"Vatandaşlarımıza karşı sorumluyuz.
Vatandaşlarımız bizi anayasa, kanunlar, yönetmelikler ve kurallar çerçevesinde hizmet etmek akdiyle göreve getirmişlerdir.
Sen geldin.
Kendine ait yeni bir düzen kurabilirsin.
Vatandaşın böyle bir talimatı yoktur.
Var olan kanunları değiştirmediğin sürece var olan kanunlara uymak zorundasın.
Burası çadır devleti değildir.
Bu kurallar hepimiz için geçerlidir.
Devletin al takke ver külah bir iş olmadığını anlamak zorunda kalacaklar.
Devlet bir sorumluluk mekanizmasıdır.
Kurallar ve ilkeler bütündür.
Devlet sadece bir takım siyasi söylemlerle istismar edilebilecek bir anlayış değildir.
Yaptığımız bütün soruşturmalar.
Bütün değerlendirmeler devletin arşivinde kalmaktadır.
Dönüp geriye herkesin 'siz bunu nasıl yaptınız' sorusunu sorabilme hakkı söz konusu..."
İçişleri Bakanımız Sayın Süleyman Soylu...
Böyle diyor.
Önü, arkası da var.
Belediye şirketlerinde çalıştırılan örgüt bağlantılı kişilere yönelik basın açıklamasında olayın altını doldurmak için yapılan bir konuşma.
Tespit.
Ne güzel bir konuşma.
Herkes bunun altına imza atar.
Biz bu konuşmayı aldık.
Başka bir alanda da değerlendirelim.
Örnek...
Bir mahalleye, köye, beldeye, ilçeye...
Yol yapılacak...
Su getirilecek...
Okul yapılacak.
Kısacası...
Vatandaşın zaruri ihtiyaçlarını karşılamak için bir çalışma yapılacak.
Yapılması gerekiyor.
İhtiyaç var.
Esasında daha çok istek var ama...
Biz zorunlu ihtiyaçlar üzerinden gidelim.
Vatandaş da size bu yetkiyi verdi.
Ne demişti vatandaş.
- Bize kanunlar çerçevesinde hizmet edin.
Kanunlar ne diyor.
Adalet...
[*][*][*]
Uygulama nasıl?
Örnek...
Devlet yol yapmayı planladı.
Önce nereye yapacak?
Acil ihtiyaç arz eden kamu kurumlarına...
Örneğin hastanelere...
Başka...
Nüfus yoğunluğundan mevcut yolların kullanılabilirliğine bakacak.
Öyle mi yapıyor?
Maalesef...
Düzün ortasına kilit parke döşeniyor...
Çayır çimene beton dökülüyor.
Çamur çorağa dokunan yok.
Oralar batak.
Hani kanunlar vardı?
Adalet nerede?
[*][*][*]
Bırakın maliyet gerektiren hizmetleri...
Devletin sosyal etkinlikler için verdiği masa sandalyeyi vatandaşa kullandırırken bile ayrımcılık yapanlara ses çıkarılmıyor.
İnsanın canı acıyor.
[*][*][*]
Soru şu...
Sayın Süleyman Soylu...
Biz bugün ele aldığımız söylemlerinizin altına imzamızı attık.
Biliyoruz.
Böyle olmasını istiyoruz.
Bunları bir de atadıklarınıza talimat verin.
Kendisine derdini anlatan vatandaşı 'karışamam' diyerek kapıdan çeviren mülki amirler var bu memlekette...
Örf, adet gibi kelimeler kullanıp yasaları arka plana atanlar var.