Köyü olanlar köyüne döndü.
Tam dönemeyenler, yarım döndü.
Gidecek köyü, ekecek arsası olanlara ne mutlu.
Pandemi.
Yasaklar.
En ağırı.
İşsizlik, aşsızlık.
Yoksulluk.
Başını sokacak bir damı olan.
Ekecek birkaç metre kare yeri olan.
En azından şehirden uzakta yaşama tutunma için bir şans buluyor.
Giderlerini kısıyor.
Bir nevi köyler insanlara hayat veriyor.
Keşke...
Hep köylerimizde durabilseydik.
Ekecek arazilerimiz olsaydı.
Geçinebilseydik.
Çocuklarımızın eğitim göreceği imkanlar olsaydı.
Ektiğimiz ürün para etseydi.
Az miktarda olan araziler bölük pörçük edilmeseydi.
Keşke... Keşke... Keşke...
Keşkelerin sonu yok.
Olan oldu.
Bundan sonrasına bakmak lazım.
Atıl araziler değerlendirilmeli.
Köyüne dönmek isteyenlere...
Öyle yüzlerce koyun.
Onlarca inek...
Verilmemeli.
Geçimini sağlayacak kadar olmalı.
Çünkü...
Tecrübesi olmayanlar.
Devletten faizsiz kredi ile bu işe girenlerin çoğu battı.
Batıyor.
Bırakın krediyi.
Hepsi hibe olsa.
Yeterli tecrübesi olmayanlar bu işin altından kalkamaz.
Ancak bir yerden başlamak.
[*]
Köyler bizim son sığınağımızdır.
Savaşta.
Barışta.
Hastalıkta.
Sağlıkta.
Her zorlukta.
Eğer bir köyde bacalar tütmüyorsa.
O yörede işler tersine gidiyordur.
[*]
Meşhur sözdür.
Bir dağın başında...
Bir yörüğün dumanı tütüyorsa...
O dağ yıkılmaz.
O köy viran olmaz.
O millet aç kalmak.
O devlet yıkılmaz.
[*]
Sahiplenme vardır.
Üretim vardır.
Kısacası...
Hayat vardır.