Zonguldak&[#]8217;ta siyaset yapan, siyaset yapmak isteyen ve siyasetçi olma özentisi içinde olanların toplumsal menfaatlerden değil, kısır çekişmelerden ve amaçsız söylemlerden beslenme çabalarını gördükçe nefret ediyoruz.
İşte gündelik hayatta sık sık karşılaştığımız çok basit bir konu.
Yayın Koordinatörümüz Aydın Arslanyılmaz arıyor:
&[#]8220;Dediğin oldu.
Minibüs ile öğrenci servisinin şoförü birbirine girmiş.
Servis şoförü kanlar içinde yerde yatıyor.&[#]8221;
[*] [*] [*] [*]
Haber ise şöyle;
&[#]8220;Olay, saat 11.00 sıralarında kent merkezindeki Uğur Mumcu Kavşağı´nda meydana geldi. İddiaya göre, kavşakta yan yana duran Mehmet Özaydın yönetimindeki 67 S 0026 plakalı öğrenci minibüsü ile sürücüsünün adı henüz belirlenemeyen dolmuş, yeşil ışığın yanmasıyla aynı anda hareket etti.
Caddeye girişte birbirlerine yol vermeyen Özaydın ile dolmuş şoförü arasında tartışma çıktı. Araçlarından inen iki sürücünün kavgasına yakındaki durakta bekleyen dolmuş şoförleri de karıştı.
Mehmet Özaydın, aldığı yumruk darbeleriyle yere yığıldı.
Kavgaya karışan dolmuş şoförleri kaçarken, gelen 112 Acil Servis ekibi, eli-yüzü kanlar içinde kalan Özaydın´ı, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi´ne kaldırdı.&[#]8221;
[*] [*] [*] [*]
Geçtiğimiz günlerde paylaştığımız &[#]8220;Dolmuşçu muhabbeti&[#]8221; başlıklı yazıda, tam da bunları ve daha fazlasını yazmıştık.
Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Köksal Bahar&[#]8217;ın açıklaması ise, sembolik kalmıştı.
Dünkü gelişmenin ardından o günkü çağrılarımızı bir kez daha hatırlatıyoruz.
Buradan daha açık bir dille söylemek gerekiyor ki, Şoförler ve Otomobilciler Odası bu konuda görevini yapmıyor.
Görevden kaçıyor.
Oda&[#]8217;nın görevi, sadece üye aidatı toplamak, kaza yapan üyeye çekici göndermek olmamalı.
[*] [*] [*] [*]
Minibüs şoförlerinin ve taksicilerin, psikolog eşliğinde zorunlu eğitime tabi tutulmaları şart&[#]8230;
Birilerin onlara üstün ırk olmadıklarını, insan olduklarını, diğer insanların da haklarının bulunduğunu, kendilerinin de analarının, babalarının, çocuklarının olduğunu anlatması gerekiyor.
Osman Köksal Bahar&[#]8217;a açık bir çağrımız var.
Zorunlu eğitimden geçmeyen kimsenin minibüs ve okul servislerinde şoförlüğüne izin verilmemesi&[#]8230;
Bu konuda çok acil bir sosyal proje geliştirilmeli.
Ortaya konulacak iyi bir proje, Türkiye&[#]8217;ye örnek olur.
Ambulansı gördüğü halde yol vermemekte ısrar eden minibüsçülere, 3 gün, 5 gün duraktan men cezası getirilmeli.
İnsanların, yolcuların can güvenliğini tehlikeye atan minibüsçülere, 3 gün, 5 gün duraktan men cezası verilmeli.
[*] [*] [*] [*]
Vali Erol Ayyıldız, Belediye Başkanları ve Emniyet Müdürü Metin Seyfi Sazak ile İl Trafik Komisyonu üyelerine de bir çağrımız var.
Ayakta yolcu olayına artık bir son verelim.
Olur-olmaz yerden yolcu alma işine bir son verelim.
Bu işlere bir çeki düzen verelim.
Minibüslere ortak bir renk, model ve kalite getirelim.
Zorunluluktan değil, keyifle binelim.
[*] [*] [*] [*]
Ve tabii ki; siyasiler, halk adına siyaset yapmak isteyenler, siyaset yapma özentisi içinde olanlar.
Bunları siz söylemelisiniz, ama söyleyemezsiniz.
Çünkü değişime, yeniliğe, modernleşmeye hazır değilsiniz.
Sizin dünyanız laf ebeliğinden öteye geçmez.
Bu düşünceleri paylaşsanız bile söyleyebilecek, önerebilecek kadar samimi değilsiniz, cesur hiç değilsiniz.
Çünkü amacınız; daha yaşanılabilir, daha huzurlu bir kent değil, şirin görünerek, daha fazla sempati kazanmak ve oy toplamak.
Yalan mı?
Çünkü siz de onlar gibisiniz!
Değil misiniz?
Eee, o zaman öyle olmadığınızı gösterin!
Japon&[#]8217;un Türkiye izlenimleri&[#]8230;
Sosyal medyada dolaşan bir Japon&[#]8217;un biz Türkler hakkındaki izlenimleri dikkat çekici&[#]8230;
O Japon, İstanbul&[#]8217;da geçirdiği bir haftanın sonunda Türkler hakkındaki fikri sorulduğunda şunları söylüyor:
&[#]8220;Türklerin evine gittiğinizde, tanımasalar da &[#]8216;buyur&[#]8217; ediyorlar.
Siz oturmadan kimse oturmuyor.
Siz sofraya geçmeden kimse geçmiyor.
En iyi yere sizi oturtuyorlar.
Siz yemeğe başlamadan kimse başlamıyor.
Zorla her yemekten tattırıyorlar.
Siz kalkmadan kimse, evin çocuğu bile sofradan kalkmıyor.
Çay, kahve, meyve, ikram bitmiyor.
Herkes sizi rahat ettirmek için uğraşıyor.
Kumandayı elinize veriyorlar.
Sırtınıza, altınıza yastık konuyor.
Yorgunluktan ölseler bile siz kalkmadan kimse gidip yatmıyor.
Gitmeye yeltendiğinizde bu kez bırakmıyorlar.
Yataklarını veriyorlar, kendileri kanepede, koltukta yatıyor.
Sonra evden çıkıyorsunuz, aynı adamlar 180 derece değişiveriyor.
Herkes arabasını üstünüze sürüyor.
Arabanın burnunu çıkarmazsanız, kimse yol vermiyor.
Kornalar, küfürler&[#]8230;
Şerit değiştirmek bile mümkün değil.
Yayaysanız, ışık olmayan bir geçitten mümkünü yok geçemezsiniz.
Evde öyle, arabada böyle, nasıl oluyor?
Bu isi çözemedim&[#]8230;&[#]8221;
Oysa bunları anlamak için Japon olmaya gerek yok.
Çevremize ve kendimize bakalım.
Biraz insan olduğumuzda, insan gibi davranmaya çalıştığımızda bu çelişkiyi görmek mümkün.
Kimlik, kişilik bunalımı içinde yetişmiş, yetiştirilmiş bir toplumda böyle çelişkiler çok normal.
Daha fazlasını yazarız da, Türklüğe hakaret sayılır!