Üst düzey bir devlet görevlisi pavyondan içeri giriyor.
Piyanist şantöz, devlet görevlisini görünce, Oooooo sayın
..de teşrif ettiler diyerek anons çekiyor.
Belli ki, daha önce sıkça gittiği bir mekan
Yoksa piyanist şantöz nereden tanıyacak o makamdaki birini?
Herkes pür dikkat yöneticiyi izliyor.
Biri de tutup bu sahneyi cep telefonuna kaydediyor, iyi mi?
Yönetici gidip yerine oturuyor.
Sonra gelsin konsomatrisler, gelsin rakılar!
Ne güzel bir şey böyle yöneticilik ya!
İnsan görev yaptığı ilde böyle mekanlara uğrar mı?
Bölük dur
Kandıralı artık sen de dur!
Danışman, sabahın köründe başlıyor milleti aramaya
Kendisi hakkındaki yazıların diğer danışman tarafından yazdırıldığını düşünüyor.
Sadece bu vekilin danışmanları mı?
Bu danışmanlar, kendi içlerindeki kavga yüzünden diğer danışmanlarla da kötü olmuşlar.
Doğal olarak diğer milletvekilleriyle de
Danışmanlar kötü olunca, milletvekilleri de kötü olmuş.
Birbirlerine söylemedikleri laf bırakmamışlar.
Ne diye?
Süleyman Başkan
Bölgesel Amatör Ligden 3üncü Lige, oradan da 2nci Lige çıkarttı takımı
Onun yerinde bir başkası olsa, şimdi kimse önünden geçemezdi.
Anlayacağınız, o kadar mütevazı
Toplumun her kesiminden destek almasını bildi.
İlkokul çocuğundan bir lira aldı, sıradan vatandaştan 5 lira, işadamından bin lira, büyük işadamından 10 bin lira
Onun için her kuruşun değeri aynı oldu.
Kapı kapı dolaştı, takvim sattı, ama adam satmadı.
Kendisine en büyük destek; Zonguldak Valisi Sayın Ali Kaban ve İl Emniyet Müdürü Sayın Osman Aktan geldi.
Eren Enerji Genel Müdürü Emir Erenin katkılarını da unutmamak lazım.
Fıkra: Bakan yüzme bilmiyor
Bir ülkede bir bakan, kendisini gazetecilere hiç sevdirememişti.
Ne yapsa makbule geçmiyor.
Basın, her gün kendisiyle uğraşıyordu.
Nihayet, "Öyle bir şey yapayım ki, gazeteciler mat olsun" diye düşündü ve ilan etti:
Pazar günü saat 10.00´da denizin üzerinden yürüyerek geçeceğim.
Pazar sabahı saat 10.00´da tüm basın mensupları toplandılar orada.
Bakan geldi ve elinde bastonuyla denizin üzerinde yürümeye başladı.
Karşı kıyıya kadar da yürüdü geçti.
Herkesin gözleri dehşetle açılmıştı.
Fakat ertesi günü tüm gazetelerde şu başlık okundu:
"Bakan yüzme bilmiyor!.."