Kör bakıyorum.
Kusurları görmüyorum.
Daha doğrusu görmek istemiyorum.
Araştırmıyorum.
Olmadı, gözümü sımsıkı kapatıyorum.
Yine de gözümün içine giriyor.
Sancısı beynime vuruyor.
Canım yanıyor.
Niye böyle oluyor?
Köyüme bakıyorum.
Yolumuz yok.
Suyumuz yok.
Elektriğimiz yok.
Hizmet binamız yok.
Zaman geldi.
Suyumuz aktı.
Elektriğimiz yandı.
Yolumuz açıldı.
Binalar yapıldı.
Sonuç:
Mutlu insanlar
Her gün bir aradalar.
Sadece iş kaygısındalar.
Hep birbirlerine yardımdalar.
Her işe birlikte koşarlar.
Her tarlaya imece yaparlar.
Öyle mi?
Maalesef, önceden böyleymiş.
Şimdilerde suyumuz evimize akıyor.
Elektriklerimiz gece-gündüz dört bir yanı aydınlatıyor.
Yollarımız asfalt oldu, arabalar yağ gibi akıyor.
Binalarımız bile köyde üç-dört kat çıkıyor.
Tek derdimiz kaldı; insanlarımız birbirine yan bakıyor.
Senlik-benlik davası yapıyor.
Bir maaş, bir makama oturunca, kendisini ağa sanıyor.
Halbuki daha dün baldırı çıplaktı, unutuyor.
Bu gidişle geleceğe yarı çıplak bir nesil bırakıyor.
Milleti bölüp-parçalıyor.
Sorsan; bunu birlik-beraberlik adına yapıyor.
Sağda-solda böyle konuşuyor.
Gelelim konunun özüne
Köyden beldeye bakıyoruz.
İlçeden ile gidiyoruz.
Bir işi adam gibi yapamıyoruz.
Yapsak, parça-bölük oluyoruz.
Sonuç: Ne insana layık bir işimiz var.
Ne yapılan işten sonra devam eden birlikteliğimiz var.
Resul Hoca
Resul Hoca soyundu.
Stat istiyor.
Önce Türk Dil Kurumuna bakıyorum.
Soyunma-1: Üstündeki giysilerin bir bölümünü veya tümünü çıkarmak.
Resul Hoca, stat için bunu yaptı.
Elbise çıkarınca stat yapılır mı?
Yapılmaz.
Bu işe dikkat çekilir.
Burasını başardı.
Soyunma-2: Mevlevilikte tarikata girmek.
Yapacağın işe inanmak.
İman etmek.
Bugünkü konumuz ile bağlantısı bu kadar.
Soyunma-3: Kendini herhangi bir biçimde göstermeye, bir işi, bir mesleği yapmaya girişmek.
İşte Resul Hocanın istediğini çözecek bölüm burası.
O dikkatleri çekti.
İşin önemini belirtti.
Gerisi işi yapmaya soyunacak babayiğitlerde
Kim bunlar?
Milletvekilleri...
Bürokratlar
Onların peşini bırakmayacak olan sporcularda.
Zonguldak spor camiasında...
Sözün özü;
Milletvekillerimiz bu işe soyunursa
Stadımız olur.
Bu yol olur.
Birlik olur.
Sonra da tüm hizmetler Zonguldakı bulur.
İnşallah hayırlısı olur
Temel ile Dursun, Sultanahmette gezinirken, bir turist gelip kendilerine bir adres sorar. Turist; İngilizce, Almanca ve Fransızca sorar, fakat bizim Lazlar anlamaz...
- Ula Dursun, bir yabancı dil öğrenemedik gitti.
- Ula neye yarayacak ki, bak adam üç dil biliyor, yine derdini anlatamıyor...
Bu anlamda Resul Hoca, derdimizi anlattı.
Zonguldakın derdini anlattı.
Bakalım bu işe soyunması gerekenler ne kadar anladı?
Zaman gösterecek.