.
Zonguldak&[#]8217;ta bu söze uyan çok sayıda isim tanıyorum.
Bunların bir kısmı ise, başarısızlıklarını kamufle etmek için zaman zaman bize sataşırlar.
Bir de, &[#]8220;Şapı kaynatsan olur mu şeker, cinsini sevdiğim cinsine çeker&[#]8221; sözü vardır.
Uzun uzun yazmanın anlamı yok. Kelime israfının da anlamı yok.
Öyle değil mi?
Tatil sendromu&[#]8230;
Hava sıcaklığı, mevsim normallerinin üstünde seyrediyor.
Ve gazetedeki mesai arkadaşlarımız sıra sıra yıllık izinlerini kullanıyorlar.
Yazı İşleri Müdürümüz İlknur Yılmaz tatilden döndü.
Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz yıllık izne çıktı.
Spor Muhabirimiz Suat Özger de yıllık izinde.
Arkadaşlarımızın eksikliğini hissettirmemeye çalışıyoruz.
Bir yandan da &[#]8220;sıra bize gelsin&[#]8221; diye bekliyoruz.
Gerçekten yorulduğumu hissediyorum.
Ama elimde bir-iki iş var.
Onları halledip tatile çıkmak istiyorum&[#]8230;
(Bu yazının özeti şudur: Atilla Öksüz tatilde. Bir şey olursa beni arayın!)
Herkes işine baksın&[#]8230;
Bu mesleğin doğasında var.
Her sabah güne yeni bir sürprizle başlarsın.
Dün sabahki sürpriz çok ilginç&[#]8230;
Biz şirket olarak, böyle sürprizleri yıllar önce yaşadığımız için gayet soğukkanlılıkla karşıladık.
Her zaman söylüyorum.
Herkes işini düzgün yapmalı.
Başkasının işini takip etmek yerine kendi işini takip etmeli.
Bunları söyleyince, &[#]8220;Her şeyi biliyor&[#]8221; gibi bir eleştiri de geliyor.
Ama öyle değil.
Gerçekten öyle değil.
Lütfen herkes işine baksın.
Telefonun arkasına saklanmasın&[#]8230;
Kıssadan Hisse: İyilik ve yalan&[#]8230;
Vaktiyle bir Padişah, ellerindeki esirlerden birini, &[#]8220;diğer esirleri kışkırtıyor, isyana teşvik ediyor&[#]8221; diye cezalandırmak istedi. Bu tür suçların cezası da idamdı. Esir, bunu bildiği için, "Ölümden öte yol yoktur" felsefesiyle, kendi dilinde Padişaha sövüp saydı, iyice içini döktü. Padişah, esirin dilinden anlayan bir Vezire, "Neler söylüyor bu adam?" diye sordu. Vezir, temiz yaratılışlı, iyilik yanlısı biriydi. Esirin küfürler savurduğunu değil de, "Padişahım, &[#]8216;Ben bir hata ettim, bir Padişah olarak sana yakışan ise affetmektir. Allah da bağışlamayı ve bağışlayanları sever&[#]8217; diyor" dedi. Vezirin bu sözleri üzerine Padişah merhamete geldi ve esiri affetti. Fakat esirin dilinden anlayan kötü yürekli bir başka Vezir müdahale ederek, &[#]8220;Padişahım, bu esir söylenenlerin tam tersine size en ağır küfürleri savurdu, ağzına geleni söyledi&[#]8221; dedi.
Padişah, yerinde bir soyluluk gösterisinde bulundu. Kötü yürekli Vezire hitap ederek, "Önceki Vezirimin söylediği yalan, senin söylediğin doğrudan daha çok hoşuma gitti. Senin gammazlığına itibar etmiyorum" dedi ve af kararını geri almadı.
Günün Sözü:
Kadınların aşkları suya yazılmış, inançları da kuma çizilmiştir.
William Edmondstoune Aytoun