"Ortaokuldayken, sınıf arkadaşlarımdan birisiyle ciddi bir tartışmaya girdim.


Onun haksız olduğundan, kendiminse haklı olduğumdan emindim.


Ögretmenimiz bize çok iyi bir ders vermeye karar verdi. Bizi bütün sınıfın önüne çıkardı ve onu masanın bir tarafına, beni de diğer tarafına yerleştirdi.


Masanın tam ortasında yuvarlak bir nesne vardı. Siyah renkli bir nesne. O çocuğa nesnenin rengini sordu.


Çocuk, ´Beyaz´ diye yanıtladı.


Söylediğine inanamadım, çünkü nesne siyahtı. Yeniden tartışmaya başladık, bu kez de nesnenin rengi hakkında. Öğretmen bu kez beni çocuğun yerine, onu da benim yerime geçirdi.


Ve bu kez bana nesnenin rengini sordu.


´Siyah´, yanıtını vermek zorundaydım, çünkü belli ki nesnenin bir tarafı beyaz, diğer tarafı ise siyahtı.


Öğretmenimiz o gün bana çok güzel bir ders verdi. Karşımdaki kişinin bakış açısını anlamam için, kendimi onun yerine koymam gerekiyordu.


Gerçeği biliyorum deme, ´bir gerçeği´ biliyorum de! Gerçekleri, bakış açımız ve görüş limitimiz kadar algılarız. O halde daha fazla hoşgörü!


Judie Paxton"





Kıssadan hisse.


Ereğli´ye gittik.


Her taraf Aday Adayı afişi.


Ak Parti´ye başvuru yapanların hepsi reklama başlamış.


Hasan Abi´nin (Sarıalp) haberine göre gazete sayısı da 25´i aşmış.


Aday Adayı çok.


Gazete sayısı çok.


Bu ne demek?


Bu Ak Parti´nin zenginliği.


Müracaat eden çok.


Ereğli´nin gelişmişliği.


Yayın organı çok.





İsterseniz bir de oturduğunuz koltuktan kalkıp öyle bakın.


O zaman ortaya nasıl bir manzara çıkıyor?


Ak Parti´de teşkilat çok başlı.


Milletvekili Fazlı Erdoğan´ın sözü dinlenmiyor.


Herkes ayrı havadan çalıyor.


Bu da Halil Posbıyık´a yarıyor.


En mutlusu o.


Ak Parti bir o kadar daha Aday zengini olsa, Halil Posbıyık daha mutlu olur. Bu düz mantık.


Rakipsiz bir Posbıyık hiçbir zaman mutlu olmaz.


Galiba Fazlı Erdoğan son duruma sessiz kalarak Halil Posbıyık´ı mutsuz ediyor.


Gelelim gazeteler konusuna.


Çok gazete.


Bu durum asla gelişmişliğin bir ölçüsü olamaz.


Gazete sayısıyla orantılı olarak yayın süreleri ve sürekliliği, gelişmişlik ölçüsünün göstergesi olabilir.


Onu da seçimden sonra göreceğiz.


Son söz;


Tüm bunları görebilmek için Ereğli´ye dışarıdan bakın.



Zonguldak´ta son durum



Yukarıdaki konuyla bağlantılı olarak Zonguldak´a bakalım.


Büyükler sessiz.


Ne yapacakları konusunda bir ışık vermiyor.


Bekliyoruz.


Ortalık Aday Adayı kaynıyor.


Sonuç ne olacak?


Belli değil.


Bu durum kime yarıyor?


İsmail Eşref´e.


Ama, o Posbıyık gibi değil.


O seçimi kazanmak istiyor.


Rakip olsun, ya da olmasın.


Çalışmalarına da ´Eşraf´tan başladı.





Ak Parti´ye gelince. Şu anda skorbordda rakam yazmıyor ama top Ak Parti´nin kalesinin önünde dönüyor. CHP sahada, Ak Parti soyunma odasında. Sahaya çıkacak takım belli değil.





Ne olur?


Ak Parti Milletvekilleri CHP´ye çalışıyor.


Nasıl?


Meydanı CHP´ye bırakarak.


Sonuç ne olur?


Neylerse mevlam eyler.


Neylerse güzel eyler.


Ak Parti´ye gelince;


Seçim kazanmak istiyorsanız kulisi bırakıp sahaya çıkın beyler.



Kaç Ermeni daha?


Avrupalıların, Ermenileri kışkırtarak Anadolu´da karışıklıklar çıkardığı günlerde, İngiliz Büyükelçisi Sultan Abdülhamid Hân´a küstahça: "Daha ne kadar Ermeni öldüreceksiniz?" diye sorulur.


Sultan Abdülhamid Hân´ın cevabı şöyle olur:


"Filan gün, filan saatte Karadeniz´in filan noktasından karaya çıkararak Ermenileri silahlandırmak için şu kadar sandık malzemeyi Ermenilere teslim eden İngiliz gemisinde kaç silah bulunuyorsa, o kadar Ermeni öldüreceğiz."