İki gündür Ankara'dayım.
Çok özel görüşmelerim oldu.
Meyvelerini kısa sürede toplarız.
Hep söylüyorum.
Bir yıl dört mevsimdir.
Hep yaz, hep kış, hep sonbahar, hep bahar olmaz!
Bazen bize yağar kar, bazen size!
Bazen de...
Edip Akbayram'ın söylediği gibi...
"Güzel günler göreceğiz, güneşli günler..."
Ankara boşalmış!
Herkes Zonguldak'ta.
Biz de tam tersine Ankara'dayız...
Çok şey yazmak, çok şey paylaşmak istiyorum.
Biraz daha sabır...
Hibrit teknolojisi...
Birisi bizim için şöyle yazmış:
"Senin Zonguldak'ta devlet içindeki gücün azaldığında!
O zaman bakalım sen nasıl bir süreç yaşayacaksın?"
Bu kişinin patronu akaryakıt satıyor. Bizim gücümüzü de öyle sanıyor!
Bakın şöyle anlatayım!
Biz şu an hibrit teknolojisi ile çalışıyoruz. Benzin, mazot bitse, elektrikle yola devam ediyoruz. Yani öyle kısa mesafe koşucusu değiliz.
Siz "güç" deyince, "benzin, mazot" anlıyorsunuz!
Alternatif yakıt türleri gelişiyor. Yakında "Bor"a geçeriz. Siz de eşeği Niğde'ye sürersiniz!
Ben sizin aklımızdan geçeni biliyorum!
Siz diyorsunuz ki:
"Bir numara gidince görürsün!"
Valla, biz yıllardır buradayız. Burada olacağız. Siz de 100 numara olacaksınız!
Anladınız siz onu!
Sert bir tokat yiyecekler...
Zonguldak'ta yıllar önce bir çete operasyonu yapıldı. Bizim adımız da o dosyaya yazıldı. 2 yıl 2 ay hapis cezası verildi. Yargıtay cezayı bozdu. Özel yetkili mahkemeler kalktı. Dava Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'ne geldi. Firardaki sanıklar yüzünden dava sonuçlanmıyor. Adımız dosyadan da ayrılamıyor. Yani yerel mahkeme aksi bir karar verse bile yine Yargıtay yolu açık. Bu yoldan başımıza çorap örmeye çalışanların çabası nafile! Bizimle uğraşanlar, aynı mahkemeden sert bir tokat yediklerinde ilk bizden duyacaksınız.
Günün Fıkrası: Politik bir cevap...
Bir politikacı, seyahat için trene binmeyi tercih etmiş, bir kompartımana girmiş. Ortalık gayet sakin... Karşısında dergi okuyan birisi var. Adamın elindeki dergiye bakmış, "Time" yazılı. "Tamamdır!" diye geçirmiş içinden. Adamın İngilizce bildiğinden girmiş, "Efendim, ne güzel, İngilizce dergi okuyorsunuz" demiş.
- Vıy!
- Ooo, aynı zamanda Fransızca da var.
- Si!
- Harika bir şey beyim. İtalyancaya da vakıfsınız.
- Yah!
- Bu ne kültür efendim. Almanca da biliyorsunuz.
- Da!
- Efendim pes doğrusu, Rusça da biliyorsunuz.
- Yes!
- Beyefendi yoksa siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?
- Evet!
Günün Sözü:
"Daha zeki olmanın tek yolu, daha zeki bir rakiple oynamaktır."
Revolver