AK Parti (Ereğli) Milletvekili Ercan Candan, tersaneler için kredi görüşmeleri sırasında teminat istenince, şöyle demiş:

"Kredi konusunda görüştüğüm Bakanlık yetkilileri, teminat istediler. Ben de, ´Durum itibari ile tek teminatım milletvekilliği ceketimdir´ dedim. Çözüm için çabam sürecek.”

Ereğli’nin sorunlarının çözümü Ercan Candan’ın ceketine kalmışsa, yandık.

Sayın Candan, seçilmeden önce de, “ceket”ini göstermişti.

Bir nokta daha…

Candan, Ereğli ile Zonguldak’ın “iki parça” olarak görüldüğüne dikkat çekmiş ve “Zonguldak ve Ereğli, birbirine karşılıklı öteki gözü ile bakmamalı. Bu bakışı düzeltmeli ve bu mesafeyi kaldırmalıyız" demiş.

Nasıl olacak bu? Candan’ın ağzından Ereğli’den başka bir şey duymuyoruz ki.

Kendisi Zonguldak Milletvekili gibi davransa, sorun kendiliğinden çözülecek.

Ama Candan, Ereğli için “ceket”ini, Amelebirliği için “arkadaşını” ortaya koyuyor.

Zonguldak için ortaya koyduğu bir şey yok ki!

Doğalgaz ve kömür işi…

Önümüzdeki kışa Zonguldak Merkez’de belli başlı mahallelerde doğalgaz dağıtımı başlayacaktı. Ama Zonguldak Belediyesi’nin tutarsızlığı yüzünden iş gittikçe uzadı.

Çalışmalar aksadı. Vatandaş kömürünü almaya başladı. Bu saatten sonra doğalgaz işi yetişse bile bu kış yine kömür kokusu çekeceğiz. Apartmanlar kışlık kömürünü alıyor. Depoda kömür varken, kimse doğalgaz yakmaz. Eğer hala “doğalgaz bu kışa yetişir” deniyorsa, yetkililer açıklama yapsın. Vatandaş boşuna kömür almasın. Bizden hatırlatması.

İnsanı tanıma rehberi!

Eğer bir insan çok fazla gülüyorsa, hatta saçma sapan şeylere gülüyorsa; o insan içten içe büyük yalnızlık çekiyordur...

Eğer bir insan çok fazla uyuyorsa; büyük ihtimalle üzgündür, hüzünlüdür.

Eğer bir insan az konuşuyorsa; konuştuğunda ise hızlı konuşuyorsa; o sır saklayacak biridir ve ona güvenebilirsiniz.

Bir insan ağlayamıyorsa; o çok zayıf bir kişiliğe sahiptir.

Eğer bir kişi anormal bir biçimde yemek yiyorsa; büyük ihtimalle çok gergin ve stresli bir haldedir.

Eğer bir kişi ufak şeyler için bile ağlıyorsa; ya çok yumuşak kalplidir ya da masum olmasına rağmen suçlanıyordur.

Eğer bir insan her şeye çok çabuk sinirleniyorsa; o insanın sevgiye ihtiyacı vardır.

Kıssadan Hisse: Karga!

Bir gün, bir karga, ağzında bir peynirle bir dala tüner. Karganın ağzındaki peyniri kapmak isteyen tilki, bir hile düşünmeye başlar ve bulur.

“Karga kardeş, merhaba!”

Karga, ağzını açmaz, başıyla selam alır!

“Yoksa rahatsız mısın?”

Karga, peyniri gagasında daha sağlam tutar ve tilkiye, başını yukarı kaldırarak cevap verir: “Çok zamandır güzel sesine hasretim, bir ötsene!” diye devam eder tilki.

Karga, ağzındaki peyniri temkinle ve dikkatle pençesini alır ve tilkinin isteğini yerine getirir; boynunu uzata uzata öter…

Tilki: “Hım, bu karga La Fontaine’i okumuş!”

Eğer kargalar gerçekten okuyabilseydiler, okuyan kargalar bilinç sahibi olacak ve yaşamın içerisindeki tuzaklara karşı daha da uyanık olacaklardı.

Ama biz okuyabiliyoruz!

Günün Fıkrası: Yamyam!

Yamyam baba-oğul, balta girmemiş ormanda dolaşırken, nehirde yıkanan genç ve çok güzel bir kadın gördüler.

Oğul sordu: “Ne dersin baba, yiyelim mi onu?”

Baba, bir an düşündükten sonra: “Hayır, bunu eve götürür, onun yerine anneni yeriz!”

Günün Sözü:

Kendi düşen adamı bırak düşsün, şayet bir başkası tarafından itilmişse, işte o zaman onu tut.

Machiavelli