Beş katlı bina.
Üçünçü katta, merdiven başında bekliyorum.
Merdiven trafiği kalabalık.
Vatandaşlar bir aşağı, bir yukarı koşuşturuyor.
Derken ortalık birden sakinledi.
Nefes aldım.
Üst kattan aşağı biri iniyor.
Takım elbiseli.
Kravatlı.
İyi giyimli biri.
Göz göze geldik.
Selam verdi.
Ve Aleyküm selam.
Hal hatır etti.
İyiyim.
Ya siz?
Ama çıkaramadım...
Nereden tanıyorum?
Kim?
Düşünürken beklentim bitti.
Daireye girdim.
Ardımdan yine aynı adam.
Tekrar selam, sabah.
Hal hatır.
Tanıyamadım.
Arkasından on-onbeş kişi.
Daldılar daireye&8230;
&8230;Parti adayı, Falanca&8230;.
Bayanlar.
Erkekler.
Gençler.
Hepsi iyi giyimli.
Önden iki takım elbiseli.
Masaların arasında dolaşıyorlar.
Herkesle tokalaşıyorlar.
Elinde işi olanın başında bekliyorlar.
İşi bitince tokalaşıyorlar.
Telefonla konuşanın başında bekliyorlar.
Konuşma bitince onunla da tokalaşıyorlar.
Ya vatandaşlar?
Onlar sırada bekliyorlar.
Aday gitsin.
Memurlar işe dönsün.
Zaten işler ağır-aksak işliyor.
Bir de adayların yaptığına bakın.
İşi hepten sulandırıyorlar.
Böyle yapan adaya oy-moy yok.
Kendi payıma.
Selamla&8230;
Tokalaşmayla oy mu kazanılır?
Zaten devlet dairesinde işlerimiz görülünceye canımız çıkıyor.
Aslında bu konuda söyleyecek çok söz var ama&8230;
Bırakın aday olmayı.
Hizmet vermeyi.
Gölge etmeyin başka ihsan istemiyoruz.
Bizim köyde çalışanı engelleyici harekette bulunana söylenen söz şudur;
"İmece orağı saklama?"
Niye?
İmecede çok çalışanın orağını, yavaş çalışanlar saklar.
Böylece az çalışanlar tempoyu kendilerine göre tutturur.
Aheste aheste iş yapılır.
Orağı nereye saklarlar?
Oturdukları ot yığınının altına.
Burada dikkat edilmesi gereken konu şu;
Eğer orağı iyi saklayamazsanız.
Orak, üzerine oturduğunuz otların arasından çıkar ve üzerine oturanın oturak yerini keser.
Temel´le Amerikalı&8230;
Birgün bir Amerikalı ajanı bir odaya almışlar ve sormuşlar:
´-Karın mı, devletin mi?´
Amerikalı düşünmeden cevaplamış:
´-Devletim.´
Ordakiler:
´-O zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.´
Adam sıkılmış terlemiş ve sonunda dayanamayarak:
´-Yapamayacağım.´ demiş.
Daha sonra Temel´i aynı odaya almışlar. Aynı soruyu sormuşlar:
´-Karın mı, devletin mi?´.
Temel, hiç düşünmeden:
´-Devletim´ demiş
´-O zaman al şu tabancayı git yan odadaki karını vur.´
Odadan önce bir silah sesi sonra cam sesi gelmiş. Çıkınca sormuşlar:
´-Ne oldu?´
´-Sizin verdiğiniz silah kurusıkı çıktı bende karıyı camdan aşağı attım."