Zonguldak'ın Devrek ilçesine bağlı Aksu Köyü’ne teslim edilen koruge boru meselesi uzadı gitti!

Boruları kim teslim aldı?

Boruları kim döşedi?

Borular kime döşendi?

Boru işi o kadar uzadı ki...

Yıllık izinde olan Devrek Kaymakamı Ümit Altay’a kadar uzandı!

“Kaymakam Bey, boruyu nereye döşedi?” filan diyenler oldu!

Ve resmi açıklama geldi:

“Devrek ilçesi Aksu Köyü ile alakalı yerel basında çıkan haberlerle ilgili olarak bahse konu koruge borular, Devrek ilçesi Aksu Köyü Güney Mahallesi’nden Alaplı ilçesi Gümeli Bölüklü Yaylası’na bağlanan yolun alt yapısında kullanılmıştır. 

Basında yer alan teslim tesellüm tutanağındaki imza ve mührün muhtarlığa ait olup olmadığı ile ilgili Devrek Kaymakamlığınca inceleme başlatılmıştır.”

Gördüğünüz gibi koruge boru, Devrek ilçesi Aksu Köyü Güney Mahallesi’nden Alaplı ilçesi Gümeli Bölüklü Yaylası’na bağlanan yolun alt yapısında kullanılmış.

Merak edenler için borunun nereye döşendiği belli oldu!

Devrek’te her döşenen borudan Kaymakamı sorumlu tutmak da moda oldu!

En son Devrek Belediyesi’ne üç boru döşenmişti!

Onlar da Beycuma Cezaevi’nde kullanıldı!

Kaymakamlar kararnamesinin çıktığı gece, “Kaymakamın tayini çıkıyor” diye davulcu-zurnacı tutup hazırlık yapanların elinde davulun tokmağı kalmıştı!

Sanırım, bu davulcu ve zurnacıya da bir koruge boru döşenmiş oldu!

Çünkü ona davulun tokmağı yetmezdi!

Kim etek giyiyor, kim pantolon?

CHP'deki kongre sürecini dikkatle izliyoruz. 

Solun Karadeniz'deki kalesi, "Küçük İzmir" olarak adlandırılan Zonguldak, CHP Merkez İlçe Kongresi öncesinde "Küçük Dallas"a döndü!

"Yalan Rüzgarı" da diyebiliriz!

Kim, kiminle, nerede buluştu? 

Kim, kime, nerede, ne verdi?

Belli değil!

Ekibini satanlar, fitne-fesat yayanlar, çapı kadar yazıp, çapı kadar ezber yapanların tüm hesabı, Zonguldak Belediye Başkanlığı seçimi!

Her adayın farklı bir adayı var!

Ali Osman Odabaş, Kamil Papila, Muzaffer Saraç, Burhan Karaçelik, Kemal Anadol, Avni Çelebilerden bugünlere geldik!

Son dönemde CHP’de yaşanan gelişmelere bakınca; kimin etek, kimin pantolon giydiğini ayırt etmek mümkün değil!

Tabi ki, CHP’de yaşanan bu kargaşa, AK Parti’yi mutlu ediyor.

En çok da Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan’ı...

Sen, bana ne vereceksin?

TPAO para vermiyor!

Eren para vermiyor!

ÇATES para vermiyor!

Erdemir para vermiyor!

Tat Metal para vermiyor!

Yurtbay para vermiyor!

Çanakcı para vermiyor!

Her sene aynı haberler yazılıyor!

Oysa biz, bu şirketlerden para yerine tesis istesek, yaparlar.

Zonguldakspor’un eski Başkanlarından İsmail Recai Şanlı, “Bana yer gösterin, Zonguldakspor’a çiçek gibi bir tesis yapalım” dedi.

Biz, İsmail Recai Şanlı’ya yer gösteremedik!

“Sen, bize para ver” dedik!

Sonra adamı kovmaktan beter ettik!

Hazır Filyos Vadisi’nde dev şirketler de çalışıyorken, arsa bulup tesis projesini ortaya koysak...

Yol müteahhidinin birine, “Sen şurayı yap” desek...

Tünel müteahhidinin birine, “Sen de şurayı yap” desek...

TPAO’ya, "Bak, bunlar, şunları yaptı. Sen de bize şurayı yap” desek...

Ama sen, daha futbolcularının lisans paralarını bulamamış bir kulüpsün!

Yani sen, yola çıkacaksın, destek istiyorsun!

Ama deponda yakıtın yok!

Bedri Rahmi Eyüboğlu, "Üç Dil" şiirinde ne diyordu?

“En azından üç dil bileceksin

En azından üç dilde

Ana-avrat dümdüz gideceksin

En azından üç dil

Çünkü sen ne tarih ne coğrafya

Ne şu ne busun

Oğlum Mernus

Sen, otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.”

Zonguldak, otobüsü kaçıran bir ülkenin şehri...

Biz de o şehrin çocuklarıyız.

Bir projen yok!

Bir hikayen yok!

Hesap veren yok!

Arsız hayat kadınları gibi!

Para, para, para!

Sorarlar adama!

“Sen, bana ne vereceksin?”